Gazete Kritik Gündem Tansu Çiller: 28 Şubat bir darbedir

Tansu Çiller: 28 Şubat bir darbedir

28 Şubat davasında Tansu Çiller, süreci "post-modern darbe" olarak tanımlayarak, dönemin toplumsal baskı ve siyasi krizlerinin halk iradesine saldırı olduğunu belirtti. 103 sanığın yargılandığı dava, devletin işleyişindeki kritik sorunları gözler önüne seriyor.

Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından kritik öneme sahip olan 28 Şubat davasında, 103 sanığın yargılama süreci devam ediyor. Son duruşmaya, Türkiye'nin ilk kadın Başbakanı, Tansu Çiller, mağdur ve tanık sıfatıyla katıldı. Çiller, 28 Şubat sürecini "darbe" olarak nitelendirerek, "Bu tarihin alışıldık bir darbeye benzemediğini, post-modern bir darbe olduğunun altını çizmek zorundayım. Bu bir kesit değil, bir süreçtir ve koalisyon güçleri tarafından gerçekleştirilmiştir." şeklinde açıklamalarda bulundu.

Tarihsel Arka Plan ve Yargılanan Sanıklar

2000'li yılların başında Türkiye'yi derinden etkileyen 28 Şubat süreci, yalnızca askeri müdahaleleri değil, aynı zamanda medya, sivil toplum ve diğer toplumsal kesimlerin de rolünü kapsayan multidisipliner bir olgu olarak değerlendirilmiştir. Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir ile diğer yüksek rütbeli askeri yetkililer, bu yargılamada sanık olarak yer alıyor. 103 sanığın yargılandığı bu dava, dönemin siyasi atmosferini ve devletin işleyişindeki kritik çalkantıları da gözler önüne seriyor. Dava, 89. celsesiyle Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürdürülüyor, AK Parti milletvekilleri de duruşmayı izlemek üzere salonda bulunuyor.

Mağdur Sıfatıyla İfadesi ve Vurguları

Tansu Çiller, duruşmada yaptığı açıklamalarda, geçmişteki tutum ve duruşunu hatırlatarak, "İlk defa buraya gelmiyorum. Daha önce çağırıldığımda buradaydım ve yine benzer ifadeleri kullandım." dedi. Çiller, 28 Şubat'ın yalnızca bir askeri müdahale değil, geniş bir toplumsal baskı ve korku ortamı oluşturma girişimi olduğuna dikkat çekti. Hükümetin devrilmesine yönelik bir yapılanmanın varlığına yönelik eleştirilerde bulunan Çiller, bu sürecin toplumun çoğu kesiminde yarattığı etkileri de vurgulayarak, "Bu, sadece bir siyasi krizin ötesinde, halkın iradesine yapılan doğrudan bir saldırıdır." ifadelerini kullandı.

Çiller’in Ağır Eleştirileri

Tansu Çiller, 28 Şubat’ın yalnızca bir tarih dilimi olmadığını, aynı zamanda bir zihniyetin ve planın parçası olduğunu öne sürdü. "İpe giden bir başbakanın görüntüsü, 28 Şubat'ın nasıl bir korku iklimi yaratıp tüm topluma yayıldığını gösteriyor." diyerek, dönemin baskıcı yapısını şekillendiren unsurları hatırlattı. Çiller, 293 milletvekilinin iradesinin nasıl etkisiz hale getirildiğini, bu durumun ise milletin kendi iradesine yönelik bir tehdit olduğunu savundu. "Tankla, tüfekle meclise girip vekillerin elinin kelepçelenmesi arasında bir fark yoktur, bu bir darbenin ifadesidir." şeklindeki ifadeleri, olayın ciddiyetini vurgulayan önemli noktalar arasında yer aldı.

Tansu Çiller'in Önerdiği Çözüm ve Gelecek Umutları

Çiller, 28 Şubat sürecinin getirdiği baskılar altında, Refah-Yol hükümetinin kuruluş aşamasında maruz kaldığı zorlukları anlattı. "Bu partiyi iktidara getirmeyin" baskısının yanı sıra, kamuoyunun gerçek iradesini yansıtan bir süreç yaşandığına dikkat çekti. Kendisinin hedef seçildiğini savunan Çiller, kurulan hükümetin, ülkedeki bölünmüşlüğü giderebilme noktasında önemli fırsatlar sunduğunu dile getirdi ve bu fırsatların kaçırıldığını vurguladı.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ile yaptığı ziyarette, "Seçimle gelen seçimle gitmeli." diyerek bu ilkenin önemine vurgu yaptı. Çiller, Türkiye’nin uluslararası itibarına zarar vermemek için bu prensibi sürdürmenin şart olduğunu ifade etti. Ziyareti sırasında dikkat çeken başka bir remark, "Keşke burada, ceza hukuku platformunda değil de özgürce ve özgün olarak mağdur edenle mağdur edilenler bir araya gelse." şeklindeki dilek oldu. Bu ifadeleriyle, geçmişte yaşananların üzerinin açılmasını ve herkesin düşüncelerini ifade etmesini arzu ettiğini belirtti. Özellikle mağdur edenlerin kendi hatalarını kabullenmesinin, toplumsal barışın sağlanması açısından önemli olduğunu vurguladı.

Başka Bir Mağduriyet Duygusu

Çiller, eleştirilerini yaparken kendisini pek mağdur hissetmediğini, fakat aslında asıl mağdurun Doğru Yol Partisi (DYP) olduğunu belirtti. "Beni 'baş mağdur' ilan ettiler ama bu yaşananların esas mağduru benim liderlik yaptığım partidir." dedi. DYP’nin sürecin getirdiği olumsuzluklarla yüzleşmek zorunda kaldığını savundu. Çiller ayrıca, Türkiye’de yaşanan darbelerin toplum üzerindeki etkilerine de değinerek, her defasında milletin zarar gördüğünü ifade etti. "Darbenin ne demek olduğunu, sonraki nesillerin mutlaka öğrenmesi gerekir." diyerek, bu tür gelişmelerin önlenmesi adına demokrasinin evrensel değerlerine vurgu yaptı. Türkiye’de birlik olmanın şart olduğunu dile getirerek, sadece bu yolla ayrışmanın son bulabileceğine inandığını söyledi.

Mahkeme Süreci ve Genelkurmay

Tam bir saat boyunca süren ifadesinde, Çiller mahkeme süreciyle ilgili sorulara da yanıt verdi. Mahkeme Başkanı Mustafa Yiğitsoy, 28 Şubat kararlarının imzalandığı Millî Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında başka bir uygulamanın olup olmadığını sorguladı. Çiller, toplantının uzun ve karmaşık geçtiğini, bu süreçte kararların bazen doğrudan imzalanmadığını, bazen ise MGK Genel Sekreteri tarafından kendisine getirildiğini ifade etti. "Erbakan o toplantıda 'daha sonra imzalarız' dedi ve bu şekilde ilerledi." diyerek, kararların uygulanmasının ne denli tartışmalı olduğunu bir kez daha açıkladı.

Yüksek İdare ve Talepler

Mahkeme Başkanı’nın başka bir sorusu, 28 Şubat kararlarının uygulanması ile ilgili olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bir talimat verip verilmediği konusuydu. Çiller, bakanlar kuruluna sunulan kararların bakanlar tarafından uygun bir biçimde değerlendirildiğini, fakat Başbakan olarak özel bir talimat vermediğini belirtti. "Bu konuda kesin bir talimat yoktu, eğer olsaydı bilirdim ve ben de böyle bir talimatı vermiş olmazdım." ifadeleriyle, kendisinin bu süreçteki rolünü net bir şekilde ortaya koydu. Duruşmanın ardından öğleden sonra sanık müdafillerinin daha fazla sorusuyla devam edeceği duyuruldu.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *