MEB’in 2016 yılı faaliyet raporu yayımlandı. Din Eğitimi Genel Müdürlüğü, ayrılan 3 milyar 885 milyon TL bütçenin neredeyse bir buçuk katı harcama yaparak dikkat çekti. Ayrıca, imam hatip okullarında karşılaşılan devamsızlık sorunları ve okul terkleri üzerine bir çalışma yürütüldüğü ifade edildi. Bu bağlamda, yatılı imam hatip okullarının sayısının artırılması kararı da alındı. Raporda yer alan önemli başlıklar ise şöyle sıralanıyor.
Din Eğitimi İçin Yapılan Yatırımlar
MEB, 2016 yılında Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne 3 milyar 885 milyon 523 bin 460 TL bütçe ayırmışken, bu kurumun toplam harcaması 4 milyar 979 milyon 718 bin 354 TL olarak kaydedildi. Bu durum, Din Eğitimi Genel Müdürlüğü'nü MEB bünyesinde en çok bütçe aşan kurum haline getirdi. Bütçelerin aşılması, yapılan yatırımların verimliliği ve etkinliği konusunda soru işaretleri oluşturdu. Hükümet, bu harcamaların amacına ulaşıp ulaşmadığı konusunda kamuoyunu aydınlatmak durumunda kalabilir.
İmam Hatip Okullarındaki Devamsızlık Sorunu
Yapılan araştırmalara göre, eğitim kalitesinin yetersiz olduğu ve sıkça devamsızlık yaşanan imam hatip okulları üzerinde durulması gerektiği vurgulandı. Hazırlanan rapor çerçevesinde, devamsızlık oranlarını azaltmak amacıyla yeni önlemler alınacak. Ayrıca, öğrencilere yatılı kalma imkanı sunan pansiyonlu imam hatip liselerinin sayısının 145’e çıkarılması hedefleniyor. Bu durum, eğitimde sürekliliğin sağlanmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Bakanlık, devamsızlık oranlarının yüksek olduğu illerdeki okullara da ziyaretler yaparak öğretmen, öğrenci ve yöneticilerin görüşlerini almayı planlıyor.
Eğitim Bütçesindeki Değişimler
2016’da GSYH’dan eğitime ayrılan pay, yüzde 3.55 olarak gerçekleşti. Geçen yıl GSYH’nın toplam 2 trilyon 148 milyar TL olduğu kaydedilirken, eğitime ayrılan bütçe 76 milyar 354 milyon 306 bin TL oldu. 2008 yılında bu oran yüzde 2.41 seviyesindeyken, 2013 yılına kadar düzenli bir artış göstermişti. Ancak, bu yıldan itibaren eğitime ayrılan payda gözle görülür bir duraksama yaşandı. Özellikle 2015 yılında bu oran yüzde 3.16’ya düşmüşken, 2016 yılında yeniden bir artış yaşandı fakat bu artış beklenen seviyelerde olmadı.
Okul Binalarının Durumu Üzerine Raporlar
2016 yılında yapılan incelemelerle, yaklaşık bin okul binasının depreme dayanıklılığı değerlendirildi. Bu inceleme sonucunda güçlendirilmesi önerilen eğitim binalarının sadece yüzde 8’inin güçlendirilebildiği belirlendi. Hedeflenen yüzde 25’lik orana ulaşılamadığı için eğitim ortamları açısından ciddi bir risk devam etmekte. Ayrıca, engelli öğrencilerin kullanabileceği uygun eğitim ortamları oluşturulması için herhangi bir proje gerçekleştirilmediği de vurgulandı. Bu durum, eğitim alanında yapılması gereken iyileştirmelerin ne denli acil olduğunu gösteriyor.
Kütüphane ve Kitap Eksiklikleri
Raporda, 2016 yılında okul kütüphanelerine 150 bin kitap gönderilmesi planlanmışken, gerçekte yalnızca 28 bin 728 kitabın gönderilebildiği kaydedildi. Kültürel değerleri artırmak adına 100 kültür kitabı basılması hedeflenmişti; fakat bu sayı yalnızca 18’de kaldı. Kütüphane kaynaklarının bu kadar sınırlı olması, öğrencilerin okuma alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Eğitim alanındaki bu aksaklıklar, niteliğin artırılması adına atılması gereken adımların aciliyetini göstermektedir.
Öğretmen Açığı ve İstihdam Sorunları
15 Temmuz sonrası yaşanan ihraçlerle birlikte, MEB bünyesinde büyük bir öğretmen kıyımı yaşandı. 2016 yılında emekli olanlar da dahil olmak üzere toplamda 44 bin öğretmenin istifası söz konusu oldu. Eğitimdeki bu boşluğu kapatmak amacıyla, yalnızca 49 bin öğretmen ataması yapılabildi. Ancak, aday öğretmenlerin eğitim süreçlerinin tamamlanma süreci göz önüne alındığında, 2016-2017 döneminde önemli bir öğretmen açığı yaşandığı ortaya çıktı. Bu durum, eğitimin niteliği üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır.
FATİH Projesindeki Başarısızlık
Eğitimci Alaaddin Dinçer, raporda yer alan durumları değerlendirdi. FATİH Projesi çerçevesinde dağıtılması hedeflenen 600 bin tablet bilgisayar seti, yalnızca 11 bin 881 adet dağıtılabildi. Bu durum, projenin başarısız olduğunu gösteriyor. Ayrıca, bir milyon 917 bin 702 öğrenci 20 günden fazla devamsızlık yaparken, bu öğrencilerin çeşitli okullardaki katılım durumları da oldukça endişe verici boyutlara ulaştı. Özellikle ilkokul ve ortaokul öğrencileri arasında katılmadıkları etkinlik oranlarının yüksekliği, eğitim sisteminin gözden geçirilmesi gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.