AK Parti’nin yönetiminde ekonomiden dış politikaya kadar pek çok alanda başarısızlık yaşandığını ifade eden Canpolat, ülkenin tarihinin en zor dönemlerinden birini geçirdiğine dikkat çekti. Diktatörlük eğilimlerinin arttığını ve muhalefet eden her sesi bastırmaya çalıştıklarını belirten Canpolat, bu baskının toplumda yarattığı güvensizlik ortamına işaret etti. “Kimsenin can güvenliğinin olmadığı, baskıcı bir atmosfer yarattılar. Faşizmin izlerini taşıyan bir yönetim ile karşı karşıyayız. Anayasa değişikliği konusunda Meclis'ten ve halk oylamasından çıkma olasılığı oldukça düşük” dedi.
Umudun Peşinde Yeni Mücadele Alanları
Otoriter yönetimlerin baskılarına rağmen, hayatın farklı alanlarında umudu canlı tutacak savaşların başladığını belirten Canpolat, “Umutsuzluğa kapı aralamaya gerek yok. Mücadele ruhu, her geçen gün artarak büyüyor. Umut, çok sayıda yerden filizleniyor” diyerek, başta gençler olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinin yeni bir değişim için harekete geçtiğini aktardı. Bu durumun, yıllar süren baskılara karşı bir başkaldırı ve yeniden bir araya gelme iradesinin göstergesi olduğunu kaydetti.
AKP'ye Tepkilerde Artış
Canpolat, toplumun geniş kesimlerinden AK Parti yönetimine ve başkanlık sistemine karşı önemli bir tepki olduğunu vurguladı. “Toplumda hemen her gruptan başkanlık sistemine yönelik büyük bir muhalefet mevcut. Hatta iktidarın kendine yakın tabanında bunu sorguladığını gözlemliyoruz. Yaptığımız iki anket, toplumun %56'sının bu sisteme karşı çıktığını ortaya koydu” şeklinde konuşarak, kamuoyundaki bu kaygının ilerleyen süreçte daha da büyüyeceğine dikkat çekti.
Ortak Mücadele İhtiyacı
Canpolat, İstanbul'da 959 mahallede mahalle komiteleri kurduklarını ve her bir eve, sokağa, mahallere ulaşmayı hedeflediklerini dile getirdi. “Kapsamlı bir mücadele hattı oluşturmayı planlıyoruz” diyen Canpolat, diğer sol yapıların yanında emek ve meslek örgütleri ile ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu karanlık döneme karşı mücadele etmenin tek yolunun iş birliği yapmak olduğunu ifade eden Canpolat, CHP'nin bu süreçte yalnız başına yeterli olamayacağını vurguladı. Referandum sırasında, her kesimin kendi itirazlarını yükseltmeleri ve “hayır” kampanyalarını kendi dinamikleriyle yürütmeleri gerektiğini söyledi.