Gazete Kritik Gündem Erol Olçok ve oğlu Abdullah 15 Temmuz'da sırtından vurulmuş!

Erol Olçok ve oğlu Abdullah 15 Temmuz'da sırtından vurulmuş!

15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Erol ve Abdullah Tayyip Olçok'un Boğaziçi Köprüsü'nde, sırtlarından vurularak şehit oldukları belirlendi. Adli raporlar, FETÖ’cü askerlerin ateş açtığını ve 34 masumun hayatını kaybettiğini ortaya koydu. Hukuki süreç devam ediyor.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişimi sırasında Boğaziçi Köprüsü’nde hayatını kaybeden 34 kişiden biri olan reklamcı Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un, sırtlarından vurularak şehit oldukları gün yüzüne çıktı. Bu ayrıntılı bilgi, adli tıp raporları ve balistik incelemeler sayesinde ortaya kondu.

Olayın Detayları

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Boğaziçi Köprüsü’nde meydana gelen kanlı olaylar sonucunda, Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un şehit olduğunu gösteren adli raporlar incelendi. Bu raporlara göre, FETÖ mensubu askerlerin, uzun namlulu silahlarla hedef gözeterek gerçekleştirdiği saldırılarda, 34 kişinin hayatını kaybettiği belgelenmiştir. Olayın hemen ardından oluşturulan raporlar, silahlı mücadele sırasında kullanılan HK33, MG3 ve G3 model silahların ateş ettiği mermilerin vatandaşa nasıl isabet ettiğini ve detaylı bir şekilde incelemeler yapıldığını göstermektedir. Bu durumu ortaya koyan İstanbul Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, katledilen vatandaşların hangi koşullarda ve hangi silahlarla vurulduğu açıklanmaktadır.

Erol ve Abdullah Olçok'un Ölüm Nedeni

Gerek adli tıp raporları gerekse balistik incelemeler, Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un vücutlarının hangi bölgelerinden vurulduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yüz yüze gelen tehlike karşısında direnen bu şahısların, sırtlarından vurularak, arka sağ ve sol omuzdan giren mermilerle hayatlarını kaybettikleri belirlenmiştir. Erol Olçok'un arka sağ omzundan giren mermi sonucunda iç kanama yaşadığı, benzer şekilde Abdullah Tayyip Olçok'un arka sol omzundan vurularak ağır yaralandığı ve bu yaralar neticesinde şehit olduğu tespit edilmiştir. Bu trajik olay, FETÖ'cü askerlerin, halkın direnişi karşısında ne kadar acımasız olabileceğinin bir göstergesidir.

Darbeye Direnen Vatandaşlar

Darbe girişimi esnasında Boğaziçi Köprüsü’nde bulunan diğer vatandaşlar da, FETÖ mensubu askerlerin ateşli silahlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Elde edilen raporlar, bu köprüyü savunmaya çalışan diğer kişilerin, vücutlarına isabet eden mermiler nedeniyle iç ve dış kanamalar yaşadıklarını, bazıların ise beyin hasarı geçirerek hayatlarını kaybettiklerini göstermektedir. Darbe girişiminde, çok sayıda vatandaş hayatını kaybetmiş, birçok kişi de yaralanmış, toplumda büyük bir trajedi yaşanmıştır. Bu olay, Türk toplumunun bağımsızlığı için gösterdiği direnişi ve şehit olma kararlılığını göstermektedir.

İddianameye göre, olayların gerçekleştiği sırada silah kullandığı kesinlik kazanmış olan 83 şüpheli üzerine yapılan araştırmalar, detaylı bir inceleme sürecinin sonucunu ortaya koydu. Bu süreçte, elde edilen veriler arasında el svap test sonuçları, kişisel ifadeler ve kamera kayıtları yer aldı. Şüphelilerin büyük bir kısmının havaya ateş ettiklerine dair beyanları dikkat çekti. Bazı askeri personelin ise emir alarak ateş açtıklarını ifade etmeleri, durumu daha da netleştirdi. Savcılık, şehitlerin kimler tarafından katledildiğini belirlemek amacıyla çok yönlü analizler gerçekleştirdi.

Kapsamlı Analiz Süreci

Başsavcılık tarafından yürütülen bu araştırma süreci, şehitlerin ve katillerin yerlerinin belirlendiği özel bir krokinin hazırlanmasıyla başladı. Köprü üzerindeki bu krokide, şehitlerin ve onlara ateş eden darbecilerin konumları net bir şekilde işaretlendi. Ayrıca, askerlerin kullandığı silahların tipi ile otopsi raporlarında bulunan mermiler arasındaki karşılaştırmalar yapıldı. Bu karşılaştırma, şehitlerin kimler tarafından vurulduğunun tespit edilmesine katkı sağladı. Yapılan incelemelere göre, Erol Olçok ve Abdullah Tayyip Olçok’un da aralarında bulunduğu 27 kişinin, 60 darbeci asker tarafından şehit edildiği belirlendi. Özellikle, şehit Timur Akdemir’i vurduğu değerlendirilen merminin 26 FETÖ’cü askerin silahından fırlamış olabileceği öne sürüldü. Bu detaylar, dava sürecinde önemli kanıtlar olarak değerlendiriliyor.

Hukuki Süreç ve Sorumluluklar

Bu olaylarla ilgili olarak yargı süreci, yalnızca doğrudan katil şüphelileriyle sınırlı kalmıyor. Talimat veren kişilerin de yargı önüne çıkarılması hedefleniyor. Yarbay Turgay Ödemiş ve Binbaşı Ahmet Taştan, katliamın arkasındaki azmettiriciler olarak tanımlandı ve bu durum, dava dosyası içinde üç grup halinde ele alınıyor. Maalesef, gerçekleştirilen bu kanlı eylemler sonucunda yaşamını yitiren masum vatandaşların aileleri, olayın hukuki boyutunun nasıl ilerleyeceği hakkında endişe taşıyor. Adaletin sağlanması ve sorumluların gereken cezaları almaları için yapılan çalışmalar, hukuk sisteminin etkinliğini sorgulatıyor ve toplumda büyük bir dikkatle izleniyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *