CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, olağanüstü hal (OHAL) döneminde kültür ve sanat alanında yaşanan baskı, yasaklamalar ve kapatmalar konularında önemli bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Altıok, bu süreçte sanatçıların ve sanat kuruluşlarının maruz kaldığı keyfi uygulamaların hem toplum hem de aydınlar açısından yarattığı olumsuzluklara dikkat çekti.
OHAL Döneminin Etkileri
OHAL sürecinde yaşanan yasa dışı uygulamalar, kamuoyunda sanat ve kültür hayatına yönelik ciddi bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. KHK’ler aracılığıyla muhalif sesleri susturma çabaları, aydınların ve eleştirel düşünce sahiplerinin hedef alındığı bir sistemin oluşmasına yol açtı. Altıok, tiyatroların, kütüphanelerin ve diğer kültürel kurumların kapatılması ile ilgili pek çok örneği siyasi söylemlerin yanında sıraladı. Bu kapatmalar, genel olarak toplumsal ve kültürel hayatı olumsuz etkileyen bir durum olarak öne çıkıyor. Özellikle sanatı ve düşünceyi teşvik eden kurumların kapatılması, uzun yıllardır süregelen haksızlıkların bir parçası haline geldi.
Kapattıkları Kurumlar ve Sonuçları
Zeynep Altıok, kapatılan birçok önemli kültür ve sanat kurumunu vurgulayarak, İzmir Metin Altıok Kültür Sanat Evi, Yeni Kapı Tiyatrosu, İzmir Ali İsmail Korkmaz Kütüphanesi ve Ayışığı Kültür Merkezi gibi yerlerin kapatılmasının, iktidarın sanata yönelik düşmanca tutumunun bir yansıması olduğunu söyledi. Türkiye'nin uzun soluklu kültür sanat dergilerinden Evrensel Kültür'ün kapatılması, bunun en güncel örneklerinden birini oluşturuyor. Altıok, bu durumların yalnızca sanat camiasını değil, halkın bilgi ve kültürel zenginliğini de tehdit ettiğini belirtti. Bu bağlamda, sanat ve kültür alanında yaşanan müdahalelerin uzun vadede toplumsal dinamiklere zarar vereceği aşikar.
Sanatı Ve Siyasi Sorunları Bir Arada Ele Almak
Altıok, sanata yönelik baskıların yanı sıra sanatçılara karşı alınan keyfi kararların da son derece kaygı verici olduğunu ifade etti. Özellikle Artvin Çoruh Üniversitesi’nde yaşanan Levent Üzümcü'nün oyununun sahnelenmesi için alınan salon iptali, yalnızca bir sanatçıya değil, kültürün genel yapısına zarar veren bir tutum olarak değerlendirildi. İzmir'deki Dokuz Eylül Üniversitesi'nin de benzer bir yaklaşım sergilemesi, bu sorunun sistematik bir hale geldiğinin göstergesi. Altıok, bu tür uygulamaların, toplumda bilgiye ve sanata yönelik bir düşmanlık yaratacağını ve sanat anlayışını gerileteceğini belirtti.
Vandalizm ve Kültürel Mirasın Korunması
Kültür ve sanat üzerindeki kısıtlamaların, vandalizm ve ki düşmanca tutumları doğurduğunu söyleyen Altıok, örnek olarak Diyarbakır Şehir Tiyatrosu oyuncularının işten çıkarılması ve kültürel mirasın tahrip edilmesini gösterdi. Tiyatro oyuncularının işten çıkarılması sosyal yaşamı ve kültürel çeşitliliği daraltırken, medya ve toplumda bu eylemlerin yansımaları da oldukça olumsuz sonuçlar doğurmakta. Bu durumda, sanatı ve kültürü hedef alan politikaların daha da kötüleşeceği endişesi dile getirildi. Sanatın, iktidarların olumsuzluklarına, zorbalıklarına karşı her zaman bir direniş aracı olacağını vurgulayan Altıok, kültürel mirası koruma çabalarının bir toplumun ortak mücadele alanı olduğunu ifade etti.
Çağrıları ve Gelecek Üzerine
Metin Altıok Kültür Sanat Evi ve diğer kapatılan kurumların, geçmişteki önemli dirençler ve aydınlatıcı idealler için mücadele eden simgeler olduğunu belirten Altıok, bu tür kapatmaları asla akıl dışında bir yaklaşım olarak değerlendirmedi. Gelecek kuşakların, bilgi ve sanat dolu bir toplumda yetişmeleri için mevcut iktidarın sanata, sanatçıya ve kültürel değerlere saygı duyması gerektiğini bildirdi. Bu çerçevede, Altıok, iktidarı daha önce aldıkları kararları gözden geçirmeye ve kültür sanat camiası üzerindeki baskılara son vermeye çağırarak, daha aydınlık bir gelecek için umudunu koruduğunu ifade etti.
Zeynep Altıok Akatlı
CHP Genel Başkan Yardımcısı
İzmir Milletvekili