Gazeteci Yılmaz Özdil, dikkati üzerine çekmek amacıyla bazı tarihi yanlış bilgilere dikkat çektiği açıklamalar yaptı. Özdil, bir konuşmasında, "Asrın liderimiz mesela 'Tarih bilseler konuşmaya yüzleri olmaz, İstanbul'un tarihçesini bilmiyorlar, öyle elinde mercekle Romen Diyojen gibi dolaşılmaz" gibi ifadelerde bulundu. Ancak Özdil, burada dikkat çektiği Diyojen'in yanlış tanıtıldığını ve mercekle dolaşan kişinin aslında Sherlock Holmes olduğunu dile getirdi.
Röportajdaki Tarihsel Hatalar
Özdil, Diyojen ile ilgili olarak İstanbul’la bağlantısının olmadığını, kendisinin Sinoplu bir filozof olduğunu belirtti. Ayrıca tarihsel olarak Romen Diyojen'in esir düştüğü döneme de değinerek, bu konuda söylemlerinin yanlış olduğunu ifade etti. Söylediklerinin perdeler arkasında yatan tarihsel gerçekliği göz önüne sermesi açısından önemli olduğunu düşünen gazeteci, bu tip hataların toplumda yanlış bilgilendirmelere neden olabileceğine dikkat çekti. Özdil, tarihten bu kadar uzak ifadelerin, aslında kültürel algılar üzerinde olumsuz bir etki yaratma riski taşıdığını belirtti.
Yanlış Bilgilerin Etkileri
Özdil, devamında "Ankara, Selçuklu başkenti" ifadesine de yer vererek, Selçuklu Devleti'nin başkentinin aslında Konya olduğunu vurguladı. Bu tür yanlış bilgiler, halkın tarih algısını çarpıtırken, aynı zamanda eğitim sisteminin de sorgulanmasına yol açabilecektir. Bu bağlamda, devrim niteliğindeki bilgilerin aktarılmasında dikkatli olunması gerektiğini ifade etti. Özellikle, kamu yayıncılığı yapan kuruluşların doğru bilgileri aktarması gerektiğine dikkat çeken Özdil, bu konuda halkın kafa karışıklığını önlemek amacıyla sorumlu davranılması gerektiğinin altını çizdi.
TRT ve Bayram Eleştirisi
Özdil, açıklamalarının son bölümünde ise, Arda Turan'ın davranışlarını ele alarak yadırgamanın anlamlı olmayacağına işaret etti. Ancak, Ramazan Bayramı'nın kutlandığı günlerde TRT yayınlarını izlememeye dikkat edilmesi gerektiği konusunda izleyicileri uyararak, "Şeker ikram etmek yerine, kurban kesmeye kalkabilirsiniz!" şeklinde çekici bir yorumda bulundu. Bu eleştirisi, yayıncı kuruluşların içeriklerini dikkatli bir şekilde seçmesi gerektiğine dair bir çağrı anlamı taşıyor. Özdil, toplumun değerlerini yansıtan yayınların, büyük bir hassasiyetle hazırlanması gerektiğini belirtti. Hem eğitici hem de eğlendirici içeriklerin önemine vurgu yaptı.