banner342

Başkan Akpolat 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde basın emekçileriyle bir araya geldi

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde  dijital bir platformda gazetecilerle buluştu.

Başkan Akpolat 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde basın emekçileriyle bir araya geldi

 Medyanın ve gazetecilerin mesleki sorunlarının ele alındığı görüşme Başkan Rıza Akpolat’ın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlandı. Gazeteciler, desteklerinden ötürü Başkan Akpolat’a teşekkür etti. 

Bu sene 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü pandeminin ve sokağa çıkma kısıtlamasının gölgesinde geçti. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat bu anlamlı günde basın emekçilerini unutmayarak online ortamda özel bir buluşmaya imza attı.  Gazeteci Duygu Demirdağ’ın moderatörlük yaptığı buluşmaya Ali Haydar Fırat, Ayşen Şahin, Barış İnce, Canan Coşkun, Deniz Zeyrek, Doğan Ergün, Elif Ilgaz, Erdi Tütmez,  Fikret Bila, Gamze Elvan, Gökçe Çiçek Kösedağ, Hülya Kılınç, İbrahim Kahveci, İpek Özbey, İpek Yezdani, Melis Alphan, Murat Ağırel, Önder Abay, Ümit Alan, Rıfat Doğan ve Serkan Ocak katıldı. Alanında uzman, değerli gazetecilerin katıldığı buluşma Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlandı.  Yaklaşık 2.5 saat süren yayını çok sayıda kişi ilgiyle takip etti.  


Gazeteciliğin en büyük sorunu işsizlik, baskı ve sansür 

Gazetecilerin mesleki sorunlarının konuşulduğu, daha özgür bir basın için nelerin yapılması gerektiği anlatılan gazeteciler şunları belirtti. 

Duygu Demirdağ: Bu yayında herşeye rağmen aslına bakarsanız onurla inatla gazetecilik ilkelerini sahip çıkarak kendisi gibi olarak mesleğini yapmaya devam eden bizi izleyen meslektaşlarımıza ithaf ediyoruz. 

Fikret Bila:  Biz 12 Eylül dönemini de yaşadık ama bu kadar baskının ağır olduğu ve sansürün koyu bir şekilde uygulandığı bir dönem yaşamadık.

Ayşen Şahin:  5 yıldır 10 yıldır 20 yıldır benzer şeyleri yaşadığımızı düşünüyoruz ama ne kadar şiddetlendiğini geriye dönüp baktığımızda görüyoruz.

Ali haydar Fırat:  
Okulda gazetecilik dersleri alırken, hocalarımız bize hep şunu söylerdi. Doğru soruyu sormak ve doğrunun peşinde koşmak en önemli ilkedir. Bugün doğru soru sormanın çok ağır maliyetinin olduğu bir dönemdeyiz.  Bize okulda okutulan ile pratikte yaşadığımız arasında çok derin bir uçurum var. 

Barış ince:  Medya sahiplerinin giderek iş adamlarının eline geçmesiyle birlikte bu sefer farklı işlerle gazetecilik birleşmeye başladı.  Bu hükümetlerle olan ilişkileri değiştirdi. Gazetecilerin doğru haberleri iletmesinde ciddi bir engel oluştu.

Canan Çoşkun: Yargıya güven diye bir kalıp var ya ben daha da kötü bir durumda olduğumuzu düşünüyorum.  Yargıya bir güven kalmadığı gibi yargıya olan bir itibarda yok artık. 

Deniz Zeyrek:  Bosna’da Irak’ta ve Afganistan’ta çalıştım. Demokrasinin uğramadığı savaş ortamlarında çalıştım. Oralarda bile bugünkü şeyi hissetmedim bugünkü kadar daralmadım. 

Doğan Ergün:  Ben Yeditepe Üniversitesinde ders veriyorum. Öğrenci arkadaşlarım artık bu mesleği yapmak istemiyorlar. 

Elif Ilgaz:  Basın özgürlüğü adına çeşitli kampanyalar düzenliyoruz.  Fakat bunlara katılımın az olduğu çok üzülerek görüyorum. Bizler bir arada olmazsak her türlü sorunla tek başımıza kalırız.

Erdi Tütmez:  Gazeteciler için bir bayram olması için daha çok yolumuzun olduğu gün olarak görmek lazım. Bugün yaşadığımız sorunlar birçok medya organının yaşadığı sorunlar. Davalar, soruşturmalar bir sürü şeyle karşılaşıyoruz. 

Gökçe Çiçek Kösedağı:  Teknoloji ve yeni medya olanaklarının gelişmesi  ana akımın artık geleneksel şeklide yapılmıyor olması bizi Medyascope  gibi  yerlere yönlendirdi. 

