Uluslararası Af Örgütü, İsrail'in 29 aydır süren saldırılarının Gazze Şeridi'nde kadınlar ve kız çocukları üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. 5-24 Şubat tarihleri arasında yapılan araştırmalarda, aralarında sekiz kanser hastası, dört hamile kadın ve "ateşkes" sonrası doğum yapmış 14 kadının bulunduğu toplamda 41 kadına ulaşıldı. Ayrıca, Gazze ve Deyr El Balah’taki altı sağlık merkezinde 26 sağlık çalışanı ve uluslararası yardım kuruluşlarından dört kişi ile görüşme gerçekleştirildi. Bu bulgular, Filistinli kadınların yetersiz tıbbi bakım ile zor şartlar altında doğum yaptıklarını, hijyen koşullarının yetersiz olduğu kalabalık alanlarda gebelik süreçlerini geçirmek zorunda kaldıklarını ve temel hizmetlerden yoksun kalarak açlık, hastalık ve travma ile mücadele ettikleri ortaya koydu.
Uluslararası Af Örgütü'nin Açıklamaları
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının Orta Doğu'daki gerginliği artırdığını belirterek, Gazze'de Filistinlilere uygulanan soykırımın kadınlar ve kız çocukları için neden olduğu acıları unutmamak gerektiğini ifade etti. Callamard, Gazze'deki kadınların güvenli doğum yapma ve sağlıklı bir yaşam sürme koşullarından yoksun olduğunu belirtti. Bu durumun, kadınlara ve kız çocuklarına karşı kasıtlı bir saldırı olduğunu ve bu savaşın sonuçlarının ikincil değil, doğrudan kadınlara yönelik olduğunu vurguladı. Callamard, devletlerin bu duruma dur demek için somut adımlar atması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Doğum Engelleyici Uygulamalar ve İnsani Kriz
Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, Ekim 2025'teki ateşkesin ardından Şubat ayı sonuna kadar 630 Filistinlinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Bunlardan 202'sinin çocuk, 89'unun kadın ve 339'unun erkek olduğu belirtildi. 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana ölen Filistinlilerin sayısı 72 bini aşmış durumda. Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Filistin toprakları ile ilgili bağımsız bir araştırma komisyonu, İsrail'in Gazze'deki cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetlerini kasıtlı olarak yok ettiğini ve bu fiillerin Soykırım Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu belirtti. Bu durum, Filistinlilerin yaşam koşullarını kasten zorlaştırarak doğumları engellemeyi hedefliyor.
İnsani Yardımda Sınırlamalar ve Sonuçlar
28 Şubat'ta İsrail, İran'a yönelik ABD tarafından yürütülen saldırılar üzerine Gazze Şeridi'ne girişleri kapattı. Kısıtlı insani yardımlar ve tıbbi tahliyeler durma noktasına geldi. 3 Mart'ta bazı sınır kapıları "aşamalı insani yardım" için yeniden açıldı, ancak Mısır ile olan sınır kapıları hâlâ kapalı. Sağlık sektöründe ciddi bir kriz söz konusu. Dünya Sağlık Örgütü, sağlık hizmeti noktalarının yaklaşık yüzde 60'ının işlevsiz hale geldiğini bildirdi. Bunun yanı sıra, doğum yapmak veya gebelik sonrası iyileşme süreçlerinde kullanılan temel ilaçların yaklaşık yüzde 46'sı stoksuzluk nedeniyle temin edilemiyor. Eğer bu duruma 2026 yılına kadar bir çözüm bulunamazsa, 37 bin gebe ve emziren kadın daha akut yetersiz beslenme riski altında kalacak.
Yaşanan Zorluklar ve Kadınların Hikayeleri
Uluslararası Af Örgütü'nün raporlarına göre, Gazze'deki sağlık çalışanları, doğum yapmaya gelen kadınların beslenme eksikliği ve yetersiz sağlık hizmetleri nedeniyle ciddi sorunlar yaşadığını ifade ediyor. Kadınlar, gebelik ve doğum sürecinde gerekli tıbbi destekten yoksun kalmakta ve çoğu zaman tarihlerinin geçmiş olduğu anestezi ilaçları kullanmak zorunda kalıyorlar. Çoğu kadın, yetersiz beslenme nedeniyle kansızlık ve enfeksiyon riskleri ile karşı karşıya. Ayrıca, erken doğumlar ve düşük kilolu bebek oranları artmış durumda. Sağlık çalışanları, bu zorlu koşullarda gebelerin sağlık durumunu takip edemediğini ve gerekli testleri yapmakta zorlandıklarını belirtiyor.
İnsanlik Dramı ve Acil Yardım İhtiyacı
Gazze'deki insani durum daha da kötüleşiyor. Kadınların doğum yapabilmeleri için temiz ve güvenli bir ortama erişimleri yok. Kadınların yaşadığı sağlık sorunları, yaşanan çatışmaların ve ablukaların bir sonucu olarak derinleşiyor. İnsani yardım kuruluşlarının çalışmaları da büyük ölçüde engelleniyor. Gazze'nin sağlık altyapısının çökmesi, özellikle kanser hastası kadınlar için ölümcül sonuçlar doğuruyor. Diğer yandan, Gazze'deki doğum ünitemiz, aşırı doluluk nedeniyle çalışmakta zorlanıyor ve kimi zaman birden fazla yenidoğan tek kuvözde kalıyor. Durumun aciliyeti göz önüne alındığında, hem sağlık hizmetlerine erişim sağlanmalı hem de Gazze'deki kadınların haklarının korunması için gerekli olan destek artırılmalıdır.
Sonuç Olarak, Hukuki Zorunluluklar ve Uluslararası Toplumun Rolü
İsrail'in sağlık hizmetlerine yönelik kısıtlamaların kaldırılması ve kadınların haklarının güvence altına alınması gerekmektedir. Uluslararası toplum, Filistinli kadınların sağlık ve sosyal haklarını korumak için harekete geçmeli ve gerektiğinde diplomatik ve ekonomik baskılarla bu durumu değiştirmeye çalışmalıdır. Kadınların insani yardım erişimini sağlamanın önemine dikkat çekerek, Gazze'deki kadınlar için gereken destek ve kaynakların artırılması sağlanmalıdır. Zira, kadınların ve çocukların hayatları, bu kriz ortamında en çok tehdit altında olan gruplardır.
*Bazı kadınların isimleri talepleri doğrultusunda değiştirilmiştir.