İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından hazırlanan 2016 yılına ait insan hakkı ihlalleri raporunda, Türkiye'deki insan hakları durumunun tarihsel açıdan son derece endişe verici olduğu ortaya kondu. İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’ne bir gün kala yaptığı açıklamalarda, ülkede yaşanan hak ihlalleri, 1980 yılında gerçekleştirilen darbeden bile daha kötü bir atmosferin var olduğunu ortaya koyuyor. Raporda, yaşam hakkı ihlalleri, Kürt sorunu, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi başlıklar altında detaylı değerlendirmelerde bulunuluyor.
Yaşam Hakkı İhlalleri
2016 yılında Türkiye'deki yaşam hakkı ihlalleri, özellikle 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında derin bir artış gösterdi. Bu süreçte, darbeciler tarafından 246 sivilin hayatına son verilirken, 2 bin 146 kişi de yaralandı. Darbe girişimin bastırılması esnasında toplam 24 asker hayatını kaybetti. Kolluk kuvvetlerinin yargısız infazları, dur ihtarlarına uyulmadığı gerekçesiyle ya da rastgele yapılan ateş açma eylemleriyle 341 sivilin ölümüne ve 396 sivilin yaralanmasına neden oldu. Yılın ilk dokuz ayında, silahlı çatışmalarda 1,040 kişi hayatını kaybederken, bu rakamın içinde 406 asker, polis ve korucu, 605 militan ve 29 sivil bulunuyor. Ayrıca, yasadışı silahlı grupların eylemleri sonucu 184 kişi yaşamını yitirirken, 633 kişi de yaralandı. Bu rapor, Türkiye'deki yaşam hakkı ihlallerinin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kürt Sorunu
16 Ağustos 2015 ile 2016 arasında, özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde uygulanan sokağa çıkma yasakları ciddi insan hakları ihlalleri doğurdu. Diyarbakır, Mardin, Şırnak ve Hakkari başta olmak üzere birçok şehirde, resmi olarak 111 sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bu yasaklar sonucu, en az 202 sivil kişi kapalı alanlarda hayatını kaybetti. Ayrıca, bu süreçte 321 sivilin sadece resmi yasak dönemlerinde yaşamını yitirdiği belirtildi. Aşırı güvenlik tedbirleri neticesinde yaklaşık 500 bin insan zorla göç ettirilerek yerinden edildi. Bu koşullar altında, HDP ve DBP gibi siyasi partilere yönelik yapılan operasyonlar sonucunda yaklaşık 15 bin kişi gözaltına alındı, 5 bin 600 kişi ise tutuklandığı kaydedildi. Bu durum, Kürt sorununa dair çözüm arayışlarının ne denli zorlaştığını gösteriyor.
Düşünce, İnanç ve İfade Özgürlüğü
Türkiye'de düşünce ve ifade özgürlüğü, 2016 yılı itibarıyla ciddi bir tehdit altına girdi. 5 Aralık itibarıyla, erişime engellenen internet sitesi sayısı 116,126’ya ulaştı. Olağanüstü hal (OHAL) dönemiyle birlikte, 177 medya kuruluşu kapatılarak birçok gazeteci tutuklandı. Cumhuriyet gazetesinde uygulanan baskılar sonucunda 10 gazeteci gözaltına alındı. Ayrıca Hayat TV'nin kapatılması, basın özgürlüğünün ne denli zayıfladığını gösteriyor. Bu durum, toplumda fikirlerin serbestçe ifade edilemediği ve medya özgürlüğünün ciddi biçimde kısıtlandığı bir ortam oluştuğunu gözler önüne seriyor.
Darbe Teşebbüsü ve OHAL
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında alınan olağanüstü hal tedbirleri, insan hakları alanında ciddi ihlallere neden oldu. Darbe girişiminde 246 sivil hayatını kaybederken, 100 binden fazla kamu çalışanı açığa alındı ve 80 bine yakın kamu görevlisi işten ihraç edildi. 3,698 hakim ve savcı meslekten çıkarıldı, gözaltı süreci derinleştirildi. Bu dönemde, 36 binden fazla insan tutuklandı. Ayrıca 100'ü aşkın gazeteci ve yazar, eleştiriler sonucu tutuklanarak cezaevine konuldu. Ülke genelindeki eğitim kurumları ve dernekler de ağır baskı altında kalmış, birçok kurum kapatılmıştır. Bu durum, ülkenin hukuku ve demokrasisi üzerinde derin etkiler bıraktı.
Cezaevlerinde Durum
1 Kasım itibarıyla Türkiye'deki cezaevlerinde 197,297 tutuklu ve hükümlü bulunuyor. 2002 yılına göre, AKP iktidarının başlangıcında bu sayı sadece 59,429 idi. Bu veriler, Türkiye'deki cezaevlerinin doluluk oranının oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ayrıca, kolluk güçlerinin toplantılara ve gösterilere müdahaleleri sonucu yaklaşık bin 500 kişi yaralanırken, 352 toplantıya da müdahele edilmiştir. Cezaevlerindeki bu yoğunluk, insan hakları açısından da ciddi endişelere yol açmakta.
‘Vahim Durumdayız’
Her yıl 10 Aralık’ta kutlanan Dünya İnsan Hakları Günü, bu yıl Türkiye'deki insan hakları ihlalleri gölgesinde geçiyor. CHP Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, 2015 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) en fazla ihlali yaşatan ikinci ülkenin Türkiye olduğunu belirtti. Ayrıca, Türkiye'nin uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde ciddi sıralama kaybı yaşadığına dikkat çekti. Akın, Türkiye’nin hukuk ve demokrasi alanında yaşadığı sorunların vahim bir noktaya geldiğini ifade ederek, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi noktasında alınması gereken ciddi önlemler olduğuna vurgu yaptı.