Gamze Elvan: Yaşanan hak ihlallerini haber yaparken ben çok zorlanıyorum. Ama bir şekilde sesimizi duyurmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. 

İbrahim Kahveci: Bizim günde 8 saat değil günde 25 saat çalışmamız lazım bu ülke bunu gerektiriyor. Bu mesleği yapmak için artık hayatı belli bir noktadan sonra gözden çıkarmış olmamız gerekiyor.  Bizim çalışmamız lazım. 

İpek Yezdani: Oturup tek taraflı bir haber yapmıyorsanız bu sistemin dışına itilmeye mahkûmsunuz. Öyle bir dönem yaşıyor şu anda Türk basını. Üçüncü dünya ülkelerinde rastlanabilecek türde insana değer vermeyen gazeteciyi ucuz iş gücü olarak gören, gazeteciyi emri altında çalışan ucuz işçi muamelesi yapan bir patronaj yapısıyla karşı karşıyayız.

İpek Özbey:  Bir yıl önce sendikalı olduğumuz içini 45 arkadaşımızla birlikte kapıya konulduk. Tazminatlarımıza da onlar el koydular. 

Melis Alphan: Kadın olduğunuzda kolay lokma olarak görülüyorsunuz. Kadın gazeteci olduğunuzda herhangi bir erkek gazeteciye karşı cephede bile olsa edilmeyecek sözler size edilebiliyor. 

Murat Ağırel: Türkiye Cumhuriyeti 
Anayasası’nın 28. Maddesi’nde basın hürdür ve sansür edilemez der. Anayasanın 29. Maddesi ise süreli ve süresiz yayın hakkını teminat altına alır. 30. maddesi basın araçlarının korunmasını öngörmektedir. Basın özgürlüğü ülkemizde bunca anayasayla korunmasına rağmen her gün daha çok geriye gidiyor ve onlarca gazeteci yargılanarak cezaevine gidiyor. Özellikle böyle karanlık bir dönemde tünelin ucundaki ışığı gören ve değişik düşüncelere sahip gazeteciler olarak toplumu aydınlatmaya ve toplumun haber alma hakkını savunmaya ve o umudu tek bir mesele altında toplayıp yürümemiz gerektiğine inanıyorum.

Önder Abay:   Gazetecilik Cumhuriyet tarihinin en zor ve en uzun tutulan sınavında şu anda.  Birçoğumuz işimizden edildik.  İşinden olmayanlar başka bir şekilde cezalandırılıyor. 

Serkan Ocak:  Ne olursa olsun bu mesleği yapmaktan kıvanç duyuyorum. Sokakta haberin peşinde koşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.  Meslekte örnek aldığım birçok insan şu an bırakmış durumdalar.  Bu meslek kutsal bir meslek bu günlerinde geçeceğine inanıyorum.

Ümit Alan: Medyaya medya dışı sermayenin girdiği anda bu meslek zaten sona doğru yaklaşmaya başladı. İyi patron kötü patron diye bir şey yok.  Eğer medya patronun medya dışı bir işi varsa bu iş tıkanır buraya gelir. 

Başkan Akpolat: Gerçek demokrasinin en önemli şartlarından biri basın özgürlüğüdür

Ev sahibi Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat gazetecilerin özgür haber yapabilmesi için ellerinden ne geliyorsa yapacaklarını belirterek çalışan veya çalışmayan gazetecilerin 10 Ocak Çalışan gazeteciler gününü kutlayarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: 

‘’Çok zor ve tarihi bir dönemden geçiyoruz. Çok tarihi bir iş yapıyoruz. Siz bütün engellemelere rağmen halka doğru haberi ulaştırmaya çalışıyorsunuz. Biz de bütün engellemelere rağmen halka hizmet götürmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla aramızdaki dayanışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de basın özgürlüğünün çok derinden yara aldığı işini yapmaya çalışan gazetecilerin sürekli hedef tahtasına oturtulduğu bir dönemde aslında yaptığımız bu kutlama buruk bir kutlama gazeteciler hala keyfi olarak gözaltına alınmaya ve gazetecilik faaliyeti nedeniyle uzun süre cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. Gazetecilik ve gazeteciler faaliyeti terörle ilişkilendirilmeye çalışılıp gazetecilere de terörist muamelesi yapılıyor. Haberleri örgüt propagandası olarak nitelendiriliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki gerçek bir demokrasinin en önemli şartlarından biri basın özgürlüğüdür. 
Basının özgür olmadığı hiçbir yerde kimse özgür değildir. Bunu konuşmak söz konusu bile olamaz. Haber alma hakkının ihlal edildiği sansürün artığı bir yerde toplumun gerçeklerden haberdar olması da beklenemez.’’

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER