İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Borsa İstanbul’da yaşanan manipülatif işlemlerde piyasadaki fon büyüklüğünün 17-20 milyar doları bulduğunu belirterek, yaşanan süreci banker krizinden bu yana görülen "üçüncü büyük soygun" olarak nitelendirdi. Olayın siyaset, bürokrasi ve özel sektör üçgeninde gerçekleştiğini ileri süren Usta, "Dünyanın hiçbir yerinde hükümet desteği olmadan 20 milyar dolarlık bu kadar büyük bir vurgunun yapılması imkanı yoktur" dedi.
İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında İstanbul Borsası'ndaki gelişmeler ile sermaya piyasalarında gerçekleştirilen manipülatif işlemlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
17 Eylül'de 7 şirkete ait 131 fonun tasfiye edildiğini, söz konusu fon büyüklüğünün yaklaşık 800 milyar lira ile 17-20 milyar dolar arasında tahmin edildiğini ifade eden Usta, bunun milli gelirin yaklaşık yüzde 1'ine karşılık geldiğini belirtti. Usta, "1980'lerin başındaki banker vurgunu ve 2001 krizi ile birlikte anlayabileceğimiz üçüncü büyük kriz, büyük bir vurgun, büyük bir soygun. Fakat onların ikisinden de daha organize olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz" dedi.
Sistemin işleyişine değinen Usta, manipülasyonun ağırlıklı olarak halka arzlar üzerinden yapıldığını dile getirerek, "Halka arzlarda çoğu zaman varlığı değil, aslında borcu halka arz ettiklerini görüyoruz. Daha sonra portföy yönetim şirketleri belirli hisse senetleri üzerinde yoğunlaşarak buralarda olağanüstü artışlar sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.
"6 AYDA 83 KATINA ÇIKAN HİSSELERİ SPK VE BORSA İSTANBUL GÖRMEDİ"
Halka arz süreçlerine Destek Faktoring üzerinden örnek veren Usta, "Destek Faktoring Şubat 2025'te 48 liradan halka arz oluyor. Bunun yüzde 20'sini Tera Yatırım alıyor ve hisse fiyatı 6 ayda 4 bin liraya gelerek 83 katına çıkıyor ve 2025'te BIST 30'a giriyor. Bunlar olurken ne Borsa İstanbul ne de SPK bunu görüyor veya görmezlikten geliyor" dedi.
Yurt dışına para aktarıldığına ilişkin iddiaları ve hukuki bilançoyu aktaran Usta, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'ın İsviçre'ye 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız'ın ise 25 milyon euro aktardığını ifade etti. Tezmen ailesinin İngiltere'deki Forex şirketine 2025 yılında 58 milyon sterlinlik çıkış yapıldığını savunan Usta; Emre Tezmen, Serdar Turhan, Emre Alkin, Kerem Alkin ve Alper Özügüler'in adliyeye sevk edildiğini, süreçte 4 kişini tutuklu, 1 kişinin cezaevinde, 44 kişinin gözaltında ve 14 kişinin firari olduğunu belirtti.
"RİKSİZ TESCİLLENMİŞ FONLAR: YATIRIMCIYI SUÇLAYAMAYIZ"
Süreçte mağdur olan küçük yatırımcıların hedef gösterilemeyeceğini vurgulayan Usta, "Bu fonların önemli bir kısmı SPK tarafından en düşük riskli fonlar olarak tescil edilmişti. Yüksek enflasyon döneminde eriyen parasını korumaya çalışan insanları 'niye buraya para yatırdınız' diye suçlayamayız. Sistemdeki bu yapıların regülasyona tabi olduğunu gören vatandaş sahtekârlıkları fark edemeyebilir. Bir kısmı da iktidarla iç içe olan, bakanlarla ve AK Parti teşkilatlarıyla fotoğraf veren isimleri görüp güvenerek yatırım yapmıştır" şeklinde konuştu.
Sistemdeki çöküşün sadece risk-getiri ilişkisiyle izah edilemeyeceğini belirten Usta, konunun "siyaset, bürokrasi ve özel sektör kirli üçgeni" ile açıklanabileceğini söyledi. Konuşmasında adı geçen isimlerin siyasi ve bürokratik bağlantılarına ilişkin detaylar paylaşan Usta, şu ifadeleri kullandı:
"Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'ın, hakkında 1,5 yıl önce savcılık yazısı olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Bilal Erdoğan ile aynı devlet protokolü karesinde yer alabildiğini görüyoruz. Tera Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin rektörlük ve Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyeliği yapmıştır. Abisi Kerem Alkin 2021-2024 yıllarında OECD Daimi Temsilciliği, Varlık Fonu ve Halkbank Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Tera Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Fecir Alptekin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı, Atlas Portföy'den Eren Yeşilyurt eski Hazine bürokratlığı, Bulls Portföy yöneticisi Neslihan Mumcu ise Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu'nun eşidir."
Usta, Emre Tezmen'in babasının eski Ulaştırma Bakanı, kendisinin Merkezi Kayıt Kuruluşı üyesi ve Sermaye Piyasaları Kongresi'nin ana sponsoru olduğunu kaydederek, Mehmet Şimşek'in manipülasyon uyarısı yaptığı kongrede sponsoru olan şirketin adının yer aldığını belirtti. Aday adaylığı ve geçmiş SPK Başkanvekilliği görevleri bulunan Talat Ulussever'in Özata Denizcilik yönetiminde olduğunu söyleyen Usta, Adalet Bakanı'nın eşinin de SPK üyesi olduğunu ifade etti.
"DEVLETİ YÖNETENLER BU İŞİN TAM GÖBEĞİNDE"
"Kamu bu olayın aslında tam göbeğinde. Devlet bu olayın tam göbeğinde. Daha doğrusu devleti yönetenler bu olayın tam göbeğinde" diyen Usta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 4 Kasım 2025'te bazı fonlarda manipülasyon olduğuna dair açıklama yaptığını hatırlatttı.
Bunun yanı sıra BDDK ve SPK tarafından 2021 sonrasında Katılımevim, Birevim, Pardus Bulls, Pusula Portföy ile Tera Yatırım Bankası ve Destek Yatırım Bankası'na kuruluş ve faaliyet izinleri verildiğini belirten Usta, "Borsa İstanbul'un yönetimine bakıyorsunuz. Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan aynı zamanda Varlık Fonu Yönetim Kurulu Üyesidir. Devlet Denetleme Kurulu Başkanı, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı ve İletişim Başkanı Borsa İstanbul’un yönetim kurulundadır. Bu isimler devlet ve hazine adına oradayken yaşananları niye görmediler, niye ses çıkarmadılar? Kamuoyuna açıklama yapmak zorundalar" dedi.
"SİYASET VE BÜROKRASİ BAĞLANTILARI AÇIKLANMALIDIR"
Konuşmasında kamu ve özel sektör bağlantılarına dikkati çeken Usta, şunları söyledi:
"Burada bir kişi daha var, Genel Müdür Yardımcısı Necdet Kardaş. Daha önce Türkiye Petrolleri'nde, Çalık Holding'de, ardından Enerji Bakanlığı'nda çalışmış. Berat Albayrak nereye gittiyse onunla birlikte çalışmış. 2018-2020 yıllarında da Berat Albayrak bakanlığı döneminde Hazine ve Maliye Bakanlığı'nda çalışmış bir kişi. Şimdi dolayısıyla bakmak lazım. Bu manipülasyonun önemli bir kısmı borsada oluyorsa bu kişilerin niye haberi yok veya haberi olmaması mümkün mü? Felaket göz göre göre geldi. Bakan 'manipülasyon var' diye açıklama yaptı. Hele hele bir de MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak da suç duyurusunda bulunuyor, CİMER'e yazıyor. Bunları delilleriyle ortaya koyan, belgeleriyle ortaya koyan insanı gözaltına alıyorlar, tutukluyorlar. Bu adım bugüne kadar niye atılmadı da şimdi atılıyor? Çünkü biliyorsunuz MSCI diye Morgan Stanley Capital International, bu az gelişmiş ülkeler fonu diye bir fon var. Oradan 'Bu fondan Türkiye'yi çıkartınız' diye bir beyanı üzerine adım atılmak durumunda kaldı."
"MEHMET ŞİMŞEK SİZE KİM ENGEL OLDU, AÇIKLAYIN"
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e sorular yönelten Usta, "'Manipülasyon var' açıklamasından sonra neden 10 ay beklendi? Buna kim engel oldu? Bürokratlar mı engel oldu? Saray çevresinden birileri mi engel oldu? Siyasiler mi engel oldu? Kim engel oldu? Bunu Mehmet Şimşek açıklamak durumundadır. Ben geçen hafta bununla ilgili bir soru önergesi verdim. Şikayet makamında değilsiniz, icraat makamındasınız. Fakat şikayet edip kalıyorsunuz. Size kim engel oldu bunu bize açıklayın. Söz konusu fonlarda en azından son bir yılda hangi siyasetçilerin, hangi üst düzey bürokratların veya siyasetçi ve bürokrat gibi görünmese de saraya yakın çevreden kimlerin buralarda fonları oldu? Burayla ilgili alışveriş oldu, yatırımları var? Buna 'yatırımcı mahremiyeti' deyip bunun arkasında gizlenemez. Bu net bir şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır" şeklinde konuştu.
"86 MİLYONA FATURA ÇIKARTILACAK"
Oluşan kamu zararına ve soruşturma süreçlerine değinen Erhan Usta, "Bir kamu zararı tahmini yapıldı mı? Çünkü nihayetinde işin üstleneceği yer ya doğrudan hazine olacak ya da vatandaşın mağduriyeti olacak. Her iki durumda da zaten 86 milyona fatura çıkartılacak. Maalesef şu anda gördüğüm kadarıyla bu işin üzerine gidilmeyecek. Böyle birkaç kişiyle bu iş kalacak. Hiçbir üst düzey bürokratla ilgili soruşturma yok, ihmali olanlar soruşturulmamış, hepsi görevlerinin başında. Kamu zararı ne kadardır? Katılımevim, Birevim gibi Emlak Katılım tarafından satın alındı. Bunlardan dolayı da bir kamu zarar oluşacak, bu zarar ne kadardır" diye sordu.
Kamu kurumlarındaki süreçlere ve piyasa müdahalelerine dair sorular yönelten Usta, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MASAK, TEFAS, Takasbank, Borsa İstanbul bu izinleri, lisansları ne zaman verdi? Bunları kim verdi? Buna alt düzeyde direnen bürokratlar olduysa o bürokratlar nasıl ikna edildi? Görev değişiklikleri oldu mu, olmadı mı? BIST niye bu manipülasyonları görmedi? BDDK bu izinleri nasıl verdi? Şirketlerdeki görevleri ne durumdadır? İdari işleme tabi tutulmuş bir tane bürokrat var mı? Bu kriz nedeniyle kamu bankalarının, Varlık Fonu'nun piyasaya müdahale ettiğini, dolar aldığını, hisse senedi aldığını biliyoruz. Burayla ilgili rakamların boyutu nedir? Kurumlar ve siyaset birbirini suçlamaya başladı. AKP Genel Başkanı'ndan bir açıklama geliyor, sanki tek bunun sorumlusu SPK'ymış gibi davranıyorlar. Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulması lazım. Biz pazartesi günü itibarıyla Meclis'te bir araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergemizi verdik."
"KARA PARA AKLAMA İDDİALARI ARAŞTIRILMALIDIR"
Eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak'ın iddialarına da değinen Usta, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ramazan Başak'ın da ifade ettiği gibi çok ciddi bir kara para aklama iddiasının olduğunu söylüyor. Kasım Gariboğlu isminden bahsediliyor. 2021 yılında 350 milyon dolarlık bir parayı değişik şekillerde MASAK'a takılmadan Türkiye'ye Kapalı Çarşı'nın üzerinden soktuğunu ve aslında 2020'de kurulan bu 12 kişilik kapalı fon yapısının da ilk harcının bu şekilde atıldığını söylüyor. Bu parayla bir kısım fonlar, bir kısım hisselerin şişirildiğini, fon kapalıyken bile fona yatırılan paranın 524 katına çıktığını kendisi ifade ediyor. Bütün bu hareketlilik varken, tuhaf iş ilişkileri ortadayken SPK bu şirkete halka arz izni veriyor, BDDK daha sonrasında banka kurma izni veriyor. Ramazan Başak 'Halka arz izni verilmeden önce SPK'ya uyaran bir mektup yazdım' diyor. Kendisini bu uyarılardan sonra gözaltına alıyorlar."
ERHAN USTA, ATILMASI GEREKEN TEKNİK VE İDARİ ADIMLARI AÇIKLADI
Sürecin yönetimi ve atılması gereken adımlara ilişkin çözüm önerilerini sıralayan İYİ Partili Usta, şunları kaydetti:
"Önerilerimiz ve ikazlarımız şunlardır: Teknik adım olarak ivedilikle tüm fon şirketlerinin ve yöneticilerinin mal varlıklarına, yakınlarının mal varlıklarına el konulmalı ve tasfiye süreci kapsamına alınmalıdır. Şirket sahiplerinin, üst düzey yöneticilere ödenmiş olan yüksek primler, başarı bonusları ve temettülerin iade edilmesi sağlanmalıdır. Serbest fonlar ile klasik fonlar birbirinden ayırt edilmeli, ödemelere klasik fonlardan başlanmalı ve ana paranın iadesi önceliklendirilmelidir. Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK, BDDK, MKK, TEFAS, Takasbank, Borsa İstanbul, MASAK, kamu bankaları ve Varlık Fonu'nda idari adımlar atılmalı, yöneticiler görevden el çektirilmeli, siyasi bağlantılar deşifre edilmelidir. Siyasi ve bürokrat bağlantısı olanlara mutlak suretle görev yasağı getirilmelidir. 2001 krizi sonrasında bankacılık sektöründe yapıldığı gibi bankacılık dışındaki sermaye piyasalarıyla ilgili ciddi bir yapısal reform yapılmalıdır. Kara para soruşturması yapılmalı, Tera ve Pusula başta olmak üzere tüm yapılar araştırılmalıdır. Bahis ve uyuşturucu paralarının sistem üzerinden sokulup sokulmadığı açıklanmalıdır."
"20 MİLYAR DOLARLIK VURGUN HÜKÜMET DESTEĞİ OLMADAN YAPILAMAZ"
Usta, iktidara ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şöyle seslendi:
"'Türkiye Yüzyılı' dediler, soygun yüzyılı oldu. Sadece 3-4 yılda benim bütün detayları açıkladığım vurgunlara bakın: Osmangazi vurgunu, Varlık Fonu üzerine yapılan vurgunlar, EPDK'nın rüzgar ve güneş santralleri üzerinden yaptığı 35.000 megawatt dağıtımı ile ilgili vurgun, Trendyol vurgunu, kripto para vurgunu, en son da fon vurgunu. Dünyanın hiçbir yerinde hükümeti yönetenlerin içerisinde olmadan, yani hükümet desteği olmadan 20 milyar dolarlık bu kadar büyük bir vurgunun yapılması imkanı yoktur. Bu kadar büyük bir soygun yapılıyor, ortaya bütün pislikler saçılmış durumda ama bir tane istifa yok. 50 yıl önceki demokrasi anlayışımız bile bundan üst düzeydeydi. Ben 'her şeyden sorumluyum' diyen Sayın Cumhurbaşkanının bu konuya ilişkin daha henüz bırakın istifayı veya birilerini görevden almasını, daha bir kelime açıklama yapmadığını gördük. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan bu işlerin ne olduğu, bu pisliğin nasıl temizleneceğine ilişkin bir açıklama bekliyoruz."