YENİ Parti Muğla Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu Üyesi Cumhur Uzun, Muğla'nın Menteşe ilçesi Bayır Mahallesi ile Yatağan ilçesi Deştin Mahallesi sınırlarında yapılması planlanan Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesine ilişkin kamuoyuna yansıyan bilirkişi ve ÇED iddialarını Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı.
Uzun, biri Adalet Bakanlığına, diğeri Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına olmak üzere iki ayrı soru önergesi vererek hem bilirkişi raporunun hazırlanma sürecinin hem de Bakanlığın yeniden verdiği ÇED Olumlu kararının tüm yönleriyle açıklığa kavuşturulmasını istedi.
BİLİRKİŞİ RAPORUNDA "YAZAR" KRİZİ
Uzun'un Adalet Bakanlığına sunduğu önergede, Muğla 3. İdare Mahkemesine sunulan dokuz kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporun dijital meta verilerinde, bilirkişi heyetinde yer almayan Dr. Mehmet Remzi Seyfioğlu'nun "yazar" olarak göründüğü yönündeki iddialar gündeme getirildi.
Seyfioğlu'nun aynı zamanda dava konusu projenin ÇED raporunun EK-13 bölümünün hazırlanmasında görev aldığı ve Bakanlığın mahkemeye sunduğu savunmada teknik değerlendirmelerine başvurulan kişiler arasında bulunduğu iddialarına dikkat çeken Uzun, raporun gerçekte kim veya kimler tarafından hazırlandığının dijital kayıtlar ve UYAP verileri üzerinden araştırılmasını istedi.
Uzun, bilirkişi heyeti dışındaki bir kişinin raporun hazırlanmasına müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu kapsamında sorumlular hakkında hangi idari ve adli işlemlerin uygulanacağını da Adalet Bakanlığına sordu.
"BU MESELE SADECE BİR RAPOR TARTIŞMASI DEĞİLDİR"
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Uzun, şu ifadeleri kullandı:
"Sonucu doğrudan etkileyebilecek bilirkişi raporunun kim tarafından hazırlandığı konusunda en küçük bir şüphe dahi cevapsız bırakılamaz. Heyette bulunmayan ve dava konusu projeyle mesleki ilişkisi olduğu ileri sürülen bir kişinin raporun dijital kayıtlarında yazar olarak görünmesi son derece ciddi bir iddiadır. Bu mesele yalnızca Deştin'deki bir dava dosyasının değil, yurttaşlarımızın yargıya duyduğu güvenin meselesidir."
YARGI İPTAL ETTİ, BAKANLIK YENİDEN ÇED OLUMLU KARARI VERDİ
Cumhur Uzun, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yanıtlaması istemiyle verdiği ikinci önergede ise projenin yaklaşık 20 yıldır bölge halkının itirazlarına ve yargı süreçlerine konu olduğunu hatırlattı.
Projeye ilişkin önceki ÇED Olumlu kararlarının yargı mercilerince iptal edilmesine rağmen sürecin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında devam ettirildiğini ve 3 Temmuz 2025 tarihinde proje için yeniden ÇED Olumlu kararı verildiğini belirten Uzun, Bakanlığa "Yargı kararlarından sonra ne değişti?" diye sordu.
Uzun; yeni ÇED kararına dayanak oluşturan bilimsel ve teknik verilerin neler olduğunu, önceki yargı kararlarının hangi şekilde dikkate alındığını ve projenin hava kalitesi, su kaynakları, tarım ve orman alanları, zeytinlikler, ekosistem ile bölge halkının sağlığı üzerindeki kümülatif etkilerine ilişkin Bakanlık tarafından bağımsız bir bilimsel çalışma yaptırılıp yaptırılmadığını sordu.
"ÇED SÜRECİ ŞİRKETLERİN TALEBİNE GÖRE ŞEKİLLENEMEZ"
Uzun açıklamasında şunları kaydetti:
"Mahkemeler tarafından iptal edilmiş ÇED kararlarından sonra aynı proje için yeniden olumlu karar veriliyorsa, kamuoyunun bunun hangi yeni bilimsel veriye dayandığını bilme hakkı vardır. ÇED süreci yatırımcının önündeki aşılması gereken bürokratik bir engel değil; doğayı, insan sağlığını ve gelecek kuşakların yaşam hakkını korumak için oluşturulmuş kamusal bir güvence mekanizmasıdır."
"HEM ÇED KARARI HEM BİLİRKİŞİ RAPORU AYDINLATILMALI"
Bilirkişi raporuna yönelik iddialarla ÇED sürecinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Uzun, proje şirketiyle bağlantılı olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunun hazırlanmasına müdahil olduğunun tespit edilmesi halinde, 2025 tarihli ÇED Olumlu kararının da yeniden ve bağımsız biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Uzun sözlerini şöyle tamamladı:
"Deştin'de yıllardır toprağına, suyuna, zeytinine ve yaşam alanına sahip çıkan yurttaşlarımızın karşısına her defasında yeni bir idari işlem çıkarılması kabul edilemez. Yargı kararlarının etkisizleştirildiği, bilirkişilik süreçlerinin tartışmalı hale geldiği bir düzen hukuk devletiyle bağdaşmaz.
İki Bakanlığa da açıkça soruyoruz: Bu raporu kim hazırladı? ÇED sürecinde kimler görev aldı? Yargının daha önce verdiği iptal kararlarından sonra hangi bilimsel koşullar değişti? Projeyle ilişkili olduğu ileri sürülen bir kişinin bilirkişi raporunda ne işi var?
Bu soruların tamamı açık, şeffaf ve belgeleriyle yanıtlanmak zorundadır. Deştin'in doğasını, Muğla'nın yaşam alanlarını ve yurttaşlarımızın hukukunu korumaya devam edeceğiz. Konunun üzerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz."