CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesiyle sonuçlanan sürecin bir kriz değil, “soygun” olduğunu öne sürdü. Türeli, “Bu, Cumhuriyet tarihinde sermaye piyasalarında yapılan en büyük soygundur. Hem mağdur sayısı hem de mali boyutu açısından bu kadar büyük bir yolsuzluk ve hırsızlık skandalı görülmemiştir” dedi.
Türeli, Kızılay Kanunu'nun geri çekilmesinin ardından Plan ve Bütçe Komisyonu'nda geçen hafta kabul edilen fon yasası teklifinin bu hafta Genel Kurul'da görüşülmeye başlandığını hatırlattı.
“Şimşek biliyordu, bir yıl hiçbir şey yapılmadı”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 4 Kasım 2025'te bir toplantıda bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını ve düzenleme eksikliği bulunduğunu kabul ettiğini hatırlatan Türeli, buna rağmen herhangi bir düzenleme yapılmadığını savundu.
Türeli, iddia ettiği manipülasyon düzeninin işleyişini şöyle anlattı: Fon yönetim şirketleri piyasada dolaşımı az olan sığ hisseleri alarak fiyatlarını şişiriyor, fonun değeri yükseldikçe yeni yatırımcılar fona giriyor, gelen yeni parayla aynı hisseler yeniden alınıyor ve döngü devam ediyor. Türeli, “Hisse senetleri bire 500, bire 1.000, bire 5.000 kazandırıyor. Ortada şirketin bilançosu, performansı, kârlılığı gibi bir ölçüt yok” diye konuştu.
Türeli'ye göre Haziran 2026'da MSCI başta olmak üzere uluslararası endeks sağlayıcılarının Türkiye'yi gelişmekte olan ülkeler kategorisinde düşürebileceği uyarısına rağmen müdahale edilmedi. SPK'nın 28 Ağustos'ta fon rehberini güncellemesiyle birlikte düşük fiyattan alıp yüksekten satanların çıkışıyla fiyatların hızla düştüğünü belirten Türeli, 17 Eylül'de 131 fonun tasfiye edildiğini hatırlattı.
“Kanun teklifi sorunları gidermiyor”
Türeli, CHP ve diğer muhalefet partilerinin verdiği Meclis araştırma önergelerinin iktidar oylarıyla reddedildiğini, bunun yerine yalnızca bu krize özgü bir kanun teklifi getirildiğini söyledi. Teklifin kanunların “genellik ve soyutluk” ilkesine aykırı olduğunu savunan Türeli, benzer krizleri önleyecek genel bir düzenleme yapılmadığını ifade etti.
Teklifte SPK, BDDK, TMSF, Yatırımcı Tazmin Merkezi, Ziraat Bankası ve İş Bankası gibi çok sayıda kurumun görevlendirilmesini eleştiren Türeli, gözetim ve denetim görevini yerine getirmeyen SPK'ya aşırı yetki verildiğini, bunun yerine tam yetkili bağımsız bir yapı kurulması gerektiğini söyledi.
Teklifteki gönüllü iade mekanizmasına da tepki gösteren Türeli, “Bu işler gönüllü olmaz. Mevzuatımızda böyle bir şey yok. Bu iş cebridir; ilgili kurumlar devreye girer ve fahiş kâr elde edenlerden bu paralar alınır” dedi. Türeli ayrıca “kamu kaynağı kullanılmayacak” denmesine karşın Emlak Katılım Bankası'nın hisse aldığını öne sürerek kamu bankalarından kredi kullanılıp kullanılmadığının şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.
CHP'nin talepleri
Türeli, partisinin taleplerini şöyle sıraladı:
Konunun tüm yönleriyle incelenmesi için TBMM'de Meclis araştırma komisyonu kurulması. Türeli, komisyon kurulmazsa CHP'nin kendi komisyonunu oluşturacağını ve fon mağdurlarıyla görüşeceğini açıkladı.
Fonlara yüksek tutarda, örneğin 5 milyon liranın üzerinde para yatırıp çöküşten önce çıkanların tam listesinin açıklanması. İktidar cephesinin “masumiyet karinesi” ve “lekelenmeme hakkı” gerekçelerine itiraz eden Türeli, masum insanların lekelenmesini istemediklerini ancak fahiş kâr elde edenlerin bilinmesi gerektiğini söyledi.
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu ve Denetim Komitesi, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Takasbank, BDDK ve SPK yönetimlerinin görevden alınması ya da istifa etmesi. Türeli, SPK'nın eski ve yeni başkanlarının görevden alındığını, ancak kurul üyeleri ve üst yöneticilerin görevde kaldığını belirtti.
Soruşturmanın örgütlü suç kapsamında yürütülmesi.
Devlet Denetleme Kurulu ve Şimşek'e tepki
Cumhurbaşkanlığının konuyu Devlet Denetleme Kurulu'na havale ettiğini hatırlatan Türeli, kurulun başındaki ismin aynı zamanda Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkan Vekili olduğunu, bu görevden istifa etse de kendi dönemini inceleyemeyeceğini savundu.
Şimşek'in istifa etmesi gerektiğini söyleyen Türeli, “Bir şeyler yapmak istedi de yaptıramadı mı? Yoksa birileri ‘buraya dokunma’ mı dedi? Hazine ve Maliye Bakanı bunları açıklamak zorundadır” dedi. Türeli, Şimşek'in teklifin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu'na katılmamasını da eleştirerek, “Burası Türkiye Cumhuriyeti, muz cumhuriyeti değil” ifadesini kullandı.
“Kurumsal çöküşün sonucu”
Yüksek enflasyonun vatandaşları birikimlerini korumak için fonlara yönelttiğini belirten Türeli, 3,5 yıllık istikrar programının hedeflerinin hiçbirini tutturamadığını, Şimşek'in enflasyonu yüzde 38'den devraldığını ve oranın şu an yüzde 29,73 olduğunu söyledi. Türeli, Devlet Planlama Teşkilatı ve Devlet Personel Başkanlığı gibi kurumların kapatıldığını, TÜİK verilerine güvenin kalmadığını öne sürerek fon krizini “münferit bir olay değil, kurumsal tahribatın ve işlemeyen denge-denetim mekanizmalarının sonucu” olarak nitelendirdi.
Türeli, Genel Kurul'daki görüşmelerde itirazlarını sürdüreceklerini belirterek, ilk etapta 455 bin 758 kişi olan fon mağdurları ile hisse fiyatlarındaki düşüşten zarar gören yatırımcıların haklarını savunmaya devam edeceklerini söyledi.