Sözcü gazetesinin köşe yazarı Yılmaz Özdil, COVID-19 pandemisi sürecinde yönetimin işçilere önerdiği günlük 39 lira gibi cüzzi bir ücrete ücretsiz izne çıkarılma uygulamasını eleştirdi. Özdil, bu durumu hicvederek, "Ekonomide önemli bir ilerleme kaydetmeseydik, bu 39 lira 24 kuruşu rüyamızda bile göremezdik, herhalde 39 lira 23 kuruşa dahi şükrederdik." ifadelerini kullandı. Yazısında, toplumun devletin sunduğu bu tür önlemler karşısında gözlerini kapattığını belirten Özdil, dünya çapında liderler arasında Türkiye'nin liderinin kıskanıldığını da vurguladı. Yazar, geçtiğimiz Ocak ayında gerçekleşen olayları yorumlayarak başlayarak, söz konusu olan ekonomideki durumu sorguluyor.
Başka Ülkelerin Destek Paketleri
Özdil'in yazısında vurguladığı bir diğer önemli nokta, diğer ülkelerdeki destek paketlerinin boyutları ve kapsamı. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, pandeminin etkileriyle mücadele için 2.2 trilyon dolarlık bir destek paketi açıkladı. Bu paket, her bir vatandaşa 1,200 dolar nakit ödeme yapılmasını ve çocuk başına 500 dolar ek ödeme yapılmasını içeriyor. Benzer şekilde, Kanada 82 milyar dolar değerinde bir destek sağlamış, işini kaybeden her bireye ayda 2,000 dolar ödeme yapılacağını belirtmiştir. Avrupa’nın önde gelen ülkeleri de benzer uygulamalarla iş güvencesini sağlama yoluna gitmişlerdir. Almanya, 750 milyar euro değerinde bir destek paketi ile, işini kaybeden serbest meslek sahiplerine en az 9 bin euro ödeme yaparken, İngiltere ise 362 milyar sterlinlik destek paketi ile küçük işletmelere ciddi miktarda nakit desteği sunmaktadır. Fransa, geçici olarak işten çıkarılanlara ayrılan 45 milyar euro ile dikkat çekiyor. Özdil, Türkiye'nin bu bağlamda sunduğu 39 lira gibi nominal bir destek ile diğer ülkelerin sundukları ile arasında büyük bir uçurum olduğunu açıkça belirtiyor.
Türkiye'nin Durumu ve Eleştiriler
Yıllar içinde Türkiye'nin ekonomik büyüme potansiyelinin sürekli vurgulandığını hatırlatan Özdil, bu durumun pratikte ne gibi sonuçlar doğurduğunu sorguluyor. Özellikle, pandeminin ülke üzerindeki olumsuz etkilerinin göz önüne alındığında, işçilere önerilen ücretin, gerçekten de ekonominin gelişmesi ile eşdeğer olup olmadığını sorgulamak gereklidir. Yazar, bununla birlikte, Türk hükümetinin ekonomik durumu iyi gösterebilmek için açıklamalar yaptığını, fakat bunun gerçekliği yansıtmadığını ifade ediyor. Bu eleştirileri yaparken, halkın hükümetin karşılaştığı zorluklara karşı olan gözlerini kapattığını belirtmesi, Özdil’in yaklaşımının katı eleştirisine işaret ediyor. Yazısında, hükümetleri eleştiren tutumunu bir kenara bırakmadığını ve gelir destekleri konusunda olan adaletsizliklere dikkat çekme çabasını sürdürdüğünü görüyoruz.
Toplumun Tepkisi ve Gelecek Beklentileri
Özdil’in yazısından anlaşılan bir başka önemli mesele, toplumun bu tür ekonomik karşılaştırmalara karşı tepkisizliği. Yazar, Türk halkının durumunu eleştirirken, bir kısmının bu olgulara gözlerini kapatmasının, hükümete olan güvenin azalmasına yol açabileceğine dikkat çekiyor. "Bir toplum maskeyle ağzını burnunu kapatacağına, hâlâ gözünü kulağını kapatıyorsa," diyerek eleştirisini sıkı bir dille sürdürüyor. Bu bağlamda, toplumun gelecekte daha iyi bir ekonomik durum için ne yapması gerektiği hususunda bir düşünce geliştirmesi gerektiğinin altını çiziyor. Türkiye'nin ekonomik zorluklar içinde yüzdüğü bugünlerde, hükümetin sunmuş olduğu çözümler karşısında, halkın ne derece bilinçlenip bilinçlenmeyeceği, ekonominin talep ve arz dengesini nasıl etkileyeceği önemli bir soru işareti olarak öne çıkıyor.