Gazete Kritik Arşiv Haberleri Öğretim görevlisi eski eşini öldüren kocanın cezası onandı

Öğretim görevlisi eski eşini öldüren kocanın cezası onandı

Olay, 15 Aralık 2013 tarihinde Buca ilçesi Kaynaklar Mahallesi’nde meydana geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim görevlisi Serpil Erfındık, 3 yıllık evliliğin ardından boşandığı Vedat Atik tarafından 6 yerinden bıçaklanarak öldürüldü.

Öğretim görevlisi eski eşini öldüren kocanın cezası onandı

Olay, 15 Aralık 2013 tarihinde Buca ilçesinin Kaynaklar Mahallesi'nde meydana geldi. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Serpil Erfındık, 3 yıllık evliliğinin ardından boşandığı eşi Vedat Atik tarafından 6 yerinden bıçaklanarak hayatını kaybetti. Cinayetin hemen sonrasında, arkadaşının evinde yaklaşık bir hafta süreyle gizlenen Vedat Atik, sonrasında oğlu ve ailesiyle görüştükten sonra polise teslim oldu.

Cinayet Gerekçesi ve Yargılama Süreci

Vedat Atik, eski eşinin evine oğlu ile görüşmek amacıyla gittiğini, o sırada çocuğun altını kirlettiğini ve temizlemesi için annesine verirken yaşadığı tartışmayı, cinayeti işleme gerekçesi olarak öne sürdü. İzmir 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmalarda, Atik hakkında başlangıçta ömür boyu hapis cezası verildi. Mahkemedeki savunmasında, yaşananlardan dolayı pişmanlık duyduğunu belirten Atik, “Keşke böyle bir olay hiç yaşanmamış olsaydı” dedi. Mahkeme, Atik'in iyi hali ve pişmanlık ifade etmesi nedeniyle cezasında indirime giderek toplamda 25 yıl hapis cezası verdi. Ancak, sanığın önceki suçlamaları nedeniyle toplam cezası 28 yıl 5 ay 7 güne yükseldi.

AİHM Süreci ve Ailenin Tepkisi

Yargıtay, Atik’in durumu ile ilgili temyiz başvurusunu değerlendirdikten sonra, yerel mahkemenin verdiği 28 yıl 5 ay 7 günlük hapis cezası kararını onadı. Bu kararın kesinleşmesinin ardından, Erfındık’ın acılı annesi Tülay Aksakal, iç hukuk yollarının tüketildiğini ve durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacağını açıkladı. Bu durum, adalet arayışının uluslararası boyuta taşınması gerektiğini gözler önüne serdi. Aile, yaşanan trajedinin adaletle sonuçlanması için her türlü yolu deneyeceklerini duyurdu ve bu süreçte yaşadıkları acıları kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğini söyledi.

Kızı Serpil Erfındık’ın yaşamını yitirmesinin ardından Tülay Aksakal, 4 yaşındaki torunu E.B.A.'nın velayetini almak üzere hukuki süreci başlatmıştı. Ancak bu süreç, Aksakal’ın yaptığı bazı açıklamalar nedeniyle beklenildiği gibi gitmedi. Özellikle "Ben torunumu istemiyorum, bana kızımı ve katil kocasını hatırlatıyor, yurda verilsin" şeklindeki sözleri, yetkili mahkemeler tarafından dikkate alındı. Bu ifadeleri, Tülay Aksakal’ın velayet davasında aleyhine bir unsur olarak değerlendirildi ve bu nedenle mahkeme sonucunda torununun velayeti ona verilmedi.

Dava Süreci ve Mahkeme Kararları

Tülay Aksakal, torunu E.B.A.’nın velayetini alabilmek için önce yerel mahkemeye başvurdu. Ancak, mahkemedeki savunmaları ve özellikle kızı Serpil’in ölümüne ilişkin duygu durumunu yansıtan ifadeleri, mahkeme tarafından olumsuz karşılandı. Aksakal, velayet davasına tutkulu bir şekilde yaklaşsa da, mahkeme heyeti tarafından bu durum dikkate alındığında, velayet süreci aleyhine sonuçlandı. Bu durum, Aksakal’ın mahkeme sürecinde yaşadığı zorluğun yalnızca bir parçasıydı.

Anayasa Mahkemesi ve Sonuçlar

Tülay Aksakal, yerel mahkeme kararının ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak verilen karara itiraz etti. Ancak buradaki süreç de, yerel mahkemede olduğu gibi, yine istenilen yönde gelişmedi. Anayasa Mahkemesi, Aksakal’ın açıklamalarını göz önüne alarak yerel mahkemenin kararını onayladı. Bu karar, Tülay Aksakal’ın torununun velayeti konusunda bir umut ışığı taşımadı. Sonuç olarak, mahkemeler E.B.A.’nın velayetini babaannesine vermiş oldu, bu da Aksakal’ın çabalarının sonuçsuz kalmasına neden oldu.

Duygusal Yük ve Toplumsal Etki

Bu olay, yalnızca Tülay Aksakal ve torunu E.B.A. için değil, aynı zamanda toplumsal düzeyde de önemli bir mesele haline geldi. Aile içindeki karmaşa ve yasal süreçlerin zorluğu, benzer durumları yaşayan diğer bireyler için de bir ders niteliği taşıyor. Tülay Aksakal'ın yaşadığı hayal kırıklığı, pek çok insanın yaşadığı velayet davalarında ortaya çıkan duygusal yükü daha net bir şekilde gözler önüne seriyor. Toplumda bu tür durumlar üzerine yapılan tartışmalar, aile yapısı ve yasaların hayati önemi hakkında daha fazla farkındalık yaratma çabasını da beraberinde getiriyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız