ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine dair iddialar gündeme geldi. Bazı kaynaklar, bu görüşme esnasında vize kararlarıyla ilgili önemli bir mesaj iletildiğini öne sürdü. Ancak, Türkiye hükümeti bu hissiyatı yalanlayarak görüşmenin yalnızca Suriye ve Irak’la ilgili konular etrafında döndüğünü belirtti. Çavuşoğlu, görüşmenin ardından AK Parti’nin Afyonkarahisar'daki kampında yaptığı açıklamalarda, Kuzey Irak, Suriye ve İdlib meselelerinin yanı sıra bazı konsolosluk sorunları üzerine de görüşmeler yaptıklarını ifade etti.
GEREKÇE PERSONEL GÜVENLİĞİ
ABD Büyükelçiliği, geçtiğimiz gün Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, alınan vize kararının, tutuklanan bir kişinin isminin geçmeden bazı olaylarla bağlantılı olduğunu ima etti. Açıklamada, “Son dönemde yaşanan gelişmeler, ABD hükümetini Türkiye Cumhuriyeti'nin ABD misyonlarının güvenliği konusundaki taahhütlerini yeniden gözden geçirmek zorunda bıraktı” denildi. Bunun sonucunda Türkiye’deki tüm ABD diplomatik misyonlarının göçmen olmayan vize hizmetleri, güvenlik gerekçesiyle askıya alındı. Bu karar, ziyaretçi sayısını asgariye indirmek amacıyla devreye girdi. Türkiye ile ABD arasındaki diplomatik ilişkilerdeki bu tür kararlar, iki ülke arasındaki güvenlik endişelerinin boyutunu gözler önüne seriyor.
ABD’DEN SERT TEPKİLER
ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda görevli Metin Topuz, casusluk suçlamasıyla gözaltına alınarak hapse atılmıştı. Bu durum, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gerilmesine sebep oldu. ABD Büyükelçisi John Bass, tutuklamaya karşı duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, “Hükümetin bazı yanlarının intikam peşinde olduğunu” vurguladı. Tutuklamadan sonra ABD Büyükelçiliği, “Mahkeme yerine medyada yargılıyorsunuz” diyerek tepki gösterdiği bu olayda, iki ülke arasındaki işbirliğinin zedeleneceği uyarısında bulundu. Açıklamalarında, FBI'nın tutuklama kararının nasıl medyada sızdırıldığını sorgularken, hukukun üstünlüğüne atıflarda bulunulması dikkat çekti. ABD’nin bu tepkileri, Türkiye'deki diplomatik ilişkilerin gerileceğine dair sinyaller taşıyor.
MİSİLLEME KARARI
ABD'nin aldığı vize kararı sonrasında, Türkiye'den de karşı misilleme olarak ABD vatandaşlarının vize başvuruları askıya alındı. Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği konuyla ilgili kısa bir açıklama yaparak, ABD vatandaşlarına yönelik sınırda vize ve elektronik vize uygulamalarının durdurulduğunu belirtti. İlginç bir şekilde, hem Türkiye’nin hem de ABD’nin yaptıkları açıklamalar, kelime benzerlikleri gösteriyordu. Her iki açıklamada da kullanılan ‘indirmek’ kelimesi, hatalı bir biçimde ‘indirgemek’ olarak aktarılmıştı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, bu vize misillemesinin, ABD'den gelecek olan Amerikalılar için geçerli olmayacağını ifade etti. ABD’nin aldığı vize kararı, yalnızca umuma mahsus pasaportlar değil, aynı zamanda diplomatik pasaport hamilleri için de geçerlilik taşımaktadır.
TÜRKİYE-ABD İLİŞKİLERİNDE SINIRLAR
İki ülke arasındaki gerilim, Metin Topuz’un gözaltına alınmasının yanı sıra, başka olaylarla da derinleşmiştir. 2013 yılında yaşanan 17-25 Aralık operasyonları sırasında, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekeriya Öz ile düzenli iletişimde bulunan Topuz’un, gizli tanık ayarladığı anlaşılmıştır. Bu süreçte, Topuz’un getirdiği gizli tanık adayının, istediği sahte tanıklığı yapmayı reddetmesi, tartışmalara neden olmuştu. Diğer yandan, ABD Başkanı Donald Trump’ın, FETÖ’yle bağlantılı olarak tutuklu bulunan Pastör Andrew Brunson’ın iade edilmesini talep etmesi, ilişkilerde bir başka kırılma noktası olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bunun üzerine, “Bizden papaz istiyorsunuz, sizin de bir papazınız var. Onu verin” diyerek takas ihtimalinin gündeme gelebileceğine dair ipuçları vermişti. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığı, bunun mümkün olabileceğine yönelik şüphelerini dile getirdi.