Uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği Jeffrey Epstein soruşturmasının en önemli tanıklarından Virginia Giuffre’nin kaleme aldığı “Hiç Kimsenin Kızı” (Nobody’s Daughter) Türkçeye çevrildi. ABD’de ve Avrupa’da yayımlandığında geniş yankı uyandıran kitap, yalnızca kişisel bir tanıklık değil; siyaset, sermaye ve güç ilişkilerinin gölgesinde işlendiği iddia edilen bir istismar sistemini anlatıyor.
Kitapta Giuffre, 15 yaşındayken Ghislaine Maxwell tarafından bir otelde çalıştığı sırada tuzağa düşürüldüğünü, “masaj” bahanesiyle Jeffrey Epstein’e götürüldüğünü ve ardından yıllar süren bir istismar zincirinin parçası hâline getirildiğini aktarıyor. Giuffre’nin anlatımına göre sistem, yalnızca bireysel suçlardan ibaret değil; güçlü ve “saygın” konumlarda bulunan isimlerin çevresinde şekillenen organize bir yapıydı.
Epstein hakkında açılan soruşturma sürecinde susmamayı tercih eden Giuffre, kamuoyunda özellikle Prens Andrew ile ilgili iddialarıyla gündeme gelmişti. İlk tanıştıklarında çekilen fotoğraf, davanın en çok tartışılan kanıtları arasında yer almıştı.
Küresel ağın iç yüzü
“Hiç Kimsenin Kızı”, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in kurduğu yapının nasıl işlediğine dair ayrıntılı anlatı sunuyor. Giuffre’nin tanıklığı, genç kızların hangi yöntemlerle bu sistemin içine çekildiğini, güçlü ve nüfuzlu isimlerle temasın nasıl kurulduğunu ve ilişkilerin nasıl organize edildiğini gözler önüne seriyor. Kitapta ayrıca özel uçaklar ve özel adalarda düzenlenen buluşmaların perde arkasına dair iddialar da aktarılıyor.
Metin, bireysel bir travma anlatısının ötesine geçerek, güç ilişkileriyle örülü bir ağın nasıl sürdürüldüğünü ve yıllarca nasıl görünmez kılındığını tartışmaya açıyor.
Yazar, metnin girişinde dönüşümünü “Bir zamanlar sessizdim ama şimdi sesimi buldum” sözleriyle tanımlıyor ve kitabı kaleme alma nedenini şöyle açıklıyor:
“Hikâyemin, istismara uğrayan insanların kendilerini daha az yalnız hissetmesine yardımcı olmasını istiyorum.”
Ölümünden Sonra Yayımlandı
Virginia Giuffre’nin 42 yaşındaki ölümü, Nisan 2025’te “intihar” iddiasıyla kamuoyuna duyuruldu. Ölümünün ardından yayımlanan kitap, uluslararası basında “cesur”, “sarsıcı” ve “dönüm noktası” olarak nitelendirildi.
Türkçe baskısı ise yalnızca bir biyografi değil; istismar sistemleriyle mücadele edenler için bir referans metin olarak sunuluyor. Editoryal notta, eserin mağdurların sesini görünür kılmayı ve hukuki-toplumsal sorumluluğa dikkati çekmeyi amaçladığı belirtiliyor.
Sessizliğe karşı yazılmış bir tanıklık
“Hiç Kimsenin Kızı”, yalnızca bir mağduriyet anlatısı değil; güç ve dokunulmazlık algısına karşı açılmış bir hafıza kaydı. Epstein dosyasının yıllardır dünya gündeminde yarattığı sarsıntı düşünüldüğünde, kitabın Türkçeye kazandırılması küresel bir yüzleşmenin yerel okurla buluşması anlamına geliyor.
Kitap, görmezden gelinen tanıklıkları kayıt altına alan bir metin olarak, yayımlanmasının ardından kamuoyunda tartışma başlıkları arasında yer almaya başladı.