Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde;
Genelkurmay başkanlarının bile yakalanarak içeri atıldığını gördük. Bir bardak vardı bütün haksızlıklar o bardağa düştü. Enis Berberoğlu damlası o bardağı taşıran damla oldu. Olmayan bir şey için yürüdük. Adalet Yürüyüşü. Biz anayasanın bize tanıdığı hak ile tarihin en uzun yürüyüşünü yaptık. Kim adalet istiyorsa bize gelecek. Biz onun adalet talebini yerine getirmek için mücadele edeceğiz.
Enis Berberoğlu; düşünün bir mahkeme beraat veriyor bir mahkemem ömür boyu hapis istiyor. Bir alt mahkeme düşünün “AYM’yi takmayacağım” diyor. “Ben gücümü saraydan alırım” diyor. Bugün o saray yerle bir oldu. Enis Berberoğlu şimdi parlamentonun onurlu bir üyesi olarak görevinin başındadır.
Bitmedi daha bizim alacaklarımız söyleyeceklerimiz var. AYM şöyle diyor. “AYM kararlarının yasama yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlayıcılığı yönünde şöyle diyor; türlü bahaneler ve hukuk tanımaz, tutum davranışlarla hak ihlaline neden olacak şekilde anayasaya karşı gelecek kararlara hiçbir hukuk devletinde izin verilemez. Anayasaya uyulmadığı takdirde cezai idari ve hukuki sorumluluklar doğuracağı açıktır. Bu kurallara uymadılar. AYM iki defa karar almak zorunda kaldı. İlk anayasa kararını uygulamayan yargıcın o görevden alınması lazım.
HSK’ya soruyorum. Karar açık, bu kişi hala görevde mi? Hala görevdeyse siz kimin için çalışıyorsunuz, bunun cevabını vereceksiniz. Sırtını saraya dayayan sözde yargıçlar var mı var. Talimatla grev yapan bir hakim. Bu ülkede talimatla görev yapanlar elenip alınmadıkça bütün yargı töhmet altında kalıyor.
"İÇİMİZ YANIYOR"
Gara şehitlerimiz var. Uzman Çavuş Hüseyin Sarı, Polis Memuru Sedat Yabalak, Jandarma Astsubay Semih Özbek, Polis Memuru Vedat Kaya, Jandarma er Süleyman Sungur, Uzman erbaş Mevlit Kahveci, Topçu er Müslüm Altıntaş, Er Adil Kabaklı, Aydın Köse, sivil Muhammet Salih Kanca.
5,6 yıldır defalarca hatırlatılmasına karşın ne yapıldı? Ve şimdi bunların tamamı hayatını kaybetti. Şehitlerin ailelerinin evlerine kor ateşi düştü. Hepimiz yanıyoruz. İçimiz yanıyor. Öyle bir noktaya geldi ki şehitler üzerinden hesaplaşan bir Türkiye. Şehit şehittir arkadaşlar. Ayrı bir yeri vardır.
Gara şehitlerinin aileleri bana defalarca geldi. Arkadaşlarımızı görevlendirdik. Olaya iktidarın el atması gerektiğini söyledik, çaba harcayın dedik. Bu insanlar çocuklarına kavuşsun dedik. Çocukları terör örgütünün elinde olan ailelerle basın toplantıları yaptık. Soru önergeleri verildi. Her soru önergesi sıradan olayın özüne inmeyen şöyle; “terör örgütüne yönelik mücadele azimle devam etmektedir” Meclis’e böyle yanıt veriyorlar. Bunlar kurtuldu mu hayır.
Elimizden gelen her şeyi yaptık arkadaşlar. Bu kardeşlerimizin öldüğü haberi geldi. Önce şunu düşündüm nerede nasıl bu kardeşlerimiz şehit oldular. Bilgi edinmeye çalıştık. Parça parça önümüze geldi. Açıklamayı Malatya Valisi yapıyor neden? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Milli Savunma Bakanı, İçişleri Bakanı var. Açıklamayı neden Vali yapıyor? Benzer bir olay İdlib’de oldu. Orada 33 şehit verdik korkudan kimse açıklama yapmadı. Hatay Valisi’ne yaptırdılar. Çünkü kabahatlerini biliyorlar.
Erdoğan Çarşamba günü bir müjde verecekti. Ona göre bu kardeşler kurtarılacaktı. Biz de böyle bir müjde bekledik. Biz de isterdik bu kardeşlerimizin kurtarılmasını, terör örgütüne güzel bir ders verilmesini. Devleti yöneten bir kişi “Çok önemli açıklama yapacağım” diye konuşamaz. Operasyonlar gizli yapılır. Rahmetli Ecevit terör örgütünün başındaki kişi alırken eşine bile haber vermemiştir. Düğün bayramla devlet yönetilmez. Bunlar bir köyü bile yönetemez.
Ayrıntılar geliyor...
