Gazete Kritik Kültür-Sanat Oscar'ı al da gel Ayla!

Oscar'ı al da gel Ayla!

"Ayla", Ay yüzlü bir kız ile Ay yıldızlı bir askerin 65 yıllık duygusal öyküsünü anlatan bir savaş drama filmi. Hikayenin merkezinde, Kore Savaşı sırasında 1950'de Güney Kore'ye yapılan saldırılarda yer alan Süleyman Astsubay yer alıyor. Bu savaş, toplamda 3 yılda 3 milyon insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Film, aşk ve dostluğun zorluklar içinde nasıl var olabileceğini gözler önüne seriyor.

Ay yüzlü bir kız ile Ay yıldızlı bir askerin 65 yıllık hikayesi

Ayla, bir savaş-dram filmi. 

Filmin baş rolü, hikayenin yıldızı Süleyman Astsubay. 

25 Haziran 1950’de Kuzey Kore’nin Güney’e saldırdığı, 3 yıl süren ve 3 milyon insanın hayatına mal olan savaşta Süleyman Astsubay da yer almış.. 

Savaşın uzun, acı dolu ve zor geçmesinin yanında Süleyman Astsubay bambaşka bir hikayenin tam ortasında bulmuş kendini. 

Askerlerle yürüdüğü bir gece, çalılıkların arasında küçücük, ay yüzlü bir kız çocuğuna rastlamışlar. 

Bu dokunaklı, vicdan ve merhamet dolu hikaye tam da o esnada başlıyor.

Tüm ailesi savaş sırasında katledilmiş olan bu minnacık kız çocuğuna Süleyman Astsubay sahip çıkıyor ve savaşırken aynı zamanda kıza kendi çocuğu gibi bakıyor.

Ay yüzlü olduğu için 'Ayla' diyorlar adına... 

İsim koymaktan, kuru kuru sahip çıkmaktan çok daha büyük bir hikaye onlarınki. 

Birbirine sımsıkı bağlı bir baba-kız hikayesi bu. 

İnişleriyle çıkışlarıyla, Ayla’nın çocuk, ordunun asker bakışıyla yaşadığı zıtlıkları ve benzerlikleri izleyeceğiz. Ve tabii ayrılığı... 

Savaş bittikten sonra Süleyman amcanın kızından ayrılışını, acısını... 

Ayla'nın hikayesi nasıl ortaya çıktı?

Süleyman Astsubay, savaş bittikten sonra kızından ayrılmak zorunda kalınca, yıllarca Ayla’yı arıyor. Ayla da Süleyman babasını... 

Bu sancılı süreç, gün geçtikçe katlanarak artarken Süleyman Astsubay, Kore Savaşı’nın 60'ıncı yılı anısına Kore Başkonsolosluğu’nda düzenlenen bir resepsiyona katılır. 

Tüm gazilerin anılarını paylaştığı bu etkinlikte, Süleyman Astsubay Ayla’dan bahsedip, uzun uzun dertlenir. 

Konu, Koreli yetkililerin ilgisini çeker ve Ayla’nın fotoğraflarını görmek isterler. 

Süleyman Astsubay’ın fotoğrafları göstermesinin üzerine okul kayıtları taranır ve nihayet Ayla’ya ulaşılır. 

Ayla evlenmiş, çocukları hatta iki torunu olmuş. Kore’de temizlik işinde çalışıyormuş. 

Ayla fotoğrafları görünce çok şaşırır ve göz yaşlarını tutamaz. 

Süleyman amca ve Ayla 60 yıl sonra Seoul’daki Ankara Parkı’nda buluşturulur. 

Bu hikayenin bir belgeseli var, belgeselde ikisinin kavuşma anını, sarılışlarını izleyin. Tüyleriniz diken diken olacak, o öyle bir sarılma ki... 

Hikayenin özeti bu...

Başından sonuna tüm detaylarıyla, tüm acıları ve sevinçleriyle Ekim 2017’de sinemalarda buluşacağız. 

Filmde adeta bir yıldızlar geçidi var. 

Çetin Tekindor, Altan Erkekli, Erkan Petekkaya, Taner Birsel, Ali Atay, İsmail Hacıoğlu, Murat Yıldırım, Damla Sönmez, Sinem Öztürk ve Büşra Develi gibi popüler ve büyük isimler hepsi... 

Türk oyuncuların yanında Julia Roberts’ın ağabeyi Eric Roberts’ı da izleyeceğiz. 

Ve tabii bir de Ayla’nın küçüklüğünü oynayan Kim Seol... 

Kim Seol Kore’de acayip popüler bir çocuk oyuncu. Müthiş yetenekli. 

Saydığım tüm bu oyuncuları aynı projede yer aldığını düşününce ortaya nasıl bir şölen çıkacağını da tahmin edebilirsiniz sanırım. 

Filmin yapımcısı Mustafa Uslu, yönetmeni Can Ulkay, görüntü yönetmeni Maymunlar Cehennemi gibi büyük yapımların görüntü yönetmenliğini yapmış olan Jean Paul Seresin. 

Müzikleri ise Fahir Atakoğlu’na ait. 

Aktardığım tüm bu bilgilerden sonra siz de gözünüzde Oscar töreninde yer almayı dibine kadar hak eden bir film canlandırmıyor musunuz? 

Şahsen ben, bu filmin elinde Oscar’la döneceğine yürekten inanıyorum ve istiyorum. 

Filmin çok başarılı olacağını ve hepimizin yüreğine dokunurken görsel bir şölen yaşatacağını düşünüyorum. 

Oscar töreninde bizi temsil edecekleri kesin! 

Oscar’ı al da gel Ayla! Yolunuz, şansınız açık olsun!

Lila Ceylan

MOLA / MİLLİYET.COM.TR

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *