ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanması Latin Amerika’da geniş çaplı halk protestolarına yol açtı; Karakas’tan Bogotá’ya, Havana’dan Santiago’ya uzanan gösterilerde operasyon “emperyalist müdahale” olarak nitelendirilirken, Küba ve bölge liderlerinden Washington’a sert mesajlar geldi.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasının ardından Latin Amerika genelinde halk tepkileri ve protesto gösterileri dikkat çekti.
Bölge genelinde sivil toplum örgütleri, sendikalar ve halk hareketleri, ABD’nin askeri adımını, egemen ülkelere yönelik müdahale ve emperyalist bir hamle olarak nitelendirerek çok sayıda eylem düzenledi.
Venezuela'dan "işgal" tepkisi
Venezuela içinde de geniş çaplı protestolar yaşandı. Başkent Karakas başta olmak üzere birçok kentte halk kesimleri ve Maduro yanlısı gruplar sokaklara çıkarak ABD operasyonunu “işgal” olarak tanımladı.
Bazı bölgelerde Maduro destekçileri direniş çağrılarıyla gösteriler düzenlerken, hükümetin güvenlik güçlerini seferber ettiği ve kamu düzeninin korunması için önlemleri artırdığı bildirildi. Gösterilerde ABD karşıtı sloganlar öne çıkarken, yabancı müdahaleye karşı ulusal egemenlik vurgusu yapıldı.
Kolombiya'da ABD Büyükelçiliği önünde protesto
Kolombiya’nın başkenti Bogotá’da da binlerce kişi ABD Büyükelçiliği önünde toplanarak saldırıyı protesto etti. Göstericiler “Latin Amerika’da ABD askeri varlığı istemiyoruz” ve “Venezuela yalnız değildir” sloganları attı. Sosyal, işçi ve halk hareketlerinin çağrısıyla düzenlenen eylemlerde, bölge ülkelerinin Washington’un askeri politikalarına karşı ortak tutum alması gerektiği ifade edildi.
Brezilya ve Şili'den tepkiler
Brezilya ve Şili’de de tepkiler yükseldi. Brezilya’da sol partiler ve toplumsal hareketler protesto çağrıları yaparken, eski Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın “ABD’nin sınır ötesi askeri adımları kabul edilemez” yönündeki açıklamaları bölge kamuoyunda yankı buldu.
Şili’de ise gençlik örgütleri ve sol gruplar, merkezi meydanlarda Latin Amerika dayanışması ve bölgesel egemenlik vurgusuyla barışçıl gösteriler düzenledi.
Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel, protestolara katıldı
Küba’da, ABD’nin Havana Büyükelçiliği yakınlarında geniş katılımlı bir protesto gerçekleştirildi. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in de katıldığı eylemde, ABD’nin Maduro’yu alıkoyması ve Venezuela’ya yönelik askeri operasyonlar kınandı. Yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı gösteride ABD karşıtı sloganlar atıldı. Díaz-Canel burada yaptığı konuşmada, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin askeri operasyonunu “uluslararası hukuka yönelik kabul edilemez bir saldırı” olarak nitelendirdi. Küba Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da ABD’ye, Maduro ve eşi Cilia Flores’i derhal serbest bırakma çağrısı yapıldı. Açıklamada, saldırının “emperyalist ve faşist nitelik taşıdığı” savunularak, hedefin Venezuela ve bölgenin doğal kaynakları üzerinde denetim kurmak olduğu ifade edildi.
Trump'ın Kolombiya ve Küba Devlet Başkanları'na tehdidi
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuela operasyonuna karşı çıkan bölge ülkelerine yönelik açıklamaları da tepkileri artırdı. Trump’ın, Kolombiya Devlet Başkanı’nı “ABD karşıtı gruplara göz yummakla” suçladığı ve Bogotá yönetimini yaptırımlar ve diplomatik baskıyla tehdit ettiği ABD basınına yansıdı. Trump’ın ayrıca Küba yönetimini hedef alarak, Havana’nın Venezuela’ya desteğini sürdürmesi halinde “ciddi sonuçlarla” karşılaşacağı yönünde uyarılarda bulunduğu bildirildi.
Trump’ın, Kolombiya ve Küba liderlerini hedef alan bu açıklamaları, Latin Amerika’da Washington’un baskı ve tehdit politikasını sürdürdüğü şeklinde yorumlandı. Bölge basınında ve protesto gösterilerinde, ABD’nin askeri ve siyasi tehditlerinin Latin Amerika halkları üzerindeki tarihsel müdahaleci politikaların devamı olduğu vurgulandı.
Birleşmiş Milletler üyesi bir devlete yönelik saldırının cezasız kalmaması gerektiği belirtilen Küba Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Venezuela halkı için, Küba için yapacağımız gibi gerekirse kendi kanımızı vermeye hazırız” ifadelerine yer verildi.