Gazete Kritik Dünya ABD'nin son Şam büyükelçisi: YPG'ye silah verilmesi aptalca, El Kaide 4.0 sürümü karşımıza çıkabilir

ABD'nin son Şam büyükelçisi: YPG'ye silah verilmesi aptalca, El Kaide 4.0 sürümü karşımıza çıkabilir

ABD eski Şam Büyükelçisi Robert Ford, Trump yönetiminin PYD’ye silah sağlamasını eleştirerek bunun uzun vadede radikal grupların güçlenmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, Suriye'deki iç savaşın başlangıcındaki hataları ve Esad ile ilgili tahminlerde bulunmadığını belirtti.

ABD'nin son Şam büyükelçisi: YPG'ye silah verilmesi aptalca, El Kaide 4.0 sürümü karşımıza çıkabilir

ABD’nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford, Suriye'deki iç savaşın seyrine dair önemli açıklamalarda bulundu. Ford, ABD Başkanı Donald Trump’ın PYD'ye silah sağlamasının stratejik açıdan son derece problematik olduğunu savundu. Ford, "Kısa vadede belki fayda sağlayabilir; ancak orta ve uzun vadede ciddi sorunlar doğurabilir," dedi. PYD’nin hedeflerinin, Sünni aşırılık yanlılarına destek vermeyi artırabileceğini ifade eden Ford, Rakka’nın IŞİD'den geri alınmasının El Kaide'nin yeni bir versiyonunun ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini kaydetti. Ayrıca, Suriye iç savaşının patlak vermesi sürecinde Esad'ın bu durumdan kurtulacağına dair hiçbir umudu olmadığını da sözlerine ekledi.

Sıradışı Bir Mülakat

Robert Ford, Habertürk muhabiri Nalan Koçak ile yaptığı söyleşide Suriye’deki iç savaşın gidişatına dair önemli gözlemlerini paylaştı. O dönem, Suriye'deki gösterilerin başlangıcında oldukça karamsar bir ruh hali içinde olduklarını belirtti. "Mısır'daki olayları izliyorduk ancak ağustos ayına geldiğimizde müzakerelerin imkânsız olduğunu anladık," diyerek o dönemki düşüncelerini dile getirdi. Esad’ın geleceği ile ilgili güçlü bir tahmin yapmadığını, iç savaşın sonunda Esad'ın iktidarda kalacağına dair hiç umudu olmadığını vurguladı.

Hama Ziyareti ve Tepkiler

Ford'un 2011 Temmuz’unda Hama’ya yaptığı ziyaret, muhalefetin en güçlü olduğu günlerden birine denk gelmişti. Bu ziyarette, halkın Ford'u zeytin dallarıyla karşıladığını hatırlatan diplomat, göstericilerin gösterdiği destekten etkilendi. Fakat, sonrasında kendisine yöneltilen eleştirileri de değerlendirdi. "Arap halklarının Amerikalılar tarafından kolayca kontrol edileceğini düşünmek bir yanılgıdır," diyen Ford, olayları sadece gözlemlemenin yeterli olmadığını ifade etti. Irak savaşından alınması gereken dersin, Amerikan güçlerinin tüm süreci kontrol edemeyeceği olduğu konusunda ısrarcıydı. Hama'daki halkın tepkisi Ford için umut dolu bir anıydı; "Sadece yöneticilerin yüzlerini değil, halkın gerçek bir umut arayışında olduğunu gördüm," şeklinde belirtti.

Tehlikeli Anlar

Ford’un Hama ziyareti sonrası yaşanan olaylar, Suriye'deki durumu daha da karmaşık hale getirdi. Elçilik binasının taşlanması ve konvoyuna yönelik saldırılar, hükümetin gerilimini artırdığını gösteriyordu. Ford, "Bize saldıran grupların organize olduğuna dair net bir hissiyatımız vardı. Saldırıları yönetenlerin kimler olduğuna dair bilgimiz vardı ve bu durum endişe vericiydi," diye belirtti. Eğer Ford'un başına bir iş gelseydi, bunun Suriye hükümeti açısından büyük sonuçlar doğurabileceğini, diğer ülkelerin de elçiliklerinin kapatılabileceğini belirtti. Bu durumun, Esad'a uluslararası alanda ciddi bir kayıp verebileceğini vurguladı.

Bugünün Politikasına Dair Eleştiriler

Günümüzde, Robert Ford’un YPG'ye silah sağlama kararını eleştiren söylemleri dikkat çekiyor. "Kısa vadede belki olumlu bir etki oluşturabilir; fakat uzun vadede sonuçların felaket olabileceği endişesini taşıyorum," diyen Ford, PYD’nin hedeflerinin radikal grupların güç kazanmasına neden olabileceğine değindi. Rakka'nın IŞİD’den alınıp alınamayacağı konusunda temkinli bir yaklaşım sergileyen Ford, Türkiye ile olan ilişkilerin de olumsuz etkilendiğini belirtti. Türkiye’ye yöneltilen terör suçlamalarının ciddiyetle incelenmesi gerektiğine de dikkat çekti.

Obama Yönetiminin Stratejileri

Obama yönetimi, Sünni İslamcı gruplara yönelik temkinli davranırken, IŞİD ile mücadele etmek için bu gruplara destek verme gerekliliği hissetmişti. Özellikle Özgür Suriye Ordusu gibi laik grupların yetersiz kalması, yönetimi Ahrar-üş Şam gibi radikal gruplarla çalışmaya yönlendirdi. YPG ise seküler bir grup olarak algılanmasına rağmen, bu durum karışıklıklara yol açtı. İki taraf arasındaki çelişkiler, Suriye politikasının karmaşıklığını artırdı.

Erdoğan'ın YPG ile İlgili Açıklamaları

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YPG’ye yönelik tehditleri ciddiye almayacaklarını açıkladı. Bu durum, Türkiye ile ABD arasında bir askeri ve siyasi kriz yaşanabileceği endişelerini doğurdu. Türk askerleri sahada aktif bir rol almayı planlarsa, bu durum ABD askerleri üzerinde olumsuz bir etkide bulunabilir. Ancak Türk ordusunun, Amerikan askerlerine saldırmaktan kaçınacağı düşünülüyor. Türkiye, ABD'nin güvenlik kaygılarını ne derecede dikkate aldığını sorgulamaya başladı. Eğer mevcut sorunlar çözülemezse, Türkiye, ABD ile olan işbirliğini gözden geçirmeye başlayabilir.

Kürtlerin Kontrolü Altındaki Sınırlar

Türkiye’nin diğer bir endişesi ise Irak ve Suriye sınırındaki Kürt kontrolü, Arap dünyası ile olan bağları zayıflatma potansiyeli taşıyor. Washington’daki birçok yetkilinin Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygılarını anlamadığına dikkat çekiliyor. Ayrıca, Türkiye’deki uygulamaların uluslararası alanda Türkiye’nin imajına olumsuz etkide bulunduğu gözlemleniyor. Bu durum, Türk hükümetine duyulan sempatinin azalmasına ve bu bağlamda iki ülke arasındaki ilişkilerin bozulmasına yol açabilir.

Muhaliflere Yeterince Destek Verilmedi

Silahlı muhalefete yönelik sağlanan yetersiz destek, muhalif grupların durumunu daha da zorlaştırdı. ABD'nin muhaliflere sunması gereken silah yardımlarında ciddi eksiklikler olduğu aşikâr. Bu durum, ılımlı grupların da El Kaide ile işbirliği yapmasına neden oldu ve mücadelelerini daha da güçleştiren bir unsur haline geldi. Ayrıca Amerika'nın Suriye'de asker bulundurmayacağını belirtmesi, muhaliflerin moralini olumsuz yönde etkiliyor.

Washington'un Hatalı Suriye Politikaları

Obama yönetiminin Suriye iç savaşına müdahil olmamada ısrar etmesi, stratejik bir hata olarak değerlendiriliyor. Gerekli baskıyı sağlamadan siyasi müzakerelere yönelmek, durumu daha da karmaşık hale getirdi. IŞİD ile mücadele zorunluluğunun doğması, asker gönderme gerekliliğini ortaya çıkardı. Bu süreçte yapılan yanlışlar, ABD'nin Suriye politikalarının kararsız olduğunu gözler önüne serdi. Tüm bunlar, bölgedeki istikrarsızlığın derinleşmesine ve Suriye'deki krizin karmaşıklaşmasına yol açtı.

Esad ile Yapılan Görüşmelerin Sonuçları

Esad ile yürütülen görüşmeler, liderin durumunun ciddiyetini açığa çıkardı. İç savaşın getirdiği sorunlar çerçevesinde Esad’ın tutumunda değişiklikler gözlemlendi. Samimi bir diyalog kurulduğunda, eleştirilerin hoş karşılanmadığı ve bu bağlamda karşılıklı yalan söyleme potansiyelinin arttığı belirtildi. Esad'ın insan hakları konusundaki tutumunun Amerika’nın bakış açısıyla çeliştiği, liderlerin güç dinamikleri ve diplomasi süreçlerinin tartışmaların merkezinde yer aldığı ifade edildi.

Kişisel Hatırlatmalar ve Gelecek Beklentileri

Geçmişe yönelik yapılacak değerlendirmelerde, oluşan analitik hataların fark edilmesi oldukça önemlidir. Rusya ve İran’ın Suriye'ye bu denli askeri güç göndereceği beklenmiyordu. Ayrıca, Obama yönetimi Esad’ın meşruiyeti ile ilgili tavrını gözden geçirseydi, durumu daha iyi idare edebilirdi. Bu hatalar, gelecekte uluslararası ilişkilerin yönetiminde ders alınması gereken önemli konular arasında yer almaktadır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız