Gazete Kritik Meclis Erdoğan’ın faiz çıkışı yeniden gündemde: Rakamlar borcu, işsizliği ve faiz yükünü büyüttü

Erdoğan’ın faiz çıkışı yeniden gündemde: Rakamlar borcu, işsizliği ve faiz yükünü büyüttü

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz karşıtı sözleri son ekonomik verilerle yeniden tartışılıyor. Açıklanan rakamlar; faiz ödemelerinde sert artışa, vatandaş borçlarında rekor büyümeye ve istihdamda bozulmaya işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faiz politikalarına ilişkin yaptığı açıklamalar, son dönemde açıklanan ekonomik verilerle birlikte yeniden tartışmaların merkezine yerleşti. Erdoğan’ın faiz karşıtı söylemleri kamuoyunda bir kez daha gündem olurken, ortaya çıkan ekonomik tablo bu sözlerle sahadaki gerçekler arasındaki farkı yeniden görünür hale getirdi.

Ekonomide son açıklanan göstergeler; faiz yükünün hafiflemediğini, vatandaşın borç baskısından kurtulamadığını ve üretim tarafında zayıflamanın sürdüğünü ortaya koyuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da bu tabloyu, “Vatandaş borca, devlet faize çalışıyor” sözleriyle değerlendirdi.

Bütçede dikkat çeken tablo: Faiz ödemeleri katlandı

Ekonomideki en çarpıcı başlıklardan biri, yılın ilk iki ayına ait bütçe verilerinde ortaya çıktı. Açıklanan rakamlara göre faiz ödemeleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 111 artarak 640 milyar liraya yükseldi.

Aynı dönemde yatırım harcamalarının 64 milyar lirada kalması ise kamu kaynaklarının hangi alanlara yöneldiği tartışmasını beraberinde getirdi. Bu tablo, bütçede üretim ve yatırım yerine faiz giderlerinin çok daha belirgin hale geldiğini gözler önüne serdi.

Gülcan Kış da değerlendirmesinde, “640 milyar faiz, 64 milyar yatırım… Öncelik kim?” sözleriyle ekonomi yönetiminin tercihlerini eleştirdi.

Vatandaşın borç yükü ağırlaşıyor

Faiz karşıtı söylemlere rağmen vatandaşın borçla ayakta kalmaya çalıştığına dikkat çekilen haberde, bireysel kredi ve kredi kartı borçlarındaki artış öne çıktı. Bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 6 trilyon 242 milyar liraya ulaştığı belirtildi.

Borç yükü arttıkça ödeme güçlüğü yaşayan kişi sayısında da artış yaşanıyor. Verilere göre 2 milyon 682 bin kişi bankaların takibinde bulunurken, 2 milyon 227 bin kişi de varlık yönetim şirketlerinin izlemeye aldığı kişiler arasında yer alıyor.

Bu tabloyu yalnızca ekonomik bir sorun olarak görmeyen Kış, yaşananların aynı zamanda toplumsal bir krizin habercisi olduğunu savundu. Kış, insanların artık geçinebilmekten çok borcunu çevirebilmek için mücadele ettiğini belirterek mevcut yapının vatandaşın sırtındaki yükü artırdığını ifade etti.

İşsizlikte ilk iki ay alarmı

Ekonomideki bozulmanın iş gücü piyasasına da yansıdığı vurgulanan haberde, işsizlik sigortasına yapılan başvurular dikkat çekti. Yılın ilk iki ayında işsizlik sigortasına başvuranların sayısının 351 bine ulaştığı aktarıldı.

Bu verinin yalnızca başvuru yapabilen kişileri kapsadığına dikkat çekilirken, gerçek işsizlik tablosunun daha ağır olabileceği yorumları da öne çıktı. Şubat sonu itibarıyla İş-Kur’a kayıtlı işsiz sayısının 2 milyon 456 bine yükselmesi, istihdam piyasasındaki baskının sürdüğünü gösterdi.

Gülcan Kış, “2 ayda 351 bin kişi işsiz kaldı. Bu sadece görünen kısmı. İnsanlar sessizce işsizleşiyor, yoksullaşıyor” sözleriyle tabloyu değerlendirdi.

Üretimde gerileme, ekonomide küçülme sinyali

Haberde yer verilen bir diğer dikkat çekici başlık ise üretim cephesindeki zayıflama oldu. Sanayi üretiminde hem aylık hem yıllık bazda düşüş yaşandığı, hizmet sektöründe de küçülme eğiliminin başladığı belirtildi.

Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisinin 2026 yılına küçülme sinyalleriyle başladığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi. Üretim ve istihdam tarafındaki zayıflama, ekonomik görünümdeki kırılganlığın daha da belirginleştiğine işaret etti.

Kış, uygulanan ekonomi politikalarının bu sonucun temel nedeni olduğunu savunarak, faizi düşürmeden enflasyonun düşürüldüğü yönündeki söylemlerin bugün hem üretim hem de istihdam tarafında kayıplarla sonuçlandığını söyledi.

Dış borç ve rezervlerdeki gelişmeler dikkat çekiyor

Ekonomideki kırılganlığı artıran unsurlar arasında dış dengeye ilişkin veriler de öne çıktı. Türkiye’nin dış borç stokunun 520 milyar dolara ulaştığı, cari açığın ise büyümeye devam ettiği ifade edildi.

Ekonominin dış kaynağa bağımlı yapısının daha da güçlendiği değerlendirilirken, sıcak para girişlerine dayalı kırılganlığın sürdüğü kaydedildi. Merkez Bankası rezervlerinde yaşanan sert gerileme de bu tabloyu destekleyen başlıklar arasında gösterildi.

Kısa süre içinde net rezervlerde 24,5 milyar dolarlık erime yaşandığı, toplam kaybın ise 30 milyar dolara yaklaştığı ifade edildi. Bu gelişme, ekonomideki kırılgan yapının en somut göstergelerinden biri olarak öne çıktı.

“Söylem başka, tablo başka” eleştirisi

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz politikalarına ilişkin sözleriyle mevcut ekonomik veriler arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunduğunu savundu. Kış’a göre bugün Türkiye’de faiz yükü azalmak yerine büyüyor, vatandaşın borcu hafiflemiyor, işsizlik yükseliyor ve refah artmıyor.

Ortaya çıkan tablo; faiz artışı, borçların büyümesi, üretimde düşüş ve işsizlikte yükseliş başlıklarıyla ekonomideki baskının sürdüğünü gösteriyor. Erdoğan’ın “Faiz sebeptir” sözlerinin ardından gelinen noktada, tartışmanın merkezinde artık ekonomik veriler ve bu verilerin ortaya koyduğu sonuçlar yer alıyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *