ASKİ Genel Müdürlüğü Abone İşleri Daire Başkanı ve Elektrik-Elektronik Mühendisi Eray Duraklıoğlu, “Bir Damla Suyun Gerçek Maliyeti” başlıklı değerlendirmesinde Türkiye’nin su kaynakları, kayıp ve kaçakla mücadele, teknolojik altyapı ve su tasarrufu konularını ele aldı.
Duraklıoğlu’nun değerlendirmesi şöyle:
Bir damla suyun gerçek maliyeti
Bir damla suyun gerçek maliyeti nedir?
Bu soruya çoğumuz faturamıza bakarak cevap veririz. Oysa suyun gerçek maliyeti, bir faturada yazan metreküp bedelinden çok daha büyüktür.
Çünkü su yalnızca içtiğimiz, yıkandığımız veya tarlayı suladığımız bir kaynak değildir.
Su; gıdadır, enerjidir, sanayidir, sağlıktır, üretimdir, şehirdir.
Bir ülkenin suyunu yönetme biçimi, aslında geleceğini yönetme biçimidir.
Bu nedenle artık suyu yalnızca çevresel bir mesele olarak değil, millî bir mesele olarak konuşmamız gerekiyor.
Türkiye sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir. Ülkemiz, kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı bakımından su stresi yaşayan ülkeler arasında değerlendirilmektedir. Nüfus artışı, kentleşme, iklim değişikliği ve değişen yağış rejimleri dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda su üzerindeki baskının daha da artacağı açıktır.
Üstelik mesele yalnızca barajlarımızda ne kadar su bulunduğu değildir.
Bir şehre su ulaştırabilmek için suyun kaynağından alınması, arıtılması, pompalanması, kilometrelerce isale ve şebeke hattından geçirilmesi ve milyonlarca aboneye ulaştırılması gerekir. Bunun için enerji harcanır, altyapı kurulur, bakım yapılır, personel çalışır ve sürekli yatırım gerekir.
Dolayısıyla musluktan boşa akan su yalnızca su değildir.
Onunla birlikte enerji, emek, yatırım ve kamu kaynağı da boşa gider.
Bugün şehirlerimizin önündeki en önemli görevlerden biri de kayıp ve kaçak suyla mücadeledir. Şebekeye verilen su ile abonelerde ölçülen tüketim arasındaki farkın azaltılması, yeni su kaynakları bulmak kadar önemlidir.
Bunun yolu teknolojiden geçmektedir.
Akıllı sayaçlar, uzaktan okuma sistemleri, bölgesel ölçüm alanları (DMA), basınç yönetimi ve anlık tüketim analizleri sayesinde artık bir şehrin su hareketini çok daha yakından takip etmek mümkündür.
Örneğin bir mahalleye giren toplam su miktarı ile o mahalledeki abonelerin sayaçlarından geçen toplam tüketim karşılaştırıldığında aradaki fark bize önemli bilgiler verir. Normalin üzerinde bir fark oluştuğunda kaçak, arıza veya ölçüm problemi çok daha hızlı tespit edilebilir.
Aynı yaklaşım yüksek katlı sitelerde de uygulanabilir. Site girişlerine yerleştirilecek kontrol sayaçları ile daire sayaçlarının toplam tüketimleri karşılaştırılarak bina ve site içerisindeki fiziki kayıplar belirlenebilir.
Bu sistemlerin yaygınlaşmasıyla su yönetimi, geçmiş tüketimi okuyup fatura oluşturan bir yapıdan çıkarak suyu anlık olarak izleyen ve yöneten dijital bir sisteme dönüşecektir.
Ancak teknoloji tek başına yeterli değildir.
Türkiye’de su konusunda yeni bir toplumsal bilince de ihtiyacımız var.
Diş fırçalarken açık bırakılan musluk, gereğinden uzun duş, kontrol edilmeyen tesisat kaçağı veya bilinçsiz bahçe sulaması tek başına küçük görünebilir. Fakat milyonlarca insanın günlük davranışları bir araya geldiğinde ortaya çok büyük miktarlarda su çıkar.
Bu nedenle su tasarrufunu yalnızca kuraklık dönemlerinde hatırlanan geçici bir kampanya olmaktan çıkarmalıyız.
Su tasarrufu bir yaşam kültürü hâline gelmelidir.
Bu kültürün oluşturulacağı ilk yer ise okullardır.
Çocuklara suyun nasıl oluştuğunu, evlerimize hangi aşamalardan geçerek ulaştığını ve neden korunması gerektiğini anlatabilirsek gelecek nesiller suya bugünkünden çok daha farklı bakacaktır.
Çünkü önümüzdeki dönemin şehircilik anlayışı yalnızca yeni su kaynakları bulmak üzerine kurulamaz.
Asıl hedef; mevcut suyu daha iyi ölçmek, daha az kaybetmek, daha verimli kullanmak ve her damlasını yönetmek olmalıdır.
Su kaynaklarının azalması yalnızca belediyelerin veya su idarelerinin çözebileceği bir sorun değildir. Merkezi yönetimden yerel yönetimlere, sanayiden tarıma, üniversitelerden vatandaşlara kadar herkesin ortak sorumluluğudur.
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda su konusunda atacağı adımlar; tarımsal üretimden gıda güvenliğine, sanayiden enerjiye, şehirlerin büyümesinden ekonomik kalkınmaya kadar pek çok alanı doğrudan etkileyecektir.
Bu yüzden bugün koruduğumuz her damla, aslında geleceğe bıraktığımız bir kaynaktır.
Bir musluğu kapatmak küçük bir hareket olabilir.
Bir kaçağı zamanında tespit etmek küçük bir teknik müdahale gibi görünebilir.
Bir sayaçtan alınan tek bir veri önemsiz görülebilir.
Ama milyonlarca insanın davranışı, milyonlarca sayacın verisi ve doğru yönetilen bir altyapı bir araya geldiğinde bir şehrin, hatta bir ülkenin su geleceği değişebilir.
Çünkü suyun gerçek maliyeti, onu kaybettiğimiz gün anlaşılacak kadar değerlidir.
Suyu yönetmek, geleceği yönetmektir.
Eray Duraklıoğlu
Elektrik-Elektronik Mühendisi
ASKİ Genel Müdürlüğü – Abone İşleri Daire Başkanı