ÖSYM tarafından uygulanan sınav kuralları, özellikle son yıllarda öğrencileri çeşitli tartışmaların merkezine yerleştirmiştir. İlk kez YGS'de hayata geçirilen "Sınavlardan 15 dakika önce sınav yerinde bulunma" kuralı, ÖSYM’nin düzenlediği diğer tüm sınavlarda da uygulanmaya devam etmiştir. Ancak, bu kuralın sonucunda birçok öğrenci, belirtilen süreye uydukları halde sınavlara alınmamışlardır. Bu durum, öğrencilerin sınav hakkının ihlali olarak geniş bir kesim tarafından eleştirilmektedir.
Eğitim Hakkının İhlali
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 42. maddesine göre, eğitim ve öğretim hakkı, kimseye yoksun bırakılamaz. Anayasa çerçevesinde güvence altına alınmış olan bu temel hak, bireylerin gelişimi ve toplumun ilerleyişi açısından son derece önemlidir. Ancak, ÖSYM’nin uyguladığı 15 dakika kuralı, bu haktan yararlanmak isteyen öğrencilerin mağduriyetine yol açmaktadır. Sınav yerine zamanında ulaşan ancak kurala takılan öğrenciler, yıllarca süren emeklerinin karşılığını almakta zorlanmakta ve haklarını kaybetmektedir. Bu durum, ÖSYM'nin "emeğiniz emanetimiz" sloganıyla çelişmektedir; çünkü kuralların eğitim hakkını ihlal etmesi, ÖSYM’nin bu güveni zedelemektedir.
Kamu Denetçiliği Kurumu’nun Gözlem ve Önerileri
Mağduriyet yaşayan öğrencilerin durumu Kamu Denetçiliği Kurumu’na (KDK) taşınmış ve burada yapılan incelemeler çerçevesinde, ÖSYM’ye karşı bazı önerilerde bulunulmuştur. KDK'nın raporunda, ÖSYM’nin sınav kurallarının gereklilik ve orantılılık unsurlarını taşımadığı vurgulanmıştır. Bu raporda, eğitim hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığı ifade edilerek, ÖSYM’nin uyguladığı yaptırımların hukuka aykırı olduğu ortaya konmuştur. KDK’nın tavsiyelerine rağmen, ÖSYM’nin bu kuralı uygulama kararlılığı göstermesi, eğitim sisteminin esnekliğini sorgulatmaktadır. Kamu Denetçisi Şeref Malkoç'un önerileri dikkate alınmadığı gibi, bu durum başka mağduriyetlerin de oluşmasına zemin hazırlamaktadır.
Çağdaş Eğitim İlkelerine Uyum Sağlanmalı
ÖSYM’nin mevcut uygulamaları, çağdaş eğitim ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Kamuoyunun ve Kamu Denetçiliği Kurumu'nun eleştirilerine rağmen, ÖSYM, 15 dakika kuralını uygulamaya devam etmektedir. ÖSYM'nin temel amacı, öğrencilere en uygun şartları sunarak güvenli bir sınav ortamı sağlamaktır. Ancak bu kural, eğitimin çağdaş bilim ve eğitim esaslarına dayanmadığını göstermektedir. Her sınav döneminin ardından yaşanan tartışmalar, eğitim sisteminin kalitesine dair endişeleri artırmaktadır. Öğrencilerin eğitim hayatlarına yönelik katı yaptırımlar uygulamak yerine, daha adil ve ölçülü bir yaklaşım benimsenmelidir.
Meclis Gündeminde Soru Önergesi
CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, bu sınav kuralıyla ilgili durumu gündeme getirmiştir. Başbakan Binali Yıldırım’a sunulan soru önergesi, yasal eğitimin korunmasına yönelik önemli bir adım olarak dikkat çekmektedir. Önerge metninde, eğitim hakkının anayasal güvence altında olduğu vurgulanarak, ÖSYM’nin uyguladığı kuralın amacının sorgulanması gündeme gelmiştir. Ayrıca, ÖSYM ile Kamu Denetçiliği Kurumu arasında geçmişte var olan dostane çözüm yollarının tekrar gündeme gelip gelmeyeceği de merak konusudur. Mağdur olan öğrencilerin sayısı ile birlikte, bu mağduriyetin giderilmesine yönelik çalışma yapılıp yapılmadığı ise önergenin kritik sorularından biri haline gelmiştir.