21 Ocak 2020 tarihinde Türkiye'nin siyaset ve yargı gündeminde dikkat çeken bir adli gelişme yaşandı. Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), eski Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Ali Demir’in FETÖ bağlantıları iddiasıyla yargılandığı davayı temel alarak, geçmişte devletin zirvesinde bulunan isimleri doğrudan hedef aldı. Parti avukatları tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na teslim edilen suç duyurusu dilekçesinde, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan "şüpheli" sıfatıyla yer aldı.
Suç duyurusunun ana odağını, Ali Demir'in 2010-2015 yılları arasındaki görev süresi boyunca yaşanan kitlesel sınav güvenliği ihlalleri ile sonrasında kendisine yöneltilen "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma" suçlamaları oluşturdu. HKP, dilekçesinde Demir'in bu fiilleri tek başına işlemesinin mümkün olmadığını, onu bu stratejik göreve getiren siyasilerin de yaşanan mağduriyetlerin hukuki ve siyasi sorumluluğunu taşıması gerektiğini savundu.
Dilekçede yargıya taşınan temel iddialar şu şekildedir:
Siyasi Atama Sorumluluğu: Ali Demir'in dönemin Başbakanı Erdoğan'ın teklifi ve Cumhurbaşkanı Gül'ün resmi onayı ile göreve getirildiği, liyakat ilkelerinin hiçe sayıldığı belirtildi.
TCK 220. Madde Kapsamı: Soruların çalınarak milyonlarca gencin eğitim ve istihdam hakkının gasp edildiği süreçte, siyasilerin eylemlerinin Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinde düzenlenen "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddia edildi.
Görevi Kötüye Kullanma ve İhmal: Devletin en kritik kurumlarından biri olan ÖSYM'nin belirli bir yapının kontrolüne bırakıldığı, süreç boyunca kamuoyunu yanıltıcı beyanlarda bulunularak Anayasal güvencelerin ihlal edildiği öne sürüldü.
Parti yetkilileri, o dönemde yapılan uyarıların dikkate alınmadığını ve siyasi iktidarın "aldatıldık" şeklindeki beyanlarının hukuki bir mazeret olamayacağını vurguladı. Ocak 2020'de basına yansıyan bu girişim, Türkiye'deki eğitim sistemini derinden sarsan geçmiş sınav skandallarının siyasi ayağının yargılanıp yargılanmayacağı tartışmalarını yeniden gündeme taşımış oldu.