Basın Konseyi, son günlerde sosyal medya ve basında yer alan bir haberi kınadı. Konseyin açıklamasında, haberde kullanılan ifadelerin oldukça sert ve yanıltıcı olduğu belirtildi. Özellikle 'devlet ve millet düşmanı' ve 'terör örgütü PKK'nın arka bahçesi haline gelen' gibi suçlamaların, haberin içeriğinde yeralan kişilere ağır bir dil kullanılarak yöneltildiği ifade edildi.
Haberin İddia ve İfadeleri
Basın Konseyi, söz konusu haberde yer alan ifadelere dikkat çekti. 'Kandil ağzıyla yazan' ve 'PKK'nın katlettiği doktorlar karşısında üç maymunu oynayan' gibi açıklamaların, yalnızca hedef gösterme amacı güttüğünü vurguladı. Bu durum, basın özgürlüğünün kötüye kullanılması olarak değerlendirildi. Haberin, toplumsal barışa tehdit oluşturan bir dil kullanarak belirli bireylerin karalanmasına neden olduğu iddia edildi. Böylece muhabir Harun Sekmen'in haberi üzerinden, Türk Tabipleri Birliği (TTB) yönetici ve üyelerinin isimleri tek tek sıralanarak, açık bir şekilde hedef alındığı ifade edildi.
Yanıt ve Tekzip Talebi
Haberin yayına girmesiyle birlikte TTB tarafından yapılan tekzip talebi ise dikkat çekti. Basın Konseyi, şikâyet edilen habere yanıt vermek amacıyla TTB’nin muhabir Harun Sekmen'e ilettiği sekiz maddelik 'koşullu tekzip' başvurusunu değerlendirdi. Bu yanıt sürecinin, Basın Meslek İlkeleri’ne aykırı olduğu ifade edildi. Konsey, 'cevap ve tekzip temel hakkı'nın şart koşulmadan kullanılmasının gerekliliğine dikkat çekerek, bu tür uygulamaların basın etiğine uygun olmadığını belirtti.
Sonuç ve Değerlendirme
Sonuç olarak, Basın Konseyi bu tür haberlerin hem medyanın itibarını zedelediğine hem de toplumsal barışa zarar verebileceğine yönelik endişelerini dile getirdi. Olumsuz ve yanıltıcı ifadelerin, bireyler üzerinde olumsuz etki yarattığını vurgulayan konsey, habercilik pratiğinin böyle bir düzleme kaymasını kabul etmediklerini açıkladı. Türkiye’de basın özgürlüğünü savunan kurumların daha dikkatli ve sorumlu bir yaklaşım benimsemesi gerektiği, bu olay üzerinden bir kez daha tekrarlandı. Yönetim ve halk arasındaki güven ve iletişimin zedelenmemesi, medyanın sorumluluğunun bir parçası olarak görüldü.