İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı koltuğuna 2019 yılında oturan Ekrem İmamoğlu, göreve geldiği günden bu yana çeşitli soruşturmalar ve hukuk süreçleriyle karşı karşıya kalmış durumda. Gözaltına alınmasının üzerinden bir yıl geçti ve İmamoğlu'nun da aralarında yer aldığı 407 kişilik İBB Davası 9 Mart tarihinde başladı. Bu süreç, CHP’liler tarafından "19 Mart darbesi" olarak değerlendirilmekte.
İmamoğlu'na Soruşturma Açılması
27 Ocak 2025'te düzenlediği basın toplantısı "Turpun Büyüğü" adını taşıyan İmamoğlu, burada hükümetin muhalif yerel yönetimlere karşı yürüttüğü operasyonları eleştirmişti. Toplantı sonrası, hakkında bir soruşturma açıldı ve 26 Şubat’ta hakkında "Yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs" suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Bu iddialar sonucunda, İmamoğlu için 4 yıla kadar hapis cezası ve siyasi yasak talep edildi. Dava ise 12 Haziran’da başlamış olmasına karşın, İmamoğlu ve avukatları, davanın hukuka aykırı bir şekilde Silivri’ye alındığını belirterek duruşmaya katılmadılar. Sonrasında 26 Eylül'de yapılan duruşmada, İmamoğlu savunma yaptı ve yargılamanın devam edeceği tarih olarak 30 Mart 2026 belirlendi.
Diploma İptali ve Gözaltı Kararı
2025 yılının ilk aylarında, İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu tarafından İmamoğlu'nun lisans diplomasının "usulsüz" olduğu iddiaları gündeme geldi. Üniversite bu gerekçeyle diplomasını 18 Mart 2025'te iptal etti. İmamoğlu, iptal kararına karşılık olarak 6 Mayıs'ta idare mahkemesine dava açtı fakat bu dava sonuçsuz kaldı. Aynı dönemde, 19 Mart sabahı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İmamoğlu'nun aralarında bulunduğu 106 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İmamoğlu, sosyal medya üzerinden durumu duyurarak, "16 milyon İstanbullunun kapısına yüzlerce polis yığılmıştır" açıklaması yaptı.
Protestolar ve Toplumsal Tepkiler
İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından Türkiye'nin dört bir yanında protestolar patlak verdi. İstanbul'un yanı sıra, Ankara, İzmir ve diğer büyük şehirlerde binlerce insan sokaklara döküldü. Özellikle üniversitelerdeki öğrenciler, eylemleri destekleyerek gösterilere katıldılar. Halkın Saraçhane'ye akın etmesiyle birlikte, İstanbul’a giriş ve çıkış yasakları getirildi, eylemlere polis müdahale etti. Yüzlerce genç gözaltına alındı ve üniversitelerde idari soruşturmalara tabi tutuldu.
Daha Fazla Gözaltı ve Tutuklama Süreci
19 Mart'taki gözaltılardan sonra, İmamoğlu ve 50 diğer kişi, CHP'nin Cumhurbaşkanı adaylığı için ön seçim yapılan 23 Mart'ta adliyeye sevk edildi. Bu dönemde yapılan ön seçim, İmamoğlu'na güçlü bir destek sağladı; 15,5 milyon kişi tarafından desteklendi. Gözaltı süreçleri devam ederken, İBB'ye yönelik soruşturmalar nedeniyle birçok önemli isim tutuklandı. İmamoğlu'nun yakın çevresinde bulunan belediye personellerinin yanı sıra, İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un da tutuklanması gündeme geldi. Bu süreçte, kamuoyunda büyük tepki ve tartışmalar oluştu.
İmamoğlu'nun Mitingi ve Siyasi Süreç
29 Mart’ta "İmamoğlu'na özgürlük" talebi ile düzenlenen miting, büyük bir katılım ile gerçekleşti. CHP lideri Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, geçen bu süreçte yaşananlara dikkati çekerek, kalabalığı selamladı ve sokakların geri kazanıldığını vurguladı. Ardından, İmamoğlu'nun tutukluluk sürecinin dördüncü günü Türkiye genelinde mitingler düzenlendi. Bu etkinliklerden birinde, İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, gözaltı anını anlatarak yaşananların korkunç olduğunu ifade etti.
İstanbul'da Gerilimin Devam Etmesi
İBB Davası'nın seyrinin yanı sıra, İstanbul'da ve diğer büyük şehirlerde protestolar devam etti. Her bir dalga operasyon sonrasında halkın tepkisi arttı. 25 Nisan’da gerçekleştirilen İBB soruşturmasının ikinci dalga operasyonunda, 53 kişi gözaltına alındı. Daha sonra, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yapılan gözaltıların artırılması noktasında daha fazla isim hakkında işlem başlattı. Bu süreçlerde, CHP'nin yönetim kurulu üyeleri de tutuklanan kadroya dahil oldu.
Yargı Süreçlerinin Uzaması ve Sonuçları
İmamoğlu’nun yaşadığı bu siyasi süreçler, toplumda büyük yankı bulmaya devam etti. 2025 yılının sonlarına doğru, İmamoğlu hakkında açılan birçok dava ve gözaltı olayı, yargıya olan güveni sorgulattı. İmamoğlu'nun çalışmaları, dikkat çekerken, kendisi de iç politikada önemli bir figür haline geldi. İBB Davası'nın açılmasıyla birlikte, mahkemelerin verdiği kararlar ve yürütülen soruşturmalar, Türkiye gündeminde günlerce tartışıldı. Sonuç olarak, Ekrem İmamoğlu'nun davası, sadece kişisel değil, toplumsal anlamda da önemli bir sürecin başlangıcı oldu.