CHP'li Erdoğan Toprak '' Erdoğan’ın açıkladığı ‘İnsan Hakları Eylem Planı’, iki yıl önce açıklanan ‘Yargı Reformu Strateji Belgesi’ gibi aynı anlayışla hazırlanmış göstermelik bir belgeden ibarettir.'' ifadelerini kullandı.
Toprak'ın ‘İnsan Hakları Eylem Planı’ değerlendirmesi:
TBMM’ye müteahhitler için 12 maddelik torba yasa gönderen, daha önce yüzlerce maddelik torba yasaları bir haftada meclisten geçiren iktidar; Eylem Planı’nda samimi ve iyi niyetli olsaydı, ülkemizde demokratik bir dönemin başlatılmasına olanak sağlardı!
Geçtiğimiz yıl Kasım ayından bu yana sürekli şekilde yeni bir dönem başlatacaklarını, ekonomik-demokratik reformları yürürlüğe koyacaklarını yineleyen CB Erdoğan 2 Mart’ta İnsan Hakları Eylem Planı açıkladı. Planın önümüzdeki iki yılda hayata geçirileceği kaydedildi. Neden gelecek 2 yıl? İnsan haklarını iyileştirme, temel hak ve özgürlükleri genişletme, yargı sistemini insan haklarına uygun şekilde dizayn etme niyetleri olsaydı, daha önce pek çok örneğine tanık olduğumuz şekilde yüzlerce maddelik torba yasaları meclisten, komisyonlardan bir haftada, 15 günde geçiren iktidar bu eylem planı hedeflerini de kapsamlı bir torba yasayla meclise getirir, muhalefetin de destek ve önerileriyle kısa sürede hayata geçirerek demokratik bir ortamın başlatılmasını sağlayabilirdi. Bu tamamıyla ABD-AB’ye karşı atılmış bir şirin görünme ve makyaj adımıdır. Açıklanan planda dile getirilen adımların çoğu gerek Türkiye’nin 1949’da imzaladığı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) sıralanan temel insan hakları, adalet, hukuk, hak ve özgürlükler, yargı bağımsızlığı, yasalar önünde eşitlik vb. ilkeleri. Bunun da ötesinde pek çok kez değiştirilmesine karşılık halen yürürlükteki anayasada da bu eylem planı vaatlerinin büyük bölümü anayasa güvencesi altına alınmış durumda.
Aynı şekilde yürürlükteki yasalar da öyle. Örneğin, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının yürütme, yasama, idare ve mahkemeler açısından ‘kesin ve bağlayıcı’ olduğu, uygulanacağı bir anayasa hükmü. Basının hür ve sansür edilemez olduğu, kimsenin düşüncelerini açıklamaktan alıkonamayacağı, şiddet içermemek kaydıyla önceden izin almaksızın herkesin toplantı, protesto eylemi ve gösteri yürüyüşü yapabileceği, yargıya ve mahkemelere kimsenin talimat veremeyeceği vb. hükümler anayasada yasalarda yer alıyor ve anayasa teminatı altında. Hakkındaki yargı kararı kesinleşene kadar herkesin masum olduğu, kesinleşmiş yargı olmaksızın kimse hakkında suç isnat edilemeyeceği, bağımsız yargıya bu yönde telkin, baskı ve talimatta bulunamayacağı da anayasa ve yasa hükmü olarak yürürlükte. CB Erdoğan, dokunulmazlıkları devam eden milletvekilleri için, meclisin ve mahkemelerin kararını beklemeksizin, meclisi ve yargıyı yok sayarak hüküm veriyor; ‘Eller iner-kalkar, dokunulmazlıklar kalkar!’ diyor. İktidarın kadınlara yönelik suçlar, kadın hakları ile ilgili vaatlerini de ciddiye almak güç.
Çünkü kadına yönelik şiddetle ilgili adım atılacağı vaat edilmesine karşılık, eylem planında İstanbul Sözleşmesi’nin adı bile geçmiyor. Bu çerçevede, bu hafta açıklanacak ekonomik reform paketi de aynı yaklaşımın yansıması olarak görülebilir. Açıklanan eylem planıyla asıl amaç, yargıyla ilgili yeni adımlar atılacağı algısı yaratılarak, yatırımcı ilgisini ve olabilirse biraz dış kaynak çekmek olarak görünüyor. CB Erdoğan, AB ile Vize Serbestisi anlaşmasında öngörülen ve henüz yerine getirilmeyen kriterlerin hayata geçirileceğini vaat etti.
Bu kriterler arasında terörle mücadele yasasının AB normlarına uydurulması, düşünce ve ifadenin terör suçu sayılmaması, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele için yasal düzenleme yapılması, kamu harcamaları ve ihale mevzuatının şeffaflığı vb. yer alıyor. AB ile 2016’da imzalanan vize serbestisi mutabakatında yer alan bu kriterler için beş yıldır adım atmayan, aksine 15 Temmuz darbe teşebbüsünü gerekçe göstererek, terör suçlarının kapsamını genişleten, önüne geleni terör suçlusu, terörist, terörle iltisaklı-irtibatlı ilan eden, kamu harcamalarının, ihalelerin büyük bölümünü Sayıştay ve meclis denetimden muaf hale getiren iktidarın, şimdi eylem planıyla hem bu kriterleri hem de 393 faaliyeti birden uygulamaya sokma vaadi, hiç inandırıcı ve samimi görünmüyor.
