Erdoğan dün gerçekleşen Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, nasıl bir sanatçı beklediğine ilişkin açıklamalar yapmış ve şu ifadeleri kullanmıştı:
“Beklediğimiz o sanatçı slogan atarak kendini göstermeye çalışmayacak, başarılarıyla dünyanın en muhteşem salonlarında ayakta alkışlanacaktır. Beklediğimiz o sanatçı ait olduğu milleti hor görüp şikâyet etmek yerine kendi sanatını sürdürecektir. Beklediğimiz o sanatçı muhalefetini sosyal medya hesabından savurduğu siyasi polemiklerle değil kanatlanıp uçurduğu sanatıyla gösterecektir.”
“Beklediğimiz o sanatçı, içindeki yaratıcılığıyla topluma ilham verecek, genç nesillere örnek olacak bir lider gibi hareket edecektir. Sahnesinde sergileyeceği her performans, insanları bir araya getirecek, duygularında ortak paydalar bulmalarını sağlayacaktır. Beklediğimiz o sanatçı, farklılıkları bir zenginlik olarak görecek, sanatında çeşitliliği ve kapsayıcılığı ön planda tutacaktır. Her eserinde adalet, insanlık ve evrensel değerleri savunarak, izleyicilerini düşündürecek ve duygulandıracaktır. Beklediğimiz o sanatçı, popülerliğin peşinden koşmak yerine, derinlikli bir anlatım ve içsel bir yolculuğun peşinden gidecek; bu yolculuk onun üretimini daha anlamlı kılacak ve her bir sanatsever için bir keşif alanı sunacaktır. Toplumsal olaylara karşı duyarsız kalmayacak, fakat tepkilerini sanatıyla ortaya koyarak bir etki yaratacaktır. Sanat, salt bir gösterim aracı değil, aynı zamanda bir iletişim vasıtasıdır. Beklediğimiz o sanatçı, sesiyle ve duruşuyla, adeta bir ayna tutacak; toplumsal meseleleri, insan ilişkilerini ve hayat mücadelesini sahneye taşıyarak, insanları derin düşüncelere sevk edecektir. Sessiz bir devrim yaratacak, kalplerde ve zihinlerde kalıcı izler bırakacaktır. İşte böyle bir sanatçı, geleceğin referansı olacak, sanatın gücünü tüm dünyaya gösterecektir.”