Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın yargılaması bugün Sincan'da gerçekleştirildi. Nuriye Gülmen, duruşmaya katılmazken, Semih Özakça tekerlekli sandalye ile salona getirildi. Özakça’nın güvenliğini sağlamak amacıyla jandarma ekipleri etrafında geniş bir güvenlik çemberi oluşturdu. KHK ile işlerinden ihraç edilen iki eğitimin duruşmasında, mahkeme başkanı, Gülmen'in davaya getirilmesinin sağlık açısından riskli olduğunu belirten bir yazının Ankara Numune Hastanesi'nden geldiğini açıkladı.
Duruşmanın İlk Gelişmeleri
Semih Özakça, saat 11:00’de tekerlekli sandalyesiyle mahkeme salonuna girdi. Burada kendisine yapılan tezahüratlarla desteklendi. Salondaki izleyicilerin ve avukatların alkışları arasında Özakça, zayıf bir şekilde ayağa kalkarak sağ yumruğunu havaya kaldırdı. Onun zayıflığı, duruşmaya katılanların dikkatini çekti. Bu sırada jandarma, sanık Acun Karadağ’ın Semih Özakça’yı görmesine müsaade etmeyince, Karadağ tepki gösterdi ve adaletin olmamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Duruşma, Özakça’nın kimlik bilgisinin doğrulanması ve suçlamanın okunmasıyla sürdü. Mahkeme başkanının, üç avukatla sınırlama getirip, Özakça’dan bunları seçmesini istemesi üzerine, Özakça bu durumu “dayatma” olarak nitelendirerek kabul etmeyeceğini açıkladı. Bunun yanında, avukatı Murat Yılmaz da bu sınırlamaya itirazda bulundu.
Mahkeme Sürecinde Tartışmalar
Mahkeme, sanıkların üzerlerine atılan suçlamaların örgüt faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesine yönelik talep ve itirazları reddetti. Oy birliğiyle alınan kararda, 149/3 maddesine atıfta bulunuldu, ancak avukatlarla mahkeme başkanı arasında tartışmalar yaşandı. Bu polemiğin ardından, Semih Özakça savunmasını yapmaya başladı, burada savunma haklarının ihlal edildiğini vurgulayarak, daha önce tutuklanan avukatlarını hatırlattı. Ayrıca, 14 Eylül'de keyfi bir şekilde duruşmaya getirilmediklerini belirterek, yaşadıkları tecridin haksız olduğunu ifade etti. Kendilerine yöneltilen suçlamaların adaletin nasıl katledildiğini gözler önüne serdiğini savundu. Özakça, duruşma sırasında anlık olarak sağlıklı bir şekilde savunma yapmayı başarmaya çalıştı, ancak zayıf durumu nedeniyle zorlandığını hissettirdi.
Özakça’nın Güçlü İfadeleri
Özakça, duruşmada, açlık grevi nedeniyle yaşadığı zorlukları ve kendisine yapılan hukuksuzlukları anlattı. "İşime geri dönmek için açlık grevine başladım," diyen Özakça, yaşadığı bu sürecin adalet arayışında bir direniş olduğunu vurguladı. Eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan ve iktidarın muhalefeti susturmak için uyguladığı baskılardan bahsetti. Özellikle eğitim alanındaki özelleştirmelere ve kamu emekçilerinin haksız yere işten atılmalarına dikkat çekti. Özakça, "Bizi açlığa mahkum etmek isteyen iktidar, buradan bir şey beklememelidir," dedi. Ayrıca, sosyal adaletin ancak mücadelesiz sağlanamayacağını belirtti ve izleyicilere hitaben, bu zulme karşı direnişe devam edeceklerini ifade etti.
Nuriye Gülmen’in Durumu ve İhtiyaçlar
Semih Özakça, Nuriye Gülmen'in hastaneye götürülmesine de değindi ve onun durumu hakkında endişelerini aktardı. "Zorla müdahale tehdidi altında yaşadık," ifadesiyle, hukuksuz uygulamaları eleştirdi. Gülmen’in, savunmasını yapmaması için hastaneye gönderildiğini savunarak, bu durumun hukuksuzluğu daha da derinleştirdiğini dile getirdi. Ayrıca, dönemin siyasi iktidarına hitaben, "Hakkımızı iade edin, yoksa bu direniş devam edecektir," şeklinde kendisine ve arkadaşlarına yapılan muameleye karşı ciddi bir alarm durumu oluşturduğunu ifade etti. Herkesin bir gün bu adaletsizliğin son bulmasını umduğunu belirtti.
Baskılar ve Yukarıdan Gelen Emirler
Duruşmanın ilerleyen saatlerinde, Özakça yine müdahalelere maruz kalarak temkinli bir şekilde ifadelerini sürdürdü. Mahkeme başkanının kuralları katı şekilde uygulamaktan geri durmadığını ifade eden Özakça, "Zamanı ve yargı sürecini daha da kısıtlama çabası içerisindeler," dedi. Bu gidişatın arka planında siyasi baskılar olduğuna dair görüşlerini sundu. Özakça, mahkemenin adalet dağıtma konusunda ilerlemesini engelleyen unsurlar olarak gördüğü yetkililere karşı sert bir dille eleştirilerde bulundu. Temel sorunların üst düzeydeki iradelerle bağlantılı olduğunu belirtti. Devletin geçmişteki uygulamalarına benzer bir şekilde, tutumlarının yalnızca iktidar yer değiştirmesiyle değil, daha büyük bir sistematiğin parçası olduğunu vurguladı.
Diyarbakır KESK’in Açıklaması
Diyarbakır KESK Şubeler Platformu, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya yönelik durumlarına dikkat çekmek için Eğitim Sen şubesinde basın toplantısı düzenledi. Burada, kamu emekçilerinin KHK ile işten çıkarılması ve tutuklanan pek çok kişinin durumunun vurgulandığı bir açıklama yapıldı. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın 200 günün üzerinde açlık grevinde olduğu hatırlatıldı. Açıklamada, "Gülmen ve Özakça’nın tutukluluk halleri derhal sonlandırılmalıdır. Hükümetin hukuksuzluklarına bir son vermesi gereken içten bir çağrıda bulunuyoruz," denildi. Bu tür hak ihlallerinin, yargının bağımsızlığını zedelediği gibi, devletin halkla olan ilişkisini de ciddi şekilde etkilediği vurgulandı.
