CHP'li Onursal Adıgüzel’in Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik tarafından yanıtlanması istemiyle Meclis Başkanlığı’na 9 Mayıs tarihinde verdiği soru önergesi, önergede yer alan “AKP iktidarının Türkiye’yi adım adım demokrasiden, insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden uzaklaştıran uygulamalarının bir sonucu olarak Türkiye’nin 60 yıllık AB üyelik sürecinin akıbeti bugün itibariyle belirsizliğini korurken, iktidarın dış politikayı iç siyasete kurban eden uygulama ve açıklamalarının da Türkiye-AB ilişkilerini zor bir sürece soktuğu açıktır” ifadesi gerekçesiyle iade edildi.
TBMM Başkanı İsmail Kahraman imzasıyla 24 Mayıs 2017 tarihinde gelen yanıtta, “TBMM İçtüzüğü’nün 96. Maddesine göre soru; kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürülmeksizin; kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermeyen bir önerge ile açık ve belli konular hakkında bilgi istemekten ibarettir. Önergenizin giriş kısmının birinci paragrafının ikinci cümlesi İçtüzük hükümlerinde belirtilen nitelikleri taşımadığından önergeniz işleme konulmamış ve ekte iade edilmiştir” dendi.
“Tek Bir Cümle Eleştiriye Dahi Tahammül Yok”
Önergenin iade edilmesine ilişkin konuşan Adıgüzel, “AB projelerine ilişkin 9 Mayıs tarihinde verdiğimiz soru önergesi, başta AB süreci olmak üzere AKP’nin dış politikadaki yanlış uygulamalarını eleştirdiğimiz için iade edilmiştir. Ama bu durum AKP’nin Türkiye’yi demokrasiden, insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden uzaklaştırdığı gerçeğini maalesef değiştirmemektedir. Meclis Başkanı’nın böyle bir gerekçeyle önergeyi iade etmesi, kendi tarafsızlığına gölge düşürmektedir” dedi.
AKPM’nin (Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi) Türkiye’nin yeniden siyasi denetime alınmasına ilişkin kararı ile başlayan ve son olarak Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye raportörü Kati Piri’nin Türkiye ile müzakerelerin durdurulması gerektiğine yönelik açıklamaları ile derinleşen AB krizi birçok soruyu da beraberinde getirmektedir. AKP iktidarının Türkiye’yi adım adım demokrasiden, insan haklarından ve hukukun üstünlüğünden uzaklaştıran uygulamalarının bir sonucu olarak Türkiye’nin 60 yıllık AB üyelik sürecinin akıbeti bugün itibariyle belirsizliğini korurken, iktidarın dış politikayı iç siyasete kurban eden uygulama ve açıklamalarının da Türkiye-AB ilişkilerini zor bir sürece soktuğu açıktır.
AKP tarafından belirsiz bir gidişata sürüklenen Türkiye – AB arası ilişkilerin önemli bir ayağını da AB fonlarıyla devam eden mali destekler ile yürütülen projeler oluşturmaktadır. AB uyum sürecinde yürütülen projeler, Türkiye’nin AB’ye giriş sürecini hızlandırma amacı güttüğü kadar içerik itibariyle de başta kadınlar, engelliler, gençler ve çocuklar olmak üzere toplumun dezavantajlı gruplarının sosyo-ekonomik durumlarını iyileştirme ve toplumsal yapının her alanında var olabilmelerini sağlama amacı taşımaktadır. Bu çerçevede, AB Komisyonu Eylül 2014 tarihinde yaptığı açıklamada, “Katılım Öncesi Yardım Aracı” (IPA 2) çerçevesinde 2014-2020 dönemi için Türkiye’de çeşitli sektörlerde yürütülecek projelere 4 milyar 453 milyon avroluk kaynak tahsil edileceğini ifade etmişti.
Bu çerçeveden hareketle;
1- IPA 2 çerçevesinde, AB tarafından Türkiye’ye verilmesi kararlaştırılan 4 milyar 453 milyon avroluk kaynağın şu ana kadar ne kadarı kullanılmıştır? Söz konusu kaynağın aktarıldığı projeler nelerdir? Bu projelerden hâlihazırda devam eden proje sayısı kaçtır?
2- AB ile Türkiye arasında gelişen siyasi kriz çerçevesinde, söz konusu mali yardım fonlarının durdurulması söz konusu mudur?
3- Mali yardım fonlarının durdurulması durumunda, hâlihazırda adalet, içişleri ve temel haklar, ulaştırma, çevre ve iklim, enerji, istihdam, sosyal politikalar, tarım ve kırsal kalkınma gibi alanlarda yürütülen projelerin akıbetine ilişkin herhangi bir planlama yapılmakta mıdır?