İYİ PARTİLİ KABUKCUOĞLU:HÜKÜMET ŞİDDET KARŞISINDA ESASLI BİR TAVIR ALAMAMAKTADIR

Ekonominin 2018 yılından itibaren yaşadığı dar boğazın, pandemi ile birlikte daha da çıkmaza girdiğini söyleyen Kabukcuoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın böyle bir dönemde tahliye ettiği devlet hastaneleri için yıkma emri verip, belediyelerin yapmış olduğu hastanelere izin vermezken, hükümetin Türkiye’nin ihale alır şirketlerinden 7 tanesine 21/b ihale maddesi ile alelacele yeni hastaneler yapmasını eleştirdi.

İYİ PARTİLİ KABUKCUOĞLU:HÜKÜMET ŞİDDET KARŞISINDA ESASLI BİR TAVIR ALAMAMAKTADIR

Ekonominin 2018 yılından itibaren yaşadığı dar boğazın, pandemi ile birlikte daha da çıkmaza girdiğini söyleyen Kabukcuoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın böyle bir dönemde tahliye ettiği devlet hastaneleri için yıkma emri verip, belediyelerin yapmış olduğu hastanelere izin vermezken, hükümetin Türkiye’nin ihale alır şirketlerinden 7 tanesine 21/b ihale maddesi ile alelacele yeni hastaneler yapmasını eleştirdi.

Ülkemizde Covid-19 PCR test sayısının yeterli olmadığını, Pandeminin başlangıcında test sayıları arttırılmadığı için asemptomatik virüs yayan hastalara erken tanın konulamadığını ve bu yüzden toplumdaki hastalık yayılımının önüne geçilemediğini belirtten Kabukcuoğlu, “ Günde 30.000 civarında yeni vakanın tespit edildiği ortamda 100.000 yatak da yaratsanız yetmez… Bu akla zarar bir politikadır. Olması gereken, hastaneye verecek parayı teste vermektir, toplumsal hareketliliği sınırlandırmaktır. Dar gelirlilere yaptığınız 6 milyar Türk liralık yardımı daha da arttırmayı göze alarak günlük hayatı sınırlandırmak yoluna gidilebilirdi.” dedi.

SAĞLIKÇILARIN HAKKI ÖDENMİYOR

İYİ Partili Kabukcuoğlu şimdiye kadar en az 230 sağlık çalışanının covid-19 nedeniyle hayatını kaybettiğinin altını çizdikten sonra sözlerine şu şekilde devam etti: “ Tüp geçit taksitlerini, köprü geçişlerinin, paralı yolların taksitlerini mücbir sebebe rağmen ödeyen hükümet, iş canını verenlere gelince bir şey vermiyor. Kamu otoritesi sağlıkçıların hakkı ödenmez dedi. Hakikaten sağlık çalışanlarının hakkı ödenmiyor. Hâlbuki pandemi bir meslek hastalığıdır. Bu durum yasal olarak sonuçlandırılmalıdır. Korkusuzca bu hastalığın üzerine giderek canını feda eden sağlık personelleri de şehittir. Gel Gelelim hükümet bunu kabul etmemektedir. Hekimlerin emeklilik hakları çalışırken aldıkları maaş kadar. Yani 1.derece hekim için 4800 TL civarında. Diğer meslekleri incitmek istemem ama denk sayılabilecek meslekler arasında en alt sırada. Hekim dışı sağlık çalışanlarının 3600 ek gösterge konusu var. Buna da kimse dokunmadı. Sırtları sıvazlanıyor alana sürülüyor.”

SAĞLIKTA ŞİDDET BİR APSEDİR: HÜKÜMET ŞİDDET KARŞISINDA ESASLI BİR TAVIR ALAMAMAKTADIR.

Sağlıkta şiddetin bitmeyen bir öykü olduğunu, Bu durum hastanelerde hizmet veren hekim, hemşire ve diğer sağlık personelinin yanı sıra hasta ve hasta yakınları için de ciddi bir sorun oluşturduğunu, şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının motivasyonu bozulduğunu, hasta fobisi geliştiğine değinen Kabukcuoğlu, “Hükümetin 2002’den sonra yarattığı popülizmin sonucunda vatandaşın önünde sağlıkta şiddet kapısı sonuna kadar açılmıştır. Ben o yıllarda başhekimdim. Hastaların, Sağlık Bakanlığı söylemlerinden anladığı; git muayene ol; hemşire, doktor, kimi bulursan iki tokat at, gel idi. Burada yaratılan ucubenin hakkından bakanlık da gelemez olmuştur. Konu ile ilgili sağlık mevzuatında defalarca düzenlemeye gidilmiştir. Hastalar hastaneye büyük beklentiyle geliyorlar. Otoritenin söylemi çok defa şöyledir; biz size şehir hastaneleri yaptık, aylarca beklenen sıralar kalmadı, vatandaşımız her şeye layık, hastayı üzmeyin, hasta her zaman haklıdır anlayışı… Türk sağlık çalışanları OECD ülkelerinde verilen hizmete yakın bir hizmeti onların yarısı kadar personelle vermektedir. Tabir yerindeyse iğneli fıçı içinde görevlerini yerine getiriyorlar. Şiddet nedeniyle sağlık personelinin yaşadığı post-tramvatik stres, motivasyon kaybı da görevlerinde eksiklik nedeni olmaktadır. Ülkemizde sağlık planlaması ekonomi ve kişi sağlığı yerine popülizme kaymaktadır. Sağlıkta şiddet başka ülkelerde de var. Ancak cezası da var. Hükümet şiddet karşısında esaslı bir tavır alamamaktadır. Örneğin 15 Nisan 2020 tarihinde torba yasaya bir madde değişimi getirildi. Ceza %50 arttırılacak dendi. Hapis cezası ertelenemez dendi ise de Sayın AK Partili ve MHP grup başkan vekillerinin direnmeleri yüzünden kararın açıklanması geri bırakılacaktır denildi. Güya ceza veriliyor, kişi cezasını çekecek ancak yasa maddesinde bırakılan boşluk yüzünden yapacağını yapacak ama cezasını çekmeyecek.”

İLAÇ VE AŞIDA GEREKEN YAPILMADI

Gelecek zamanda, 10-15 yıl ara ile, salgın hastalıklar beklendiğine, bu konuda aşı endüstrisinin önemli olduğuna ve hükümetlerin acilen tedbirler almasının elzem olduğunu belirten İYİ Partili Kabukcuoğlu, “ Türklerde aşının çok eski bir tarihi vardır. 1700’lerde çiçek hastalığına karşı aşılamalar başlamıştır. 1840’ta Osmanlı İmparatorluğu çiçek aşısı yapmaya başlamıştır. Öyle ki 1920-21’de Osmanlı İmparatorluğu işgal altındayken Fransa’ya, İngiltere’ye, ABD’ye 220 bin doz çiçek aşısı verilmiştir. 1940’da Çine kolera aşısı satılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda pek çok ülkeye tifüs aşısı ihracı karşılanmıştır. 1927 yılında Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü açılmıştır. Türk sağlığına büyük hizmetleri dokunan bu enstitü 2 Kasım 2011’de resmen kapatılmıştır. İlaç hammaddeleri ilaç sanayi, en yüksek katma değer sağlayan sektörler arasında yer almaktadır Katma Değeri Yüksek üretimleri ıskaladığımız pek çok sektörde olduğu gibi ilaç ve aşıda da gereken yapılamadı. Bu az gelişmiş ülkelerin kaderidir. İlaç tüketimi ülkemizde hızla artmaktadır. 2010 yılında 1.62 milyar kutu olan ilaç tüketimi 2019 yılında 2.37 milyar kutuya ulaştı. 2019 yılında yerli üretilen ilaç 2.07 milyar kutu iken ithal edilen ilaç 0.29 milyar kutu olmakla beraber, değer olarak ithal %48, yerli imal %52’e tekabül etmiştir. Günümüz konusu olması nedeniyle aşı, insan ve hayvan kanı, serum, toksin toplam ithalattaki payı yüksek kalemler olup %17 paya sahiptir. Bu konuda acilen tedbirler alınmalıdır.” dedi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız