Gazete Kritik Meclis CHP’li Cevdet Akay'dan Devlet Denetleme Kurulu'na fon mağdurları için çağrı

CHP’li Cevdet Akay'dan Devlet Denetleme Kurulu'na fon mağdurları için çağrı

CHP Milletvekili Cevdet Akay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, yatırım fonlarındaki tasfiye süreci nedeniyle 1,5 milyon kişinin mağdur olduğunu belirterek, devlete denetim çağrısı yaptı. Fon krizi mağdurları zor durumda kalırken, çözüm için denetim kurumlarının etkinliğini artırması gerektiği vurgulandı.

CHP’li Cevdet Akay'dan Devlet Denetleme Kurulu'na fon mağdurları için çağrı

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, fon mağdurlarıyla birlikte TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, yatırım fonlarındaki tasfiye süreci nedeniyle yaklaşık 1 milyon 100 bin kişinin mağdur olduğunu, aileleriyle birlikte bu durumdan etkilenenlerin sayısının 1,5 milyona ulaştığını belirtti. Akay, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve diğer denetleyici kurumları eleştirerek, mağduriyetlerin giderilmesi için Devlet Denetleme Kurulu'nu göreve çağırdı. Fon krizi mağdurlarından 78 yaşındaki emekli Rahime Yüceer, yatırımını devletin denetlediği bir fon üzerinden yaptığını vurgulayarak "Biz merdiven altı bir yere koymadık ki. Bu, devletin kontrol ettiği bir fon... Paramızı alacak mıyız acaba, yüzde kaç alacağız? Ben sabaha kadar uyumuyorum, elim gözüm şişti uyumamaktan" dedi.

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, fon mağdurlarıyla birlikte TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Akay, para piyasalarında yatırım yapan kişilerin mağdur olduğunu belirterek, kendilerine ulaşan şikâyet ve yardım taleplerinin arttığını söyledi.

Akay, kendi tespitlerine göre mağdur sayısının daha yüksek olduğunu belirterek "Sadece bu yatırım fonlarına aracı kurumlar vasıtasıyla yatırım yapan kişiler haricinde borsada direkt oynayan, hisse alım satımı yapan bir mağdur kesim daha var. Bunlar niye mağdur? Çünkü bu olaydan sonra hisselerin değeri düştüğü için son 2-3 haftada 2,7 trilyonluk bir borsada düşüş var. Bu çok ciddi bir rakam" dedi.

Borsada doğrudan işlem yapan yaklaşık 500-600 bin kişinin de mağdur olduğunu tahmin ettiklerini belirten Akay, toplam mağdur sayısının 1 milyon 100 bin civarında olduğunu söyledi. Akay, yatırımcıların eş, dost ve akrabalarının birikimlerini de kendi hesapları üzerinden piyasaya yatırdıklarını belirterek, "1,5 milyon kişiyi ilgilendiren bir vakadan bahsediyoruz" ifadesini kullandı.

"BU VAKA GÖZ GÖRE GÖRE GELMEMİŞ ESASINDA"

Bağımsız denetim raporlarında 2020 yılından bu yana bazı tespitlerin yer aldığını, bu raporların Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) ve SPK'ya bildirildiğini belirten Akay, nakit değerlerde yüzde 52 düşüş yaşanırken sermaye ve finans piyasalarındaki portföy araçlarında yüzde 159'u bulan artışların görüldüğünü söyledi.

Akay, "Bu hareketlerin nereden ileri geldiği, nakit düşüşlerinin olağanüstü olduğu bir ortamda, zarar yapılan bir ortamda niçin önlemler alınmadığı ayrı bir vaka olarak duruyor" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı'nın 2025'in son çeyreğinde konudan haberdar olunduğuna ilişkin açıklamasına değinen Akay, düzenleyici ve denetleyici kurumların çok daha önce önlem alması gerektiğini belirterek, "Bu da kimdir? Sermaye Piyasası Kurulu" diye konuştu.

"SABAH TEDBİR, AKŞAM İPTAL"

Bazı portföy şirketleri, yatırım fonları ve kişiler hakkında tedbir kararları alındığını, ancak bu tedbirlerin bir gün sonra kaldırıldığını belirten Akay, "Bu mağdurların alacaklarını kimden alacaksınız? Tedbir koyduğunuz bu şirketten, bunun mal varlıklarından alacaksınız. Bu tedbirin kaldırılma sebebi nedir? Önce tedbiri koyup SPK tarafından savcılara tedbirin kaldırılmasıyla ilgili görüş verilmesinin sebebi nedir, buradan soruyoruz" şeklinmde konuştu.

SPK ve Hazine ve Maliye Bakanlığı'na seslenen Akay, "Niçin böyle bir işlemi yapma gereği hâsıl oldu?" diye sordu. Fonların kapalı olduğu dönemden halka açılmasına kadar olağanüstü işlemler yaparak düşük fiyattan alıp yüksek bedelle satış yapan kişilerin ve bunların üçüncü kişilerle bağlantılarının tespit edilmesini isteyen Akay, bu kişilerin mal varlıklarına da tedbir konulması gerektiğini söyledi.

Akay, olağanüstü kazanç elde eden bazı kişilerin siyasi partiler ve hükümetle ilişkilerinin basına yansıdığını belirterek, eski bakanlar ve Merkez Karar Yönetim Kurulu üyeleriyle ilgili de açıklamalar yaptığını hatırlattı.

"ÖRTÜLÜ KAZANÇLA İLGİLİ HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI"

SPK Kanunu'nun 21'inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına değinen Akay, yatırımcı kuruluşların örtülü kazanç temin etmesiyle ilgili düzenlemenin gündeme alınmadığını söyledi. Fonlardaki şirketlerin sahipleri ile şirketler arasındaki para hareketlerinin incelenmesi gerektiğini belirten Akay, şirketlere sermaye konulmasına karşın şirketlerden ciddi miktarlarda para çekildiğini ifade etti. Akay, "Örtülü kazanç dediğimiz kısım, SPK'nın bunu öğrendiği ve tespit ettiği andan itibaren kanuni faiziyle geri alması gerekiyordu, geri çağırması gerekiyordu. Bu işlem yapılmadı" dedi.

Yetkililere çağrıda bulunan Akay, "Böyle bir işlem yaptınız mı? Yaptıysanız bizimle paylaşın. Yapmadıysanız bir an önce geri çağırın, eğer ödeme gelmiyorsa da konuyu mahkemeye intikal ettirin" ifadelerini kullandı.

Akay, kanunun 110'uncu maddesi kapsamında SPK'nın, durumu öğrenmesine rağmen gerekeni yapmayan şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunma yetkisi olduğunu ve bu suç için üç yıla kadar ceza öngörüldüğünü belirterek, "Bununla ilgili işlemler yapıldı mı? Buradan soruyoruz, açıklama bekliyoruz" diye konuştu.

TAKASBANK VE TÜRKİYE VARLIK FONU'NA İLİŞKİN SORULAR YÖNELTTİ

Akay, şirketlerden yurt dışı organizasyonlarına ilişkin danışmanlık bedeli adı altında ciddi tutarlarda para çıktığını, son çekilen tutarlardan birinin 53 milyar lira olduğunu söyledi. Tedbir kararlarının kısa sürede kaldırılmasını eleştiren Akay, "Siz bunlara tedbir koyup ertesi gün kaldırırsanız bu halka güven tesis edemezsiniz" dedi.

Sermaye piyasalarına devlet güvencesine güvenerek yatırım yapan vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini belirten Akay, olayla ilgili portföy şirketleri, fonlar, yöneticiler ve hissedarların yanı sıra olağanüstü kazanç elde eden kişilerin de tespit edilmesini istedi.

Akay, Takasbank Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Varlık Fonu Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Kayacık'ın görevlerine dikkati çekerek, Türkiye Varlık Fonu'nun söz konusu fonlarda yatırımı olup olmadığını sordu.

Kamu kurum ve kuruluşlarının atıl paralarının bir bölümünün sermaye piyasası araçlarında değerlendirildiğini belirten Akay, bu fonlara kamu kaynaklarından para yatırılıp yatırılmadığının ve herhangi bir kamu kaynağının bu süreçte takılıp kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

İşsizlik Sigortası Fonu'nun 2026 yılı ağustos sonu itibarıyla 851 milyar lira varlığı bulunduğunu belirten Akay, raporlarına göre bu tutarın yaklaşık 3,4 milyar lirasının mevduat ve devlet iç borçlanma senetleri dışında sermaye piyasasında değerlendirildiğini söyledi. Akay, "Burada, bu fonda paraları var mı? Burada takılan parası oldu mu?" diye sordu.

"TAKASBANK YÖNETİCİLERİNİN PORTFÖY ŞİRKETLERİ VAR"

Takasbank Yönetim Kurulu üyelerinin portföy şirketleriyle ilişkilerine de değinen Akay, Murat Onuk'un aynı zamanda AZT Portföy Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü olduğunu belirtti.

Akay, "Siz hem Takasbank'tasınız hem portföy işletiyorsunuz. Oradaki bilgilerin her şeyine hâkimsiniz. Merkezi Kayıt Kuruluşundaki bilgilere kadar ulaşabiliyorsunuz, hareketleri görüyorsunuz. O zaman siz içeriden kendi menkul şirketinizle alakalı, portföy şirketinizle alakalı bilgi sızdırabilirsiniz ve ön işlem yapabilirsiniz ve haksız kazanç elde edebilirsiniz" dedi.

Takasbank Yönetim Kurulu Üyesi Murat Tacir'in aynı zamanda Tacirler Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu belirten Akay, "Bu uygulamalar kabul edilemez. Bu kadar hassas olan yerlerde hem karar merciinde, denetleme mekanizmasında olup bir taraftan da portföy yöneticiliği yaparsanız kendinize haksız menfaat temin etmiş olursunuz" ifadelerini kullandı.

MAĞDURLAR ARASINDA 71 YAŞINDA KANSER HASTASI DA VAR

Mağdurlar arasında hayatı boyunca biriktirdiği tüm parasını fona yatıran 71 yaşında kanser hastası bir vatandaşın bulunduğunu aktaran Akay, yıllarca çalıştıktan sonra hak ettiği kıdem tazminatını fona yatırıp kaybedenlerin de olduğunu söyledi.

Otomobil almak için yıllarca biriktirdiği parasını kaybedenlerin bulunduğunu belirten Akay, Hatay'daki depremden kurtulduktan sonra ailesiyle birikim yapan ve 15 gün sonra evlenmeyi planlayan bir çiftin de parasını kaybettiğini ifade etti.

Akay, mağdurlar arasında kredi kartı borcu, taksit ve kredi ödemelerini yapamayanların yanı sıra işsizlik maaşlarının bir bölümünü fonlara yatıranların da bulunduğunu belirterek, yetkililere bu kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için önlem alınması çağrısı yaptı.

DEVLET DENETLEME KURULU'NA GÖREVE ÇAĞRI

Bir milyon liranın altındaki ödemelerin hızla yapılacağı yönündeki açıklamaları önemli bulduğunu belirten Akay, mağdurların paralarının süratle toparlanması için bir havuz oluşturulması gerektiğini söyledi. Akay, "Bu insanların beklemeye tahammülü yok; artık hayatlarını geçindiremiyorlar, devam ettiremiyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı'na seslenen Akay, Devlet Denetleme Kurulu'nu göreve çağırarak, SPK ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) dahil bütün denetleyici kurumların denetlenmesini istedi.

Akay, 2020 yılından itibaren geriye dönük inceleme yapılması gerektiğini belirterek, fonlardaki menkul kıymetlerin, hisselerin ve katılım paylarının değerlerini gerçeğe aykırı biçimde yükselten kişilerin tespit edilmesi gerektiğini vurguladı. Akay, "Bu nereye uzanıyorsa, hangi siyasi partiye uzanıyorsa, iktidara uzanıyorsa, Cumhurbaşkanı'nın yanına kadar da uzanıyorsa oraya kadar tespit edilmesi, raporlanması ve kamuoyuyla ilgili de izahat verilmesi gerekiyor, Meclis'e de gelmesi gerekiyor bu açıklamanın" diye konuştu.

AVUKAT KARAHAN: "20 MİLYAR DOLARLIK KAYBOLAN BİR MİLYAR DOLARLIK KAYBOLAN BİR MEBLAĞDAN BAHSEDİYORUZ"

Akay, konuşmasının ardından fon mağdurlarına söz verdi. Mağdurlar adına Avukat Mehmet Can Karahan ve Hazel Köse konuştu. Avukat Mehmet Can Karahan, yaklaşık yarım milyon kişinin ve 20 milyar dolarlık bir meblağın söz konusu olduğunu belirterek önümüzdeki ay yeni mağduriyetlerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Karahan, "Bir kişi düşünün ki buraya belki 10, 15, 20, 50 bin lira parasını koymuş olabilir. Bu adam taahhütlerini ve ödemelerini yerine getiremeyeceği için alacaklarının ödemesi yapılmayacak. O alacaklılar alacaklarını alamadıkları için onlar başka insanlara ödemelerini yapamayacaklar" dedi.

Bu durumun zincirleme bir mağduriyet yaratabileceğini ifade eden Karahan, "Burada amiyane tabirle çok kurak, son derece tasviri zor, kısır bir döngü meydana gelecek ve bu 20 milyar dolar belki 100 milyar dolarlık bir zayiata sebebiyet verecek ve şu an yarım milyon olarak gözüken mağdur sayısı belki milyonlara çıkacak" ifadelerini kullandı.

"SPK VE BDDK'NIN GÜÇLÜ ŞEKİLDE MESUL OLDUĞU KANAATİNDEYİZ"

Denetleyici kurumların daha farklı adımlar atması gerektiğini belirten Karahan, sorunun bugüne özgü olmadığını, yaklaşık iki yıldır devam ettiğini söyleyerek "Bu kimi bürokratlar tarafından, kimi bakanlar tarafından dile getirilmişti lakin bertaraf edilmedi. Dolayısıyla burada emirleri iletemediğini söyleyen bankalarla beraber, emirleri yerine getiremeyen TEFAS, SPK ve BDDK'nın biz güçlü şekilde mesul olduğu kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.

HAZEL KÖSE: "HER BİR KURUŞ VATANDAŞIN CEBİNE İADE EDİLENE KADAR GÖREVİNİZİ YERİNE GETİRİN"

Fon mağdurları adına konuşan Hazel Köse de sürecin kamu kurum ve kuruluşları tarafından şeffaflık ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini belirterek, SPK ve ilgili bakanlıkların mağdurların beklediği açıklamaları yapmadığını söyledi.

Kriz yönetimi sürecinde belirsizliklerin ve ciddi hak kaybı ihtimalinin bulunduğunu belirten Köse, SPK'nın gerekli tedbirleri almak için neden bu kadar uzun süre beklediğinin mağdurlar tarafından merak edildiğini ifade etti. Köse, "Yolsuzluk Türkiye'nin makus talihi olmaktan artık çıkarılmak zorundadır. Söz konusu fonlara ilişkin alınan idari ve adli tedbirler kapsamında hak kaybına uğrayan vatandaşlar olarak sizleri göreve davet ediyor, bu skandallara bulaşan her kim olursa olsun yasal yetkilerinizi bu şahısların ortaya çıkarılması için ve adalete teslim edilmesi yolunda kullanılmasını talep ediyoruz" diye konuştu.

Fon mağdurlarının kaybettikleri paraların iade edilmesi için milletvekillerine çağrıda bulunan Köse, "Bu süreçte birilerinin götürdüğü paralar milyonlarca Türk vatandaşının alın teridir. Her bir kuruş vatandaşın cebine iade edilene kadar vekillik görevinizin gereğini yerine getirmeniz önem arz etmektedir" dedi.

Yatırımcıların birikimlerine erişemediklerini ve çeşitli borçlarını ödeyemediklerini belirten Köse, "İş sahipleri çalışanların maaşlarını ödeyememekte, hatta bazı yatırımcılar kredi kartıyla ekmek almaktadır. Kanser hastalığının tedavisi için birikimini az riskli olarak tanıtılan birtakım fonlara yatırmış ve şu an parasını çekemeyen bir yatırımcı dahi olduğunu duyduk. Bu bizi son derece üzmektedir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı'na seslenen Köse, devletin kurumlarının süreci yakından takip ederek yatırımcıların hak kayıplarını gidermesi gerektiğini söyledi.

RAHİME YÜCEER: "PARAMI ÇEKMEK İSTEDİĞİMDE İZİN VERİLMEDİ"

Fon krizi mağdurlarından 78 yaşındaki emekli Rahime Yüceer, birikimlerini yatırım fonuna yatırdıktan sonra yaşadığı mağduriyeti anlattı. Sekiz yıldır tasarruf ederek biriktirdiği parasını ev almak için değerlendirmeyi planladığını belirten Yüceer, kendisini arayan bir kişinin yönlendirmesiyle yatırım fonuna para yatırdığını söyledi.

Daha önce yalnızca vadeli mevduat hesabı kullandığını belirten Yüceer, kendisini bankadan arayan kişinin fonun risk taşımadığı yönünde güvence verdiğini ifade ederek, yaşadıklarını anlattı. Rahime Yüceer, "Arayan kişi 'Hiç düşmeyen fonlarımız var, siz bize 15 senedir para yatırmıyormuşsunuz, ben kayıtlarımızdan sizin telefonunuzu buldum' dedi. O şekilde, benim de tam param başka bankada dolmuştu, 'Olur, geleyim' dedim. Bana güvence verdi, çok güzel anlattı. 'Katiyen paranız gitmez' dedi. Ben 6 Ağustos'ta yatırdım. 6 Eylül'de vadem doldu. 16'sında da telefon açtım, 'Ben paramı çekmek istiyorum' dedim. Yok, çekilmiyor. Herhangi bir cevap da gelmiyor bana" şeklinde konuştu.

"BANKALARDA DA SANKİ İŞ BİRLİĞİ ETMİŞ GİBİ, BİZİM PARALARIMIZI SİLKELEDİLER"

Parasını yatırdığı kurumun kendisini nasıl bulduğunu sorguladığını belirten Yüceer, kendisini arayan kişinin de parasını kaybettiğini söylediğini aktardı. Yüceer, yaşanan süreçte bir saadet zinciri ihtimalinden şüphelendiğini ifade ederek "Şöyle; bu insanlara, bu bankada çalışanlara 'Bize eleman bulun, buraya para yatırtın, size de bir miktar veririz' benim aklıma böyle geliyor. 'Beni nereden buldunuz siz? Benim başım nasıl yandı?' dedim. 'Yok işte, yok benim de gitti param' gibi şekilde cevap verdi" diye konuştu.

Bankaların da süreçte iş birliği yapmış olabileceğini düşündüğünü belirten Yüceer, "Ben şüphelendim yani bankalar da sanki iş birliği etmiş gibi, bizim paralarımızı silkelediler. Çok mağdurum, ben ev alacaktım. Çok üzgünüm, başka ne diyeyim, param gitti..." ifadelerini kullandı.

"YÜZDE KAÇ ALACAĞIZ?"

Emekli ve 78 yaşında olduğunu dile getiren Yüceer, yaşadığı mağduriyet nedeniyle geçim sıkıntısı çektiğini anlattı. Ev almak için biriktirdiği parasını kaybettiğini söyleyen Yüceer, geri ödeme sürecine ilişkin belirsizliklerin kendisini endişelendirdiğini belirterek "Paramızı alacak mıyız acaba, yüzde kaç alacağız, ne alacağız? Ben sabaha kadar uyumuyorum, elim gözüm şişti uyumamaktan" dedi.

Sosyal medyada ve televizyonlarda yapılan yorumları takip ettiğini ifade eden Yüceer, "Videolar seyrediyorum, televizyondaki yorumları seyrediyorum. Bazıları 'Yok hiç alamayacaksın', kimisi 'Yüzde 10'unu alırlarsa öpsün başlarına koysunlar, biz mi ödeyeceğiz' diyor" şeklinde konuştu. Yatırımını devletin denetlediği bir fon üzerinden yaptığını vurgulayan Yüceer, "Ya biz merdiven altı bir yere koymadık ki! Bu devletin kontrol ettiği bir fon" ifadelerini kullandı.

Yaşadığı mağduriyet nedeniyle kendisini de sorguladığını belirten Yüceer, "Düşündüm sonra kendi kendime de isyan ediyorum. Benim gibi tahsilli bir insan, bu bunca yaşa gelmiş bir insan, nasıl ben böyle bir tongaya düştüm, nasıl gittim yatırdım, beni nasıl kandırdılar diye de çok üzgünüm. Çok üzülüyorum, kendi kendimi yiyorum" dedi.

"MEVDUATA ENDEKSLİ, HİÇ PARA DÜŞMEZ DEDİLER"

Fon yatırımı sırasında kendisine verilen güvenceleri anlatan Yüceer, "PP2" olarak ifade ettiği fonda parasının değer kaybetmeyeceğinin söylendiğini aktardı. Yüceer, "Hiç paran gitmez dedi. Yani bu 'PP2' mi ne varmış, o fonda mevduata endeksli, 'Hiç para düşmez, paranızı aynen alırsınız.' Hatta bu kapatıldıktan sonra satış emri de veremedim, verilmedi. Hiçbir cevap alamadım" diye konuştu.

Fonun getirilerini düzenli olarak takip ettiğini ve kayıt tuttuğunu belirten Yüceer, "Ben tek tek yazarım. Tek tek defter tuttum her gün ne kazanmışım, stopajı düştükten sonra net ne kazanmışım. İnanın bana, bir mevduat gibi kazandım. Mevduat gibi yani, kazandıysam. Oraya da yazdım ne kazandığımı. Param gitti" ifadelerini kullandı.

"SEKİZ YILDIR BİRİKTİRİYORDUM, TASARRUFUN DİBİNE ÇÖKMÜŞTÜM"

Kaybettiği paranın 8 yıllık birikimi olduğunu ve tasarruf etmek için uzun süre çaba gösterdiğini yineleyen Yüceer, "O bankadan alıyordum, hangi yüksek faiz veriyor oraya yatırıyordum, oradan alıyordum buraya yatırıyordum. Tasarruf ediyordum, tasarrufun dibine çökmüştüm artık. Hangi markette hangisi daha ucuz oraya gidiyordum, oradan alıyordum. Böyle bir şekil bir döngü içerisinde... Maalesef biriktirdiğim tüm para gitti" diye konuştu.

Eşinin vefat ettiğini ve tek başına yaşadığını belirten Yüceer, çevresinde kendisi gibi mağdur olan başka kişiler de bulunduğunu söyledi.

AKAY: "BU İŞ İÇİNDE ÇOK SAYIDA SİYASETÇİ VAR, ASIL ONLARA ULAŞILMASI GEREKİR"

CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Kaya'nın istifası ve fonlardaki haksız kazanç iddialarına ilişkin soru üzerine Akay, Pasifik GYO'ya ilişkin daha önce açıklama yaptığını hatırlattı. Akay, şirketin bir AK Parti Ankara Milletvekili'nin eşine ait olduğunu ve şirketin yönetim kurulu üyelerinden birinin de AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu'nda (MKYK) AR-GE'den sorumlu başkan yardımcısı olduğunu söyledi. Akay, söz konusu şirketin para hareketleri ve elde edilen kazançlara dikkati çekerek "Bunun gibi benzer bir sürü örnek var. Asıl onlara ulaşılması gerekir" dedi.

"KAMU ZARARI ORTAYA ÇIKACAKTIR"

Akay, Katılımevim ve Birevim'e ilişkin sürece de değinerek, Emlak Konut'un bu şirketlere iştirak etmesi ve hisse devirlerinin yapılması konusunu değerlendirdi. Emlak Konut'un kamu iştiraki olduğunu belirten Akay, "Ayrıca bir taraftan özel sektördeki bir borcun, bir mağduriyetin, çok büyük bir zararın kamu tarafından üstlenmesi demektir. Emlak Konut kamu iştirakidir. Bu da dolaylı yollardan kamu zararına sebep teşkil edecektir. Doğru bir yöntem değildir esasında. Bu yöntemin niçin uyguladıklarının da açıklanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız