Gazete Kritik Gündem Mansur Yavaş: Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var

Mansur Yavaş: Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var

ABB Başkanı Mansur Yavaş, ABB Konferans salonunda Ankara'da yaşanan su sıkıntılarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıya CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Ankara Milletvekilleri Aliye Timisi Ersever, Adnan Beker, Semra Dinçer, ilçe belediye başkanları, birçok genel başkan yardımcısı, ABB bürokratları ve vatandaşlar katıldı.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, "Elazığ Belediyesi'nde su yok. Konya'da sıkıntı var. Bütün Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var. Amaç şu 'CHP'li belediyeler şehri susuz bıraktı' demek. Ve bunun gibi dezenformasyon politikalarına devam ediyorlar.  Bütün amaç başarılı olan belediyelere, CHP'li belediyelere karşı bir operasyon var... O televizyonlarda bağıra bağıra konuşan ortalama 20 metreküp su kullanmaya devam ediyor. Hiç su tasarımı yapmamış. O bağıran tweet atan siyasi siyasi, baktık evinde tam 37 ton kullanıyor aylık. Ve bir ton dahi tasarruf etmemiş. Muhtemelen bahçesini suluyor" dedi.

ABB Başkanı Mansur Yavaş, ABB Konferans salonunda Ankara'da yaşanan su sıkıntılarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıya CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Ankara Milletvekilleri Aliye Timisi Ersever, Adnan Beker, Semra Dinçer, ilçe belediye başkanları, birçok genel başkan yardımcısı, ABB bürokratları ve vatandaşlar katıldı.

Yavaş, "Bugün burada toplanmamızın sebebi birden bire son günlerde artan dezenformasyon, karalamalar, kamuıoyuna yanlış aksettirilen bilgiler hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla buradayız. Dezenformasyon öyle arttı ki göreceksiniz tamamen yalan yanlış bilgiler ve insanları paniğe sürükleyecek bilgiler. Bunların hepsini Savcılığa intikal ettiriyoruz ama planlı bir şekilde organize çalışmalar olduğunu da Ankara halkının bilmesini isterim" diyerek salondakilere dezenformasyonla ilgili bir video izletti.

Yavaş şöyle devam etti:

"Bugün aslında su konusunu konuşmak için bu basın toplantısını düzenledim. Dünyanın içinden geçtiği süreç sıradan bir kuraklık değil. Bu bilim insanlarının adını koyduğu şekliyle bir iklim kırılmasıdır. Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. BM Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevreleri açıkça söylüyor. Akdeniz Havzası Türkiye'nin içinde olduğu bu kuşak dünyada en hızlı kuruyan bölge haline geldi. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor, kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor. Bu küresel tablo Elazığ'ı da, Kayseri'yi de, Malatya'yı da yurdun çeşitli yerlerini vuruyor ve Ankara'yı da vuruyor. Bugün Ankara tarihinin en kurak hidrolojik dönemini yaşıyor. Bunu tahminle değil rakamlarla söylüyoruz. Bakın nüfusumuz artarken barajlara gelen su azalıyor. 1994'te Ankara'da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü, 2008'de 45 metreküptü, 2025'te bu rakam 19 metreküpe düştü. Yani Ankara su açısından yarıdan fazla fakirleşmiştir.

"Mazeret etmeden bir yönetici olarak şehre nasıl, ne şekilde su vereceğimizin elbette tedbirlerini alıp, projelerini de yapıyoruz"

Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir öte yanda her geçen yıl daha az gelen su. Az önce ekrandaki baraj görüntüleri işte bu gerçeğin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo iklim krizinin Ankara'ya düşen payıdır. Bizim görevimiz şudur: Bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara'yı ayakta tutmaktır. Bugün burada izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. Ankara'nın 200 günlük suyu var demiştim, 200 dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte ciddi miktarda tasarruf ettik. Şimdi zaman zaman siyasiler var olan suyun musluklara ulaştırılamadığı gibi saçma sapan konuşmalar yapıyorlar. Dezenformasyon yapıyorlar. Şu anda suyumuz, barajlardan şehre gelecek suyun su alma yapısının altında. Su neden verilemiyor deyince meşhur bir balık fıkrası vardır. Askere gelmiş komutan sormuş 'Niye savaşı kaybettiniz? Anlat bakayım' demiş. 'Bir barut bitti.' Komiser demiş ki 'Gerisini saymana gerek yok.' Su yok. Sizin 2050'ye kadar yetecek dediğiniz baraja Gerede projesinden damla gelmiyor. Su yok. Olay bu kadar basit. Bunu da mazeret üretmeden bir yönetici olarak şehre nasıl, ne şekilde su vereceğimizin tedbirlerini alıp projelerini yapıyoruz.

"Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var. Amaç şu: 'CHP'li belediyeler şehri susuz bıraktı' demek"

Bu mecralarda özellikle her gün 'Kuraklık Türkiye'yi vurdu' diye haber servisi yapan Anadolu Ajansı, Ankara olunca enteresan bir tablo çiziyor. 'Şehir susuz kaldı. Evlerde su yok. Ankara çöktü.' Bakın 'Sıcak kar kuraklığı nedeniyle su kaynakları yeterince beslenemiyor' diye haber yapıyor Anadolu Ajansı. Habertürk 'Acil önlem alınmazsa su krizi ilk olarak tarımı ardından büyükşehirlerdeki yaşamı vuracak' diye yazıyor. Yani ortam, kuraklık, iklim krizi ortada. Hatta kameraları alıyorlar, mahalle mahalle bina bina gezerek, sanki bu şehirde hayat durmuş gibi bir algı üretiliyor. Bugün sabah belediyeye gelirken TGRT Haber'de 'CHP'li belediyelerde su kesintileri yaşanıyormuş. Bunun için de bidon fiyatları artmış' diye haber yapılmış. Şimdi bu ne demek biliyor musunuz? Benim gördüğüm kadarıyla Elazığ Belediyesi'nde su yok. Konya'da sıkıntı var. Bütün Türkiye'de bütün belediyelerde su sıkıntısı var. Amaç şu 'CHP'li belediyeler şehri susuz bıraktı' demek. Ve bunun gibi dezenformasyon politikalarına devam ediyorlar. 31 Mart'tan sonra yeni seçilen belediye başkanlarımızla birlikte yaptığımız çalışmalarda bir yıl sonra yapılan anketlerde başarı oranının yüzde 58 çıkmıştı. Bu ne demektir? Yüzde 58 deyince en erken yapılacak seçimde iktidarın değişmesi demektir. O zaman ne yapılması lazım? CHP'li belediyelerin bir defa puanlarının düşürülmesi lazım. Operasyonlar başladı bildiğiniz gibi. Dezenformasyon başladı. 'Silkeleyin bunları' gibi yeni seçilen belediye başkanlarımızı eskiden aldıkları sigorta, vergi borçları yüzünden hacizlere uğramaya başladı. Başarılı CHP'li belediyelere karşı bir operasyon var ve bu maalesef İletişim Başkanlığı'ndan başlamak üzere verilen talimatla, baktığınız zaman yazarların birçoğu da aynı konuya değinerek hiçbirisi ASKİ'den, Büyükşehirden bilgi almadan rastgele bilgilerle ezbere konuşarak bu dezenformasyona katkıda bulunuyor.

"Su kesintisinden mağdur olan insan sayısı Ankara'da 2 milyon 600 bin abonemizin çok altında"

Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın. Gördüğünüz gibi su kesintisinden mağdur olan insan sayısı Ankara'da 2 milyon 600 bin abonemizin çok çok altında. Bizim görevimiz gerçeği saklamak değil, net bir şekilde halkla bunları paylaşmak. Ne yazık ki bazı siyasiler bu hayati meseleyi çözüm üretmek yerine polemik konusu yapıp köpürtüyor. Şehrin içine halkın karşısına çıkmaya yüzü olmayan bu insanlar kalkıp Ankara Büyükşehir hakkında dezenformasyon yapıyor. Benim aklıma şu geliyor, onları televizyon ekranlarında gördükçe katır defterdar olmuş, eşek mühürdar olmuş, kalkmış bunları anlatıyorlar. Şimdi Kerbela dönemini de sosyal medyadan vereceğiz. Çünkü eski dönemde şunlar olmuştu bizim dönemde de bunlar oldu gibi bir kıyasa ihtiyacımız var. Biz buraya seçilirken en iyi hizmeti yapmayı, en iyisini yapmaya talip olduk. Ve Ankara halkı da bize güvendiği için seçti ve aynı şekilde çalışmaya da devam edeceğiz. Şimdi Ankara'yı bu ağır küresel rağmen nasıl susuz bırakmadığımızı, hangi yatırımlarla, hangi tekniklerle ve hangi fedakarlıkla suyumuzu korumaya çalışacağımızı anlatıyorum. Görevi aldığımızda ASKİ'nin durumu nedir? Ankara halkı için neler yapmışız? Bunların birçoğunu ASKİ'nin o kısıtlı bütçesiyle neler yaptığımızı anlatacağım. Zaman zaman siyasilerden şunu duyuyorum: 'Yedi yıl oldu yapsaydın ya.' Yani yedi yılda Kesikköprü'den gelen boruları değiştireceksin, Ankara'da birçok altyapı eksiği var onları yapacaksın ve üstelik geçtiğimiz beş yılda bir sürü engelleme ve bizzat en yetkili siyasi kişilerin söylemleriyle 'Topal ördek' haline getirip yapacaksın. Bunları çabuk unuttuk."

"O dosya haber yayınlandığı gün TRT hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulunacağım"

Yavaş, 2019-2026 yılları arasında yaptıkları projelerden bahsederek, şöyle devam etti:

"O televizyonlarda bağıra bağıra konuşanlar ortalama 20 metreküp su kullanmaya devam ediyor. Hiç su tasarrufu yapmamış. Su tasarrufunu hep beraber yapacağız. Bu problem bütün toplumun problemi haline geldi. O bağıran, tweet atan siyasi siyasi, baktık evinde tam 37 ton kullanıyor aylık. Ve bir ton dahi tasarruf etmemiş. Muhtemelen bahçesini suluyor. Yani ben şundan korkarım: Adeta Ankara halkı susuzluk çeksin diye sonuna kadar muslukları açıp, boş bırakırlarsa da artık bunlarla da karşılaşacağız diye tahmin ediyorum. Son günlerdeki bu dezenformasyonla ilgili dün sosyal medyada yayınlar yapıldı. Özellikle TRT'nin görevlendirildiği sosyal medyaya yansıdı. Bir dosya haber hazırlıyorlar. Burada Ankara halkında susuzluk var diye yalan haberler... Arkasından Hıdırlık Tepesi ve ulaşımla da ilgili sürekli olarak bunu gündemde tutarak haberler yapmaya çalışıyorlar. Yedi yıldır biz hiçbir şey yapmamışız böyle bir haber hazırlıyorlar. Daha önce TRT'ye çağrı yapmıştım. Buradan bir kez daha çağrı yapıyorum: Nedir bu telaşınız? Şu anda Ankara'da tüm musluklardan su akıyor. Hiçbir tane kesinti yok. Telaş ne? Bu karalama kampanyasının mutlaka bir amacı olması lazım. O amacın ne olduğunu biliyoruz. Ve arkasında şunu söyleyecekler: Ankara'da salgın hastalık başlıyor. İnsanlar leğenle çamaşır yıkıyor. Şehir susuz kaldı gibi sahte haberlere bundan sonra hazır olun. Ama ASKİ Ankara Büyükşehir'e bağlı, o konuşan insanlar dahi, ilçe yöneticileri dahi hepsinin ne kadar su kullandığını görüyoruz. Hepsini dezenformasyondan halka panik yaratmaktan dolayı da götüreceğiz Savcılığa vereceğiz. TRT'ye sesleniyorum veya İletişim Başkanlığı'na: Sizler 86 milyon vatandaşının vergileriyle yayın yapan bir kurumsunuz. Onlarla faaliyet yapıyorsunuz. Halkın parasını kullanıp, halka yalan söylemeye lütfen utanın. Haber merkezlerinde kurulan WhatsApp gruplarında 'Su akmayan çeşme bulun gidin oradan yayın yapın. Tankerle su verilen bir yer bulun. Ne pahasına olursa olsun görüntü çıkarın' şekilde talimatlar verildiğini bilmediğimizi mi sanıyorsunuz? WhatsApp gruplarında bizi sevenler bu yazışmaları bize gönderiyorlar. Ve şimdi de bütün Türkiye biliyor. Şunu açıkça söylüyorum: O dosya haber yayınlandığı gün TRT hakkında bir kez daha suç duyurusunda bulunacağım. Bu kadar da değil."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *