Gazete Kritik Meclis CHP Balıkesir Milletvekili Ensar AYTEKİN: 24 TEMMUZ SANSÜRLÜ DEMOKRASİ GÜNÜDÜR

CHP Balıkesir Milletvekili Ensar AYTEKİN: 24 TEMMUZ SANSÜRLÜ DEMOKRASİ GÜNÜDÜR

CHP Milletvekili Ensar Aytekin, 24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışının 110. yılında basın özgürlüğünün yok olduğunu vurguladı. İktidarın medyayı kontrol etme çabaları, gazetecileri işsiz bırakırken, sansürlü demokrasinin sürmesine karşı dayanışma çağrısı yaptı.

CHP Balıkesir Milletvekili Ensar AYTEKİN: 24 TEMMUZ SANSÜRLÜ DEMOKRASİ GÜNÜDÜR

CHP’li Ensar Aytekin, sansürün iktidarın kontrol aracı haline geldiğini vurgulayarak, Türkiye’de gerçek gazetecilik yapma imkanlarının giderek azaldığını dile getirdi.

Basında Sansürün Kaldırılışının Yıldönümü

Bugün, 24 Temmuz tarihi basında sansürün kaldırılmasının yıldönümü olarak anılıyor. Tarihin derinliklerine bakıldığında, basın özgürlüğünü savunan gazetecilerin toplumun haber alma haklarını korumak adına büyük çabalar sarf ettiği, hatta bu uğurda hayatlarını tehlikeye attıkları görülüyor. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç gibi cesur kalemler, baskılara boyun eğmeyerek gerçeği savunmuşlardır. Bu isimler, mücadeleleri ile basın dünyasında önemli bir yer edinmiş ve hala mücadelelerine ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Gazetecilerin Artan Sorunları

Son yıllarda, AKP hükümeti altında basın çalışanları için zorlu bir dönem geçmektedir. Hükümetin medyayı sıkı bir şekilde kontrol altına alması, basın özgürlüğünü tehdit eden sansür uygulamalarının artmasına neden olmuştur. Gazeteciler, iktidar yanlısı baskılar ve yayın yasaklarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, birçok basın çalışanının işsizlikle yüz yüzeyken, haber alma hakkının da ihlal edilmesine yol açmaktadır. 'Alo Fatih' gibi uygulamalar, iktidarın medya üzerindeki baskılarını bir kez daha gözler önüne sermektedir. Sonuç olarak, işsiz kalan gazetecilerin sayısı her geçen gün artmakta ve insanların doğru bilgilere ulaşma imkanı kısıtlanmaktadır.

Cezaevlerindeki Gazeteciler

Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın son raporlarına göre, şu anda cezaevinde bulunan 143 gazeteci ve basın emekçisi bulunmaktadır. 24 Temmuz itibarıyla, son iki yıl içerisinde çıkarılan OHAL yasaları sonucunda toplamda 209 gazeteci tutuklanmış, bunun yanı sıra yaklaşık 3000 gazeteci de işsiz kalmıştır. Bu sayılar, ülkede medya üzerindeki baskının ne kadar ciddi boyutlara ulaştığını göstermektedir. Medya mensupları, sadece mesleklerini icra ettikleri için hapsedilmektedir. Bu gerçek, basın özgürlüğü açısından kaygı verici bir tablo çizmektedir.

Patronaj ve İç Denetim Sorunları

Medya endüstrisinin patronaj ilişkileri ve holdingleşme olgusu, basın çalışanlarının yaşamlarını etkileyen büyük sorunlar arasında yer almaktadır. Birçok gazeteci, çalıştıkları kurumların baskısı altında kalırken, alternatif medya organları da mali denetimlerin hedefi olmaktadır. Bu süreç, özgür ve bağımsız gazeteciliğin önüne geçmekte ve toplumun doğru bilgilendirilmesini engellemektedir. Medya organları, çoğu zaman iktidarın taleplerine göre şekillenmekte ve sadece iktidar odaklı haberlerin yapılması teşvik edilmektedir. Bu duruma karşı çıkan gazetecilerin ise işten çıkarılma tehditleriyle karşı karşıya kalması, basın özgürlüğü konusunda daha fazla endişe yaratmaktadır.

Direniş ve Dayanışma

Tüm bu olumsuzluklar altında 24 Temmuz tarihi, kutlanacak bir gün olmaktan çok, direnç gösterilecek bir gün olarak değerlendirilmektedir. Zira, bu tarihle birlikte sansürlü bir demokrasinin gözler önüne serildiği, halkın haber alma hakkının kısıtlandığı bir ortamda mücadeleye devam etme çağrısı yapılmaktadır. Herkese düşen görev, dayanışma ruhu içinde halkın bilgiye ulaşmasını sağlamak ve bu mücadelede yer almaktır. Direnen gazeteciler, kalemlerini satmadan, cesaretle gerçeği savunarak halkın sesi olmaya devam etmektedir. Tüm bu cesur emekçilere selam durarak, onların yanında olduğumuzu belirtmek önemlidir.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız