CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, TRT'nin referandum sürecindeki yayın politikalarını eleştirerek partiye ve Cumhurbaşkanına yakın bir yayıncılık anlayışını vurguladı. Arslan, bu durumu "tek adamlık rejiminin tek sesliliği" olarak nitelendirdi ve "Hayır" propagandasının medyada yer bulamaması sonucunda kamu yayıncılığı ilkesinin ciddi şekilde ihlal edildiğini belirtti.
TRT’nin Taraflı Yayıncılığı
Arslan, TRT’nin sürekli olarak iktidar yanlısı yayınlar yaptığını ve halkın ödediği vergilerle finanse edilen bu kurumun, tarafsızlık ilkesine aykırı bir tutum sergilediğini vurguladı. Özellikle referandum sürecinde TRT’nin yayın süresi ve içerik seçimlerini eleştiren Arslan, “Evet” konusunda 485 saat yayın yapıldığını, “Hayır” için ise sadece 45 buçuk saat yer verildiğini aktardı. Bu durumun, vergi mükelleflerinin paralarının nasıl harcandığını sorgulamaya açtığını belirtti. Arslan, TRT yönetiminden ve hükümetten bu konudaki tutumlarını açıklama beklediklerini de dile getirdi.
Refah Paylaşımında Eşitsizlik
Denizli Milletvekili, TRT’nin referandum sürecinde Cumhurbaşkanı ve AKP’ye ayrılan süreleri somut verilerle ortaya koyarak, adil bir kamu yayıncılığı ilkesinin ihlal edildiğini vurguladı. Arslan, TRT’nin yayınlarında, CHP’ye sadece 20 günde yalnızca 3 saat zaman tanımasının demokrasi ile bağdaşmadığını ifade etti. "Eyyy TRT, 63 saat nire, 3 saat nire!" şeklindeki sözleriyle yayın sürelerinde yaşanan dengesizliğe dikkat çekti. Bu tablo, TRT’nin artık bir kamu hizmeti değil, bir parti televizyonu haline geldiğinin kanıtı olarak yorumlandı.
Devlet Televizyonunun İşlevi Ne Olmalı?
Vatandaşların vergileriyle oluşturulan bu platformun tarafsız bir yayın anlayışına sahip olması gerektiğinin altını çizen Arslan, TRT’nin hükümete olan bağımlılığından ötürü bağımsızlığını yitirdiğini öne sürdü. “Hayır” demenin, bir demokrasinin en temel hakkı olduğuna dikkat çeken Arslan, TRT’nin bu hakka saygı duymadığını ve muhalif görüşlere kapı aralamadığını belirtti. Sonuç olarak, halkın ödediği vergilerle işleyen bir kurumun, tek bir siyasi görüşü desteklemesi kabul edilemez bir durumdur.
Özerklik İddiası Sorgulanmalı
Arslan, TRT’nin kamusal yayıncılık rolünü sıfırlayacak nitelikteki bu durumun, devlet televizyonunun özerkliği iddialarını da sorgulattığını ifade etti. Son yıllarda aldığı kararlarla daha fazla hükümete bağımlı hale gelen TRT, referandum sürecinde muhalefet seslerini tamamen göz ardı etmesiyle büyük tepki çekti. Bu hadiseler, kamu yayıncılarının toplum için nasıl bir işlev üstlenmesi gerektiği konusunu yeniden gündeme getirdi. Eğer bu değişiklik geçerlilik kazanırsa, özerk olma iddiasındaki TRT’nin de işlevini tamamen kaybetmesi bekleniyor.
Geçmişin Görüntüsüyle Geleceği Öngörmek
Arslan, geçmişte TRT'nin tarafsızlık ilkesine karşıt yaklaşımlarının halkı nasıl şaşırttığını hatırlattı. Özellikle 15 Temmuz sonrası dönemde muhalefet liderlerinin TRT'ye çıkmış olması, demokratik ruhu zedeleyen bir durum olarak değerlendirildi. Ancak günümüzde TRT’nin tekrar aynı hataları yaparak muhalefet sesine kapalı kalması, kamu yayıncılığı anlayışının ciddi anlamda sorgulanmasına sebep oldu. Arslan, TRT’nin güdümlü hale gelmesi durumunda demokrasinin de büyük bir çöküş yaşayacağını ifade etti.
GazeteKritik.com