Gazete Kritik Gündem Turhan Günay: Kadri Gürsel'i bırakıp çıkmak çok zordu; kızımı yeniden tanıdım...

Turhan Günay: Kadri Gürsel'i bırakıp çıkmak çok zordu; kızımı yeniden tanıdım...

Cumhuriyet Kitap'ın yayın yönetmeni Turhan Günay, 9 ay süren tutukluluk sürecini anlattı. Özgürlüğü sonrası yaşadığı duyguları paylaşan Günay, cezaevindeki arkadaşlarına duyduğu özlemi ve gazeteciliğin önemini vurguladı.

Turhan Günay: Kadri Gürsel'i bırakıp çıkmak çok zordu; kızımı yeniden tanıdım...

Cezaevinde toplamda 9 ay süren tutukluluğunun ardından özgürlüğüne kavuşan Cumhuriyet Kitap'ın yayın yönetmeni Turhan Günay, yaşadığı deneyimleri ve cezaevi hayatına dair duygu ve düşüncelerini paylaştı. Kendisi, cezaevindeki sürecin ardından özgürlük hissinin tam olarak yaşanamadığını ifade ederek, birlikte kaldığı arkadaşları Kadri Gürsel ve Musa Kart ile olan ilişkilerini anlattı. Kadri’nin aralarında kalması durumunun zorlayıcı olduğunu dile getiren Günay, tüm bu süreci dinleyicilere aktardı.

Cezaevinde Geçen Zaman

Çeşitli dönemlerde gözaltına alınmış olmasına rağmen, ilk kez tutuklanma deneyimi yaşayan Turhan Günay, kendisini diğer tutuklulardan çok farklı görmediğini belirtti. Ülke genelinde birçok gazetecinin tutuklandığına dikkati çekerken, cezaevine girmeden kısa bir süre önce özel bir sayıda Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay'ın hikayelerine yer verdiklerini aktardı. Bu durum, kendisini hedef haline getirmiş olabileceği izlenimi bıraktı. Cezaevine girmeden önce, Türkiye'deki gazetecilerin yaşadığı zorluklara dikkat çekmek amacıyla hazırlanan bu özel sayının, kendisini tutuklamada bir etken olacak kadar dikkate değer bulunduğunu düşündü.

Özgürlük Hissiyatı ve Zor Vedalaşma

Devam eden tutukluluk sürecinin ardından gelen özgürlüğün ne denli karmaşık bir duygu yarattığını ifade eden Günay, arkadaşlarıyla olan bağlarının kıymetini anladığını vurguladı. İzole bir ortamda yaşamanın zorluklarını anlatan Günay, beraber kaldığı arkadaşlarının cezaevindeki deneyimlerini paylaştı. Kadri Gürsel’in tutukluluk süresinin sona ermediği için yaşadığı ayrılık duygusunun kendisi için de son derece zorlayıcı olduğunu belirtti. Çıkarken, aksamalar olmasına rağmen, koğuştaki eşyalarını toplamak istemediğini; çünkü bu durumun Kadri'yi geride bırakmanın anlamı olabileceğini düşündüğünü paylaştı.

Koğuştaki Günlük Hayat

Cezaevindeyken yaşadıkları rutinler hakkında da bilgiler veren Günay, Kadri Gürsel ve Musa Kart ile oluşturdukları uyumlu ekipten bahsetti. Arkadaşlarıyla birlikte kitap okuma, tartışmalara katılma ve televizyon seyretme gibi etkinlikler geçirdiklerini açıkladı. Her ne kadar gündelik hayatları koğuş içerisinde sınırlı olsa da, zaman zaman keyifli anların da yaşandığını dile getirdi. Gözaltına alındıkları andan itibaren, arkadaşlarının kendi durumları için büyük umutlar beslediğini hatırlatarak, belirsiz bir süre içinde cezaevinde kalmanın getirdiği zorlukları yineledi.

