ABD’ye ait askeri planlamalara ilişkin dikkat çekici bir iddia, İsrail basını üzerinden gündeme geldi. Konuya aşina iki kaynağın aktardığına göre, üst düzey ABD’li yetkililer son günlerde İsrail ve diğer ülkelerdeki muhataplarına, İran’a ait Harg Adası’na yönelik bir kara askeri operasyonunun artık seçenekler arasında daha güçlü şekilde konuşulduğunu iletti.
İddiaya göre Washington yönetimi, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini engellemeyi bırakmasını sağlamak amacıyla yeni adımlar üzerinde duruyor. Bu çerçevede Harg Adası’nın hedef alınmasının, ABD yönetimi içinde ciddi biçimde tartışıldığı öne sürüldü.
İran’ın petrol merkezi olarak öne çıkıyor
Basra Körfezi’nde yer alan Harg Adası, İran’ın petrol ihracatında kritik bir merkez olarak gösteriliyor. Bu nedenle adaya ilişkin her askeri değerlendirme, yalnızca bölgesel güvenlik açısından değil, enerji arzı ve küresel piyasa dengeleri bakımından da büyük önem taşıyor.
Haberde yer alan bilgilere göre ABD yönetimi içinde son günlerde, İran üzerinde baskıyı artırmak amacıyla adanın işgal edilip edilmemesi gerektiğine dair tartışmalar hız kazandı. Bu durum, bölgedeki tansiyonun yeni bir aşamaya taşınabileceği yorumlarını beraberinde getirdi.
“Binlerce deniz piyadesi sevkiyatı hızlandırıldı” iddiası
İsrailli yayın organına konuşan bir ABD’li yetkili, ABD ordusunun binlerce deniz piyadesi ve donanma personelinin Orta Doğu’ya sevkiyatını hızlandırdığını söyledi. Bu açıklama, iddiaların en dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
Söz konusu konuşlandırmanın, hafif uçak gemisi gibi görev yapabilen amfibi hücum gemisi USS Boxer’ın da yer aldığı USS Boxer Amfibi Hazırlık Grubu’nu kapsadığı ifade edildi. Buna ek olarak USS Portland ve USS Comstock adlı amfibi çıkarma gemilerinin de bu yapılanmada bulunduğu aktarıldı.
Üç gemide yaklaşık 4 bin 500 piyade bulunduğu öne sürüldü
Haberde yer alan bilgilere göre bu üç gemi, yaklaşık 4 bin 500 deniz piyadesi ile ek muharip personel taşıyor. Bu askeri varlığın, olası bir kara operasyonu ihtimalini güçlendiren unsurlardan biri olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Bölgeye yönelik bu çapta bir konuşlandırmanın, yalnızca caydırıcılık amacı taşıyıp taşımadığı ya da doğrudan operasyon hazırlığı anlamına gelip gelmediği ise tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Trump’ın açıklamaları gerilimi büyüttü
Yaklaşık bir buçuk hafta önce ABD’nin Harg Adası’ndaki askeri hedefleri vurduğu öne sürülürken, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu gelişmenin ardından yaptığı açıklamalar da dikkat çekti. Trump, adadaki tüm askeri hedeflerin yok edildiğini söyledi.
Ancak o aşamada adanın petrol altyapısının tamamen hedef alınmamasına karar verildiği belirtilirken, Trump’ın “Eğer İran Hürmüz Boğazı’ndaki hareketi engellerse, yeniden değerlendireceğim” mesajı verdiği aktarıldı. Bu sözler, enerji altyapısına yönelik daha sert adımların da masada olabileceği şeklinde yorumlandı.
Elektrik santralleri tehdidi dikkat çekti
Trump’ın cumartesi günü yaptığı yeni açıklamada ise İran’a yönelik tehdit dozunu artırdığı ifade edildi. Buna göre, Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmaması halinde İran’ın elektrik santrallerinin hedef alınabileceği uyarısında bulunuldu.
Bu çıkış, ABD’nin yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmayabilecek daha geniş çaplı bir baskı stratejisi izleyebileceği yorumlarını gündeme taşıdı. Bölgedeki gelişmeler, Orta Doğu’da tansiyonun daha da yükselebileceğine işaret ediyor.
İsrail basını askeri operasyon ihtimaline dikkat çekti
İsrail basınında yer alan değerlendirmede, İran’ın ABD Başkanı’nın uyarılarına rağmen geri adım atmasının düşük ihtimal olarak görüldüğü belirtildi. Bu nedenle mevcut varsayımın, boğazlarda seyrüsefer serbestisini sağlamak amacıyla bir askeri operasyonun gerekli olabileceği yönünde olduğu ifade edildi.
Ortaya atılan bu iddialar, Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi çevresindeki gelişmelerin yalnızca bölgesel değil, küresel düzeyde etkiler doğurabilecek yeni bir sürece girebileceği değerlendirmelerini güçlendirdi.