18 Haziran 2018, Pazartesi

HABERİN KALBİ / Halktan Yana - Gerçek Haber

Türkiye'de İdam'ın Hukuken İmkansızlığı Üzerine

Türkiye'de 34 yıldır fiilen uygulanmayan ve 16 yıldır da hukuken bulunmayan idam cezası, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra meydanlarda atılan "İdam isteriz" sloganlarıyla ve son olarak "cinsel istismar ve tecavüz" tepkisiyle yeniden gündeme geldi.

 

Türkiye’de İstiklal Mahkemeleri kararlarıyla idam edilenler dışında 1920 ile 1984 yılları arasında 15’i kadın toplam 712 kişi idam edildi.

 

İdam cezası uygulaması yakın siyasi tarihte daha çok askeri darbe dönemlerinde arttı.

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Başbakan Adnan Menderes ile bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan idam edildi. 

12 Mart 1971 muhtırasından sonra bu kez Mecliste "3-3" bağırışları arasında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamına onay verildi. 

12 Eylül 1980 darbesinden sonra da " ölüm cezasının yerine getirilmesinde kamu yararı görüldüğünden(?) " 50 kişi darağaçlarında yaşamını yitirdi.

 

Türkiye’de en son idam edilen kişiler ise 1984’te yılında İlyas Has ve Hıdır Aslan. ( İlyas Has'ın ölüm cezasının yerine getirilmesine ilişkin tasarının mecliste görüşme tutanakları bir sayfayı bile bulmuyor. )

 

Bu idamlardan sonra Meclis hiçbir idam dosyasını görüşmedi.

 

 

     *     *     *

 

 

Dünya'da idam cezası ;

 

İdam cezası şu anda dünya genelinde 58 ülkenin yasalarında yer alıyor. 

102 ülke ölüm cezasını yasalarından tamamen çıkarmış durumda. 

Altı ülkede savaş suçları ya da askeri yasaların ihlal edilmesi gibi istisnai durumlar dışında ölüm cezası öngörülmüyor. 

32 ülke de yasalarından idam cezasını kaldırmamış olmakla birlikte pratikte uygulamıyor. 

Dolayısıyla dünya genelinde toplam 140 ülkede idam cezası uygulanmıyor. 

 

Avrupa’da idam cezası uygulayan tek ülke Belarus.

 

ABD’de 50 eyaletten 31’in de idam cezaları halen uygulanıyor. Ülkede 2007 yılından beri 7 eyalet idam cezasını yasalarından çıkardı. 2 eyalet ise yasalarında bulunmasına rağmen idam cezasını uygulamıyor. ABD Death Penalty