Habertürk köşe yazarı Fatih Altaylı, sel felaketi sonucunda yıkılan binanın müteahhidinin tutuklanmasını köşesinde eleştirdi. Altaylı'nın yazısında, bu tür olayların kamuoyu tarafından nasıl yönetildiğine ve sorumluların belirlenmesine dair dikkat çekici yorumlar yer aldı.
Gölcük Depremi’nin Yıldönümü ve Unutulmayan Acılar
Dün, Gölcük Depremi'nin yıl dönümüydü. Üzerinden tam 22 yıl geçen bu olay, Türkiye sanayisini büyük bir darbeye maruz bırakmıştı. Resmi raporlara göre, bu felakette 28 bin kişi hayatını kaybetmişken, bazı tahminler ölü sayısının 40 bini aşmış olabileceğini öne sürüyor. Bu süreçte yaşanan kayıplar, toplumsal hafızamızda halen tazeliğini koruyor. Depremin ardından yaşanan tartışmalar ve reaksiyonlar da hala akıllarda. Özellikle "7,4 yetmedi mi?" gibi provokatif söylemler, bir kısım halk tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Altaylı, bu tür düşüncelerin kendisini hedef almasına ve adının "Türbanlı bacılarımıza söven adam" olarak anılmasına neden olduğunu ifade etti. Ancak yazısında belirtti ki, gösterdiği tepki kıyafet seçimi değil, zihniyet üzerinedir ve bu önemli bir ayrım olarak ön plana çıkmaktadır.
Sel Felaketi ve Sorumluluk İlişkisi
Altaylı, Gölcük Depremi'nin yaralarını sarmada başarılı olamayan Ecevit Hükümeti'ne yönelik eleştirilerin son derece büyük olduğunu belirtiyor. Ancak günümüzde yaşanan sel felaketi ile ilgili olarak aynı türden bir eleştirinin eksik kaldığını dile getiriyor. Yıllar içinde Türkiye'de yaşanan yapılaşma sorunlarına ve bu sorunların getirdiği imar affı uygulamalarına vurgu yapıyor. Altaylı, geçmişte depremin bedelini sadece belirli kişilere yükleyerek yapılan eleştiri ve hesaplaşmanın adil bir sonuç doğurmadığını ileri sürüyor. Sel felaketi sonrası yine bir "günah keçisi" bulunarak, sorumluluğun yalnızca bir müteahhidin üzerine yıkılmasının sorunların kökenine dair hiçbir çözüm sunmadığını belirtiyor.
Adalet ve Siyasi Sorumluluk Üzerine Düşünceler
Bireysel sorumluluklar ve siyasi hesaplaşmalar arasındaki dengesizlik üzerine eleştirilerde bulunan Altaylı, bu durumun toplum nezdinde adalet duygusunun zedelenmesine yol açtığını ifade ediyor. Sel felaketindeki binaların imara açılmasına izin veren otoritelere dair hiçbir işlem yapılmadan, sadece bir müteahhitin tutuklanmasının adalet anlayışıyla bağdaşmadığını ifade ediyor. Özellikle inşaat alanlarının denetimi ve imara açılması konularında sorumluluğu bulunan yetkililerin herhangi bir yerden hesap vermediğinden bahsediyor. Bunun yanı sıra, bu tür davranışların siyasi hesaplar doğrultusunda yürütüldüğünün de altını çizen Altaylı, önümüzdeki seçim dönemi hazırlıklarının bu sorunların tekrar üstünü kapatacağını kaydediyor. Toplumda belirli bir kesimin olumlu yönde puan alacak bir sebep bulmak için ihtiyaç duyduğu günah keçisi olgusunun devam edeceğini belirtiyor.