CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, hükümetin eğitim alanındaki politikalarını eleştirerek ciddi endişeler dile getirdi. İrgil, hükümetin 14 yıl boyunca uyguladığı liyakatsiz yönetim arasındaki bağlantıyı, 15 Temmuz darbe girişiminin arka planı ile ilişkilendirerek, eğitim sistemindeki sorunların ülkenin geleceği üzerinde derin etkilere yol açabileceğini vurguladı.
Eğitimin Önemi Üzerine Eleştiriler
İrgil, hükümetin son zamanlarda "devleti yeniden inşa ediyoruz" söylemlerine güven duymadığını ifade etti. Eğitim sisteminin zayıflamasının, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi ile doğrudan bağlantılı olduğunu dile getiren İrgil, bu durumun ülkenin istikrarı ve genç nesillerin geleceği açısından son derece tehlikeli olduğuna dikkat çekti. Eğitimde siyası tercihlerin, gençlerin potansiyelini tehdit edeceğini belirten İrgil, hükümetin bu konuda acil önlemler alması gerektiğini savundu. Eğitime dair yapılan uyarıların göz ardı edilmesinin, ülkenin genel güvenliğini de etkilediğini vurgulayan İrgil, yetkililerin sorumluluklarını kabul etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Atama Bekleyen Öğretmenler
İrgil, öğretmen atamaları konusundaki yetersizlikleri de eleştirdi. Son günlerde 15 bin öğretmen ataması yapılacağına dair açıklamaların, yıllardır atama bekleyen öğretmenler ve adayları için hayal kırıklığı yarattığını dile getirdi. Atama bekleyen öğretmenlerin ruhsal durumlarının kritik bir seviyeye ulaştığını belirten İrgil, intihar eden öğretmenlerin sayısının artmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı. Bu sıkıntılı sürecin, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından daha fazla göz ardı edilmemesi gerektiğini söyleyen İrgil, hükümetin OHAL dönemini suiistimal ederek atama düzenlemeleri yaptığını iddia etti. Hükümetin, eğitim sürecini daha da zorlaştıracak kararlar almak yerine, öğretmenlerin yaşam standartlarını iyileştirmesi gerektiğini dile getirdi.
Çalışma Koşullarına Dikkat
İrgil, öğretmen adaylarının karşı karşıya kaldığı zorluklara da değindi. 4 yıllık eğitim sürecinin yanı sıra, KPSS ve mülakat süreçlerinin birlikte çalışarak öğretmen adaylarını nasıl zor bir durumda bıraktığını ifade etti. Bu durumun, aile bütünlüğünü bozacak şekilde düzenlendiğini iddia eden İrgil, öğretmenlerin çaresizliğinin kullanılmaması gerektiğinin altını çizdi. Eğitim sisteminin sağlıklı işlemesi için tüm bireylerin adil bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanan İrgil, Milli Eğitim Bakanlığı'nın mevcut atama politikalarının kabul edilemez olduğunu belirtti. Öğretmenlerin maruz kaldığı baskılar ve asılsız suçlamalar karşısında yasaların ve toplumsal değerlerin ihlal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Mülakat sistemi ve Güvenlik Sorunları
İrgil, mülakat sisteminin güvenlik gerekçesiyle uygulandığını savunan hükümete tepki gösterdi. On dakika içerisinde bir öğretmenin güvenilirliğini değerlendirmenin mümkün olmadığını belirten İrgil, bu sistemin KPSS sınavını yok saydığını dile getirerek, güvenilir bir sistem oluşturulmadığı takdirde öğretmenlerin ifade özgürlüğüne darbe vurulacağını ifade etti. Bu durumların tekrar yaşanmaması için uyarılarda bulunan İrgil, hükümetin eğitimcilerin üzerindeki baskıyı sona erdirmesi gerektiğini ifade etti. Eğitim sisteminde farklılıklara açık olmanın ve adaletin sağlanmasının, geleceğin teminatı adına son derece önemli olduğunu belirtti.
ÖSYM'nin Sınavları Üzerine İddialar
İrgil, ÖSYM tarafından gerçekleştirilen sınavların sabıkalı olduğunu iddia ederek, her bir sınavın dikkatlice incelenmesi gerektiğini vurguladı. Sınav sorularının güvenliği konusunda sorumluluk alması gereken siyasi liderlerin bu yükümlülükten kaçamayacaklarını dile getirdi. Ayrıca, belli bir gruba yönelik ceza uygulamaları ile bu gruptaki insanları haksız yere damgalamanın sorunları daha da derinleştirdiğini belirten İrgil, bu tür uygulamalara karşı genel bir hata teşkil etmemek gerektiğini vurguladı. Eğitime dair güvensizlik hissinin sosyal yapıda yarattığı tahribatların farkında olunması gerektiğini dile getiren milletvekili, adaletin bir an önce sağlanması gerektiğini ifade etti.
Kapatılan Üniversiteler ve Geleceği
İrgil, kapatılan üniversitelerin tekrar devlet üniversitesine dönüştürülmesi ve bu kurumların 15 Temmuz'da hayatını kaybedenlerin isimleriyle yeniden yapılandırılması gerektiği görüşünü dile getirdi. Bu üniversitelerin topluma yeniden kazandırılmasının, eğitim sisteminin çeşitliliği açısından oldukça önemli olduğunu savunan İrgil, kapatılan 15 üniversiteden yalnızca İzmir Üniversitesi'nin bir itiraz süreci başlattığını belirtti. Öğrencilerin ve akademik kadronun sürecin tümünde zihrisiz bir şekilde yer aldıklarının altını çizen İrgil, bu itirazların hükümete iletilmesi gerektiğini belirtti. İzmir Üniversitesi'nin durumu dikkate alınarak, belirsizlik ve güvensizlik hissinin giderilmesi için yeni bir değerlendirme sürecinin başlatılması gerektiğini vurguladı.