Gazete Kritik Meclis GÜRER: ORMAN ARAZİLERİ İMARA MI AÇILIYOR?

GÜRER: ORMAN ARAZİLERİ İMARA MI AÇILIYOR?

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de Devlet Su İşleri'nin görevlerine dair tartışmalarda, orman vasfını kaybetmiş alanların yapılaşmasına karşı çıktı. Bakan Veysel Eroğlu ise, çakışan alanlarda tarıma uygun arazilerin korunması gerektiğini vurguladı.

GÜRER: ORMAN ARAZİLERİ İMARA MI AÇILIYOR?

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in konuşmasını şu şekilde:
T B M M Tutanak Hizmetleri Başkanlığı Komisyon: Tarım Tarih: 15/03/2018

BİRİNCİ OTURUM tutanaklarından

Komisyonumuza esas olarak havale edilen Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı bulunmaktadır. Tasarının geneli üzerinde görüşmelere başlıyoruz.

ORMAN VE SU İŞLE Rİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyon Karahisar) –. Ayrıca efendim, şöyle bir şey var, bunu özellikle bütün Komisyon üyelerine, Başkanımıza arz etmek istiyorum: Şimdi, biliyorsunuz Anayasa’da 2/B maddesi var, Anayasa’nın ilgili hükmüne göre kanunda düzenlenen 2/B maddesi. Bu, 31 Aralık 1981 tarihinden önce orman vasfını kaybetmiş yerlerin vatandaşa satılmasına dair bir hükümdü fakat bunu ta 2008 yılına, 2009 yılına kadar kimse gerçekleştiremedi Orman Kadastrosu ayrı çalışmış, Tapu ve Kadastro ayrı çalışmış. Biz ilk def a 2008 yılın da bunun yanlış oldu ğunu, Orman Kadastrosu ile Tapu ve Kadastronun birlikte çalışarak buna göre ormanlarda tapu alınmasını temin ettik. Şu anda ormanların yüzde 90’ının tapusu var. Ancak maalesef burada 31 Aralık 1981 tarihinden önce yapılanlar 2 /B kanunuyla Me cliste oy birliğiyle çıktı biliyorsunuz ve bunlar vatandaşa satıldı, problem çözüldü. Bun lar tamamen orman vasfını kaybetmiş yerler ama bunun dışında hakikat en bazı yerler var ki taşlık, kayalık,  ot bitmiyor. Mesela Muğla ’da, biz taşlık, kayalık, ot bitmeyen yere biz demiş iz ki: “Bura orman. ” Hiç k imse bir şey yapamıyor. Bizde çok sıkı takip ediyoruz. Şu ana kadar şunu gururla ifade ediyorum: 1 metrekare yer işgal ettirmedim. Bakın, bunu inkâr eden varsa buyursun çünkü hem uydudan hem karadan çok sıkı denetliyoruz, ayrıca ormanların tapusunu aldık ki artık girmesi mümkün değil. Daha önce ormanların tapusu yoktu, dolayısıyla şimdi diyoruz ki: Değerli milletvekillerim, Sa yın Başkanım; bu gibi yerler de vatandaş artık münbit tarım arazilerine yapı yapıyor çünkü yer yok. Hâlbuki yamaçta ki, depreme dayanıklı, sağlıklı, ot bitmeyen taşlık, kaya lık yerler boş duruyor. Biz diyoruz ki: Ya, burada ot bitmiyor, ağaç bitmiyor; burayı Millî Emlaka verelim, o da bize daha uygun yerde en, orman olabilecek yerden, iki katından an az olmamak üzere böyle bir alanı bize versin ve orayı ağaçlandıralım. Böylece hem tarım arazilerin i işgal etmekten kurtaralım…

 ÖMER FETHİ G ÜRER (Niğde ) – İnşaat yapıp kâr edeceğiz.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Yok, efendim, öyle değil.

ÖMER FETHİ G ÜRER (Niğde ) – Kaçak imara açacağız yani.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞL U (Afyonkarahisar) – Yok, kati su rette, bakın, bunun imarla alakası yok, imara açılır diye bir şey yok.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde ) – Muğla ’da denize bakan, orman olmayan arazi ne olur Sayın Bakan? ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonka rahisar) – Mu ğla ’n ın merke zinde ef endim, misa l ola rak sö ylü yo rum. Bak ın, ben bunu izah edeyim; bu, bir. Bir de şu va r: Bazı ye rle rde yo lun b ir taraf ı 31 Ara lık 1981 tarih inden önce bitmiş, 2/B kanu nuyla mülkiye tin i alm ış. Yo lun öb ür taraf ı birkaç a y sonra, 31 Aralık 1981 tarihinden hemen sonra inşa edilmiş ama şu anda orala r yap ıyla dolu, tek rar o rman hâline getirmek mümkün değil. Anaya sa’ya gö re onu da 2/B kanunuyla satma mız mümkün değil. Ya 31 Aralık 1981 tarih ini de ğiştire ceks iniz ve yahut da ora yı Millî Emlak a ve rip ik i ka t ınd an az o lmamak üze re biz o rman alanı olarak ka zanaca ğız.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin ) – Bu, genel olmas ın, o bölge le re ö zel olsun Sa yın Ba k anım. Diğe r mecrala rda bu konuş ulsun, ta rt ış ıls ın, o bölge le re ö zel ols un yan i genel o lu rsa ist ismara a ç ık olur.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Özel, zaten bakın, Gemlik’te bunu yapıyoruz, özel; zaten bu, genelde Bakanlar Kuruluna gelecek, bölge bölge incelenecek, karar verilirse sivil toplum kuruluşlarının, ilgili kurum, kuruluşların görüşü alındıktan sonra ona göre verilecek. Yoksa genel değil.

 ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakan, ıslah çalışması hiç yapılmış mı buralarda değerlendirme amaçlı?

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Yapıldı efendim, ben bunları yaptırdım özellikle değişik yerlerde. Hakikaten, bazı yerlerde tamamen som kaya fakat orman gözükü yor, bir şey yapamıyorsunuz ama öbür tarafta boşuna masraf da yapıyoruz. Şu bakımdan, depreme dayanıklılık bakı. Şimdi, misal olarak Gemlik’i çok iyi biliyorum ve Gemlik Türkiye’de en riskli alan, depremde sıvılaşma durumu söz konusu. Hâlbuki yamaçta taşlık, kayalık alan var.

 ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – “Burası inşaata açılmayacak” diyorsunuz, “Depreme dayanıklı arazi.” diyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Vekilim, tamamlayalım lütfen.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Vekilim, bakın, burada 2 katından az olmak… Mesela, trampayı getiriyoruz. Bu sadece Türkiye’de değil, İsviçre hukukunda da, Avrupa’daki hukuklarda da var. Ben şöyle bir hatıramı anlatayım madem açtınız. Başkanım, müsaade ederseniz, vuzuha kavuşması için.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Şimdi, bir tarihte Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’le İsviçre’ye gittik resmî bir ziyaret için. Ben de vardım. Tabii, o zaman Zürih’ten Bern’e giderken, o zamanki kadın Cumhurbaşkanı hanımefendi özel bir tren tahsis etti. Tam trenle giderken baktım, ormanlık alanda bir alan açılıyor. “Sayın Başkan, bu nasıl açılıyor?” deyince o şunu dedi: “Eğer bir zaruret varsa biz burada bu alanı Bakanlar Kurulu kararıyla ormanlık alandan çık arıyoruz, en az bu kadar, bunun birkaç katı kadar alanda orman kuruyoruz. Böylece orman alanlar azalmıyor. Bizde trampa var.” Şu anda biz burada Avrupa hukukunda olan, İsviçre hukukunda olan trampayı getirmek istiyoruz. Çok zaruri bir yer var taşlık, kayalık, orman olması mümkün değil. Bunu size gösterelim isterseniz, birlikte karar verelim. Vatandaş sanayisini veyahut da inşaatlarını ve binalarını boşuna mümbit tarım arazisinde yapmasın, gelsin depreme dayanıklı alanda yapsın. Biz de dosdoğru bir orman kur alım, maksadımız bu bakın, bunu özellikle vurgulamak istiyorum.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Sayın Bakan, sizin iyi niyetinizden şüphemiz yok ama şöyle bir şey var: Buralar, kullanılmayan araziler el değiştirdiğinde değerlerini karşılayarak imara açılabilecek yerlerse mevcut hâlinin üzerinde değerle satılıp daha sonra buraları imar alanı olarak kullanılabilir. Bu anda duruşuyla bir soluklanma noktası hiçbir şey olmazsa. Yani, oraya dikeceğiniz iki üç bitkiyle oranın havasını değiştirebilirsiniz ama anladığım kadarıyla, sizin ifadenizle örtüşmüyor. Yer bulabilecek arazilerin birilerine verilmesi demek bu araziyi imara açtırmak demek

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Efendim, birilerine vermiyoruz, tamamen bizim, devletin bir kurumundan bir kuruma veriyoruz, Millî Emlak’a veriyoruz.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Yeni değil ama Bakanım, hani Gemlik örneği -yeri gelince konuşacağız elbette- ama Gemlik örneği tam da sizin söylediğinize denk gelmemektedir. Orada yerinde bir dönüşüme mutlaka ihtiyaç vardır. O açıdan değişiklik yapılmayacağı da…

BAŞKAN – Yani buna trampa imkânı getiriyoruz sayın vekiller.

ORHAN SARIBAL (Bursa) – Biraz önce söylediğiniz o Gemlik örneğine karşılık olarak asıl söylenmesi gereken şu: Özellikle Antalya, Ege kıyılarına bir bakın. Denizin kenarına yerleşmiş olan yapılar var ama biraz yukarıya çıktığınız zaman denizden sonra zaten ilk gördüğünüz… Sizin bu söylediğiniz alan içerisine Antalya’nın Gazipaşa’sından Alanya’ya kadar, Ege’nin de büyük bir bölümünü alıyor. Tam da Ömer Bey’in dediği, o turizme açılan alanlar üzerinden düşünülmesi gerekir. Tam yeri geldiği için söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın vekillerim, bu konuşmalarınız tutanaklara girmiyor yalnız mikrofon açık değil, dolayısıyla tutanaklara da girmiyor.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – Ya, tutanağa girsin diye konuşmuyoruz, tamamlayıcı olsun diye söylüyoruz.

 BAŞKAN – Yok, yok yani şeyi bir tamamlayalım, ondan sonra hepinize sırayla söz vereceğim efendim. Sayın Bakanım, buyurun.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Af yonkarahisar) – Sayın Vekilim, bakın, bu çok önemli. Bu, özellikle bazı yerlerdeki problemlerin, yolun bir tarafı -hatta bunları gruplarla da görüşelim- 2/B olmuş, öbür tarafında şu anda binalar var, orman gözüküyor fakat onu yıkamıyorsunuz. Bunun örneklerini götürelim.

BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) – Sayın Bakanım, geçmişte bir Çatalca örneği var, yasayla sadece o bölgedeki köylerin ismi yazılarak o bölgedeki sorun çözüldü. Aynı şekilde, bu şekilde yapılabilir ama siz genel bir karar alırsanız bunun ucu açık olur ve bu doğru bir şey olmaz. Sadece ada, parsel belirterek, bölge belirterek getirirseniz Mecliste tartışılır, bu kabul edilebilir bir şey olabilirsiniz ama tersi bir durum kabul edilemez.

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Evet ama bunu Bakanlar Kuruluna yetki verilmesi şeklinde düşünüyoruz yani bizde bir kişi karar vermez, bütün kurum ve kuruluşların görüşlerini dikkate alarak… Herhâlde devletin kurumlarına da güvenmek gerekir. Uygun olması hâlinde yapılacak, elzem olan durumlarda, elzem. Bunlara ait örnekleri getirebiliriz efendim. Bu, Gemlik’le ilgili kanun çıktı, ben teşekkür ediyorum ama orada şöyle bir yanlışlık yapılmış: Biz sanki bütün Gemlik ilçesi, özellikle yer değiştirecekmiş gibi, kanunda öyle bir madde olduğu için bunu tashih ediyoruz sadece. Bakın, daha önceki kanunda “Gemlik ilçesi depreme maruz kalacağından ve yeri değiştirileceğinden…” diye bir hüküm olduğu için bütün sigorta, bankalar, hiç kimse işlem yapmıyor orada çünkü sanki Gemlik ilçesinin tamamı yer değiştirecekmiş gibi…

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Tamam, işte onu düzeltiyoruz müsaade ederseniz, oldu mu efendim? İşte, “Bursa ili Gemlik ilçesinin deprem tehlikesi altında bulunması ve ilçe sakinlerinin hâlihazırda yerleşim yerlerinden nakledilmesinin zorunlu bulunması sebebiyle” diye yanlış ibareyi… Çünkü bu ibare dolayısıyla bütün işlemler, sigorta işlemleri, bankacılık işlemleri, her şey durmuş. Dolayısıyla biz bunu şöyle düzenliyoruz efendim müsaade ederseniz: “Bursa ili Gemlik ilçesinde deprem tehlikesi altında bulunan yapıların dönüştürülmesi için ve yeni yerleşim yerlerinin belirlenmesi için…” diye ibareyi düzeltiyoruz ki işlemler yürüsün. Bir de efendim, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’da bir değişiklik yapıyoruz. Efendim, bu, sayaç takılma konusu var. Bu sayaç takılma konusunda, hakikaten, sayaçlar büyük ölçüde takıldı ama bazen eksik oluyor. Dolayısıyla sayaç takılmayınca büyük cezalar var. Diyoruz ki: “Bakanlar Kurulu yerine DSİ’nin bağlı olduğu bakanlık tarafından…” İşlemler çok uzuyor, uzatma gibi birtakım sınırların ve diğer hususlara dair gereken kararların alınması bunu müsaade ederseniz DSİ’nin bağlı olduğu bakanlığa verilmesini talep ediyoruz. Damga vergisinde değişiklik, bunu arz etmiştim DSİ için ama bir de sulama kooperatifleriyle ilgili işlemlerin damga vergisinden müstesna tutulmasını talep ediyoruz.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız