CHP'liler, İzmir Muhabiri Gökmen Ulu ve internet sitesinin Sorumlu Müdürü Mediha Olgun'un tutuklanmasının ardından, bu durumu "Türkiye yarı açık cezaevine dönüştü" şeklinde değerlendirdiler. Parti üyeleri, KHK ile görevlerinden ihraç edilen ve işlerine geri dönmek için açlık grevi yapan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın 76 gün sonrası tutuklanmasına da dikkat çekerek, bu yargı kararlarına tepki göstermek amacıyla Kültürpark'ta yürüyüş düzenledi.
İlk Tepkiler ve Açıklamalar
CHP İzmir İl Başkanı Asuman Ali Güven, gerçekleşen tutuklamaların ardından basın açıklamasında bulundu. Güven, ülke genelinde tutuklu gazeteci sayısının 160'ı geçtiğini belirterek, bu durumu bir utanç olarak nitelendirdi. Özgür basın talep eden Güven, "Biz böyle bir ülke istemiyoruz. İçinde barındırdığı bu baskı ortamı son bulmalı" diye konuştu. Ayrıca, açlık grevindeki iki aktivistin tutuklanmasının yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Güven, bireylerin haklarını özgürce ifade etme hakkına sahip olduğunu, ancak bu hakların iktidar tarafından kullanılmadığını dile getirdi. CHP olarak bu faşizan uygulamaları reddettiklerini ve mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.
Gazetecilerin Durumu ve Adalet Talebi
İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ise yaptığı açıklamada, haftanın başında bazı partililerin sabaha karşı tutuklandığına dikkat çekti. Balbay, Türkiye'nin şu an adeta yarı açık bir cezaevine dönüştüğünü belirterek, bu durumu kesinlikle kabul etmediklerini ifade etti. Ayrıca, Cumhuriyet yazarları ile Sözcü gazetecilerinin serbest bırakılması gerektiğini savundu. Adaletin eşit bir şekilde dağıtılması gerektiğini dile getiren Balbay, "Hükümet, terörle mücadele ediyoruz bahanesiyle muhalif olan herkesin terörist ilan edilmesine karşıyız" şeklinde konuştu. Bu bağlamda, basında yer alan adalet taleplerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Medyanın Susturulması Üzerine Eleştiriler
Milletvekili Ali Yiğit ise mevcut durumu değerlendirerek, Türkiye'de medyanın tarihsel bir baskı altında olduğunu vurguladı. Yiğit, özellikle Sözcü gazetesinin yıllarca attığı başlıkların incelenmesini gerektiğini belirtti. Geçmişte FETÖ karşıtı duruş sergileyen birçok gazetecinin bugün yargılandığını ve susturulma çabalarına maruz kaldığını ifade etti. Televizyonlar ve gazetelerin kapatılmasıyla beraber özgür iletişimin engellendiğini aktaran Yiğit, bu çerçevede daha fazla gazetecinin tutuklanabileceği endişesini taşıdıklarını ifade etti. Bu durumun, toplumsal özgürlükler açısından kaygı yarattığını ve demokrasi için tehdit oluşturduğunu dile getirdi.