Özgürlük Sonrası İlk Arzu ve Düşünceler

Cezaevinden çıktıktan sonraki birinci arzularından birinin basit bir makarna yeme isteği olduğunu vurgulayan Günay, bu durumun kendisine olağan ve basit bir yaşamın özlemi olarak geldiğini aktardı. Yıllar içinde gazetecilerin hayatlarında basit şeylerin bile önem kazanabileceğini belirten Günay, cezaevinde yaşadığı koşullardan oldukça farklı bir yaşam sürüp sürmeyeceğini sorguladı. Aynı zamanda cezaevindeki yemeklerin kalitesizliği sebebiyle evinden yaptığı yemeklerin lezzetine duyduğu özlemi ifade etti.

Suçlamaların Arka Planı

Cumhuriyet davasında karşılaştığı suçlamalar hakkında da bilgi veren Günay, gazeteye yönelik yapılan iddiaların çoğunun gerçeği yansıtmadığını belirtti. Suçlamaların büyük bir kısmının kendisinin gazeteyle olan bağlantısının olmadığı dönemlerde gerçekleştiğine dikkat çekti. Görüşmelerinin gerekçe gösterildiği bir başka durumu açıklarken de, iddiaların tamamen yanlış anlaşılmalara dayandığını ifade etti. Söz konusu suçlamaların geçerliliği hakkında pek çok soru işareti bulunduğuna işaret eden Günay, sürecin hukuksuzluğuna dair düşüncelerini paylaştı.

Gelecek Hakkında Umutlar

Kendisi için tutukluluk süresinin zorlu geçtiğini değerlendiren Günay, ancak içten içe her zaman çıkarılacaklarına dair bir inancı olduğunu sözlerine ekledi. Dava sürecinin başlangıcında cezaevi hayatının herhangi bir çıkış noktası olmaması fikrinin kafasında oluşmasına karşın, genel bir umut taşıdığını dile getirdi. Tutuklu sürecinin geçici olduğuna dair düşünceleri, onun yaşamına dair daha olumlu bir perspektif geliştirdi. Her ne olursa olsun toplumsal baskıların ve cezaevindeki belirsizliklerin insanların ruh halini nasıl etkilediğine dair derin bir bilgi birikimi oluşturmuş durumda.

Cezaevinde yaşadığı deneyim hakkında konuşan bir tutuklu, kalış süresinin pek de kötü geçmediğini ifade etti. Özellikle kalacağı bölümün özel olduğunu belirten tutuklu, üç kişilik bir koğuşta vakit geçirdiğini ve alt katında mutfak ile banyo, üst katında ise yataklarının bulunduğu dubleks tarzı bir dairede kalmanın avantajlarını yaşadığını dile getirdi. Günde belirli saatler aralığında dört duvar arasında oynamaya, spor yapmaya uygun 35 metrekarelik bir havalandırma alanına sahip olmalarının da kendilerini bir nebze olsun rahatlattığını vurguladı.

Sağlık Sorunları ve Çözüm Süreci

Eski bir atlet olarak spor yapmanın sağlığı için önemini bildiğini dile getiren tutuklu, cezaevinde geçirdiği süre zarfında, havalandırmada koşmaya karar verdiğini ve bu başlangıcın sonrasında kalp sağlığı ile ilgili ciddi sorunlar yaşadığını anlattı. Gecenin ilerleyen saatlerinde beklenmedik bir sağlık kriziyle karşı karşıya kaldığını ve hemen doktor yardımına başvurmak için dilekçe yazdığını aktardı. Kelepçeli bir halde mahkeme aracında doktorun muayene etmesine gittiği sırada uçuk geçirdiği rahatsızlığın sadece ultrasonla tespit edilemeyeceğini düşünerek, gerekli olan efor testinin yapılmasını talep etti. 15 günlük bir bekleme süresinin ardından yapılan test sonucunda damarlarındaki tıkanmanın acil müdahale gerektirdiği belirlendi. Kısa süre içinde işlem yapılarak sağlığına kavuştuğunu ifade etti.

Aile İlişkileri ve Yeniden Bağlantı Kurma Süreci

Ailesiyle yaşadığı bu zorlu sürecin kendisi için bir dönüşüm fırsatı sunduğunu belirten tutuklu, kızının tüm yükü sırtladığı dönemde ondan daha fazla şey öğrendiğini açıkladı. Yıllardır ayrı yaşamalarına rağmen, kızı Elif ile aralarındaki bağı daha derin bir düzeye taşıdığını ve bu durumun kendisini mutlu ettiğini paylaştı. Geçmişte yüksek iş temposu nedeniyle birbirlerine zaman ayıramadıklarını dile getiren tutuklu, şimdi hemen hemen her anı birlikte geçirme fırsatı bulacaklarını, tatil gibi planlarının bile olduğunu belirtti. Böylelikle kendisi ile çocukları arasındaki iletişim bağının güçlendiğine dikkat çekti.

Annesinin Ölümüyle İlgili Yeni Bilgiler

Bunun yanı sıra, kaybettiği annesiyle ilgili yeni bir bilgi edinmek de tutuklunun duygusal dünyasında önemli bir yeri kapladı. Annesinin ölüm tarihini yıllar sonra cezaevindeki iddianameden öğrenmiş olmasının kendisi üzerinde büyük bir etkisi olduğunu ifade etti. Bu bilgi karşısında duyduğu mutluluğun yanı sıra, söz konusu durumdan dolayı savcıya da teşekkür ettiğini vurguladı. Annesine dair bilgilere ulaşmanın kendisinde derin bir rahatlama sağladığını ifade etti.

Cumhuriyet Gazetesi'nin Geçmişi ve İlkeleri

1985 yılından bu yana Cumhuriyet Gazetesi'nde çalışan bir gazeteci, gazetenin köklü geçmişini ve değişen şartları değerlendirdi. Cumhuriyet’in, ilk yayın hayatına başladığı günlerden itibaren belirli ilkeler çerçevesinde yayın yaptığını, bu temel ilkelerin içeriğin değişmesine engel olmasını beklemenin mümkün olmadığını söyledi. Cumhuriyet’in ilk kurucusunun demokrasi savunusunun adını Cumhuriyet koyma nedeni ile ilgili bilgileri aktaran gazeteci, gazetenin tarih boyunca eleştirel bir duruş sergilediğini ifade etti. Gazete, birçok kez kapatılmasına rağmen, kendi çizgisinden ödün vermeden yayına devam ettiğini anlattı.

Gazete İle İlgili Suçlamalar ve Eleştiriler

Cumhuriyet Gazetesi’nin bazı kesimlerce eleştirildiği yönündeki iddialara da yanıt veren gazeteci, gazetenin kesinlikle bir parti yayını olmadığını belirtti. Siyasi kutuplaşmanın içinde yer almasına dair iddiaları reddeden gazeteci, çocukluğunda babasının CHP’nin yayın organı olduğu dönemler üzerinden örnekler vererek, gazetenin demokrasi savunusunun gereği olarak hükümet eleştirisi yaptığını ifade etti. Eleştirilerini sürdürürken, FETÖ gibi örgütlerle işbirliği yapmalarının asla söz konusu olamayacağını ve FETÖ’nün zaten kendi yayın organlarına sahip olduğunu dile getirdi.

Son Dönem Olayları ve Medya Algısı

Gazetenin MİT tırlarıyla ilgili haberlerinin de kamuoyu tarafından sorgulandığını belirten gazeteci, bu olayın nasıl ele alındığına ışık tuttu. Diğer medya organlarında da yer bulan söz konusu haberlerin, Cumhuriyet'te yer bulduğunda farklı bir boyuta ulaştığını ifade etti. Kendilerine yönelik haksız yere yapılan suçlamaların, gazetecilik görevlerini yerine getirmelerinden kaynaklandığını düşündüğünü belirtti. Özellikle hükümete yönelik eleştiriler dolayısıyla uzun bir süre cezaevinde tutuklu kaldıklarını ekledi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız