İyi Parti lideri Meral Akşener, son yapılan ve daha önceki cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. HDP'nin tutuklu lideri Selahattin Demirtaş'a eşit rekabet koşulları sağlanması gerektiğini vurgulayan Akşener, "Demirtaş hala sanık durumunda, hükmü yok. Seçim sonrası beraat etse bile, kampanyada yaşanan adaletsizlik nasıl telafi edilecek?" şeklinde konuştu.
Demirtaş’ın Adaylık Süreci
Akşener, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Demirtaş'ın adaylığını resmi olarak tanıdığını hatırlatarak, hak ve adaletin herkes için geçerli olması gerektiğini ifade etti. Siyasi figürlerin ve gazetecilerin haksız yere tutuklu olmasının kabul edilemez olduğunu belirten Akşener, bu durumda bir adayın kampanya sürecinin etkilenmemesi gerektiğini savundu. HDP'nin, Demirtaş'ın tahliyesi için Ankara'daki mahkemeye başvurması, sürecin önemini daha da artırıyor. Akşener, bu durumun adalet ve eşitlik açısından ne denli elzem olduğunu dile getirdi.
Bölgedeki Seçmen Duyarlılığı
Meral Akşener, kendisinin geçmişte İçişleri Bakanlığı yapması nedeniyle Kürt seçmenlerin oy vermemesi konusunda endişelere yanıt verdi. Sadece sekiz ay bu görevde bulunduğunu belirten Akşener, bunun çok uzun bir süreç gibi algılandığını ifade etti. Geçmişte yaşanan olayların kendisiyle yakından alakalı olmadığını savunan Akşener, Güneydoğu'da yaptığı ziyaretlerde seçmenlerin sıcak yaklaşımını hissettiğini aktardı. Bu bölgedeki seçmenlerden destek alması konusunda şüphelerin asılsız olduğunu dile getirdi.
Kadın Siyasetçi Olarak Kendi Deneyimleri
Akşener, 1996 yılında İçişleri Bakanı olarak görev alarak Türkiye'nin ilk kadın İçişleri Bakanı unvanını kazanmıştı. Bu görevdeki sürecinin, ülkenin darbe atmosfere girmesiyle sona erdiğini hatırlattı. Böyle bir konumda yer almanın zorluklarını ve getirdiği sorumluluğu en iyi bilenlerden biri olduğunu vurgulayan Akşener, o dönemde yaşananları eleştirerek, kadınların siyasetteki yerlerinin ve etkinliklerinin önemine dikkat çekti.
Anadilde Eğitim Üzerine Düşünceleri
Kürtçenin anadil olarak eğitim hakkı hakkında sorulan bir soru üzerine Akşener, herkesin kendi anadiline saygı göstermesi gerektiğini savundu. Ancak buna ek olarak, devletin birden fazla resmi dili olmasını doğru bulmadığını ifade etti. Akşener, Türkiye'deki eğitim sisteminin, bireylerin demokrasi ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde sağlam bir eğitim almalarını öncelikle sağlaması gerektiğini belirtti. Bunun yanı sıra, insanların kendi dillerini öğrenmelerinin önünde bir engel olmadığını dile getirdi.