Gazete Kritik Dünya Sosyalist Enternasyonal’den Lübnan çağrısı: Sessiz kalmayın, insani kriz derinleşiyor

Sosyalist Enternasyonal’den Lübnan çağrısı: Sessiz kalmayın, insani kriz derinleşiyor

Sosyalist Enternasyonal, İran savaşı ve ateşkes beklentisinin gölgesinde ağır bir insani kriz yaşayan Lübnan için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Açıklamada, 2 Mart 2026’dan bu yana 1,2 milyondan fazla kişinin yerinden edildiği, köylerin haritadan silindiği ve birçok bölgenin yıkılan köprüler nedeniyle izole hale geldiği vurgulandı.

Sosyalist Enternasyonal tarafından yapılan açıklamada, İran savaşı ve mevcut ateşkes sürecinin gölgesinde Lübnan’da yaşanan ağır insani tabloya dikkat çekildi. Uluslararası topluma “sessiz kalmama” çağrısında bulunulan açıklamada, Lübnan’ın çok yönlü bir felaketle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Açıklamada, yalnızca dayanışma mesajı vermenin yeterli olmadığı, sahadaki yıkımın ve sivil halkın yaşadığı acıların daha güçlü bir uluslararası tutum gerektirdiği ifade edildi.

Metinde, Lübnan hükümetinin önemli çabalarına rağmen ülkedeki tablonun giderek ağırlaştığına işaret edildi. Hizbullah’ın yıllar içinde neden olduğu zarar ile İsrail Ordusu’nun süregelen ve tırmanan saldırıları arasında, köklü kültürel geçmişe ve karmaşık toplumsal yapıya sahip bir ülkenin büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldığı belirtildi. Açıklama, Lübnan’daki durumun yalnızca siyasi ya da askeri bir başlık olarak değil, aynı zamanda derin bir insani kriz olarak ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

2 Mart 2026 sonrası tablo daha da ağırlaştı

Sosyalist Enternasyonal’in açıklamasında, son tırmanışın 2 Mart 2026 tarihinde başladığına dikkat çekildi. Bu tarihten itibaren aralarında 350 bin çocuğun da bulunduğu 1,2 milyondan fazla insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığı belirtildi. İç göç oranının yüzde ikiden yüzde 22,6’ya yükselmesi ise yaşanan sarsıcı değişimin boyutunu ortaya koyan en önemli veriler arasında gösterildi.

Açıklamada, yalnızca bireysel yerinden edilmelerin değil, yerleşim alanlarının bütünüyle yok olmasının da kriz tablosunu derinleştirdiği kaydedildi. Köylerin tamamen haritadan silindiği ifade edilirken, köprülerin yıkılmasının topluluklar arasındaki bağlantıyı kopardığı ve birçok bölgenin birbirinden izole hale geldiği vurgulandı. Bu durumun, hem insani yardımların ulaşmasını zorlaştırdığı hem de sivillerin günlük yaşamını daha kırılgan hale getirdiği mesajı öne çıktı.

Lübnan’daki mülteci yükü krizle daha da ağırlaştı

Açıklamada dikkat çekilen bir başka nokta ise Lübnan’ın halihazırda taşıdığı büyük mülteci yükü oldu. Buna göre Lübnan, 1,5 milyon Suriyeli ve 23 bin Filistinli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Bu rakamın, kişi başına düşen mülteci oranı açısından dünyadaki en yüksek seviyeye işaret ettiği belirtildi.

Zaten kırılgan olan toplumsal ve ekonomik yapının, yeni saldırılar ve yerinden edilmelerle daha da ağır bir baskı altına girdiği değerlendirildi. Sosyalist Enternasyonal’in açıklaması, Lübnan’daki insani tablonun sadece son çatışmaların değil, uzun süredir biriken yüklerin de sonucu olduğuna işaret etti. Mevcut şartlarda ortaya çıkan ihtiyaçların sıradan bir yardım sürecinin ötesinde, acil ve kapsamlı bir destek gerektirdiği vurgulandı.

“İnsani yardım hayati önemde”

Sosyalist Enternasyonal, açıklamasında mevcut koşullarda insani yardımın “hayati önemde” olduğunu özellikle vurguladı. Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü yani UNIFIL üyeleri dahil olmak üzere insani yardım kuruluşlarının, barış gücü askerlerinin ve sahada görev yapan personelin desteklenmesi ve korunması gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, mevcut ortamda sadece yardım malzemelerinin ulaştırılmasının değil, yardım çalışmalarını yürüten yapıların güvenliğinin de kritik önem taşıdığı belirtildi. Özellikle çatışma koşullarının ve ulaşım altyapısındaki yıkımın, insani yardımın etkin biçimde sürdürülmesini zorlaştırdığına dikkat çekildi. Bu nedenle sahadaki kurumların korunması, Lübnan’daki sivil halk açısından temel başlıklardan biri olarak öne çıkarıldı.

Ateşkes ve 1701 sayılı karar vurgusu

Sosyalist Enternasyonal, tüm taraflara gerilimi düşürme çağrısında bulunurken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı 2006 tarihli kararı çerçevesinde ateşkes anlaşmasına geri dönülmesi gerektiğini belirtti. Açıklamada, Lübnan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği ve İsrail’in Lübnan topraklarında herhangi bir kara operasyonundan kaçınmasının önem taşıdığı ifade edildi.

Bununla birlikte, Lübnan’da egemenliğin ülke topraklarının tamamında yeniden tesis edilmesi gerektiği vurgulandı. Devletin güç kullanımı üzerindeki tekeline dikkat çekilen açıklamada, Lübnan güvenlik güçlerinin ülkenin egemenliğinin tek meşru garantörü haline gelmesi gerektiği kaydedildi. Sosyalist Enternasyonal, bağımsız, barışçıl ve istikrarlı bir Lübnan’ın ancak bu temel ilkeler doğrultusunda mümkün olabileceğini belirterek uluslararası topluma daha güçlü bir sorumluluk çağrısı yaptı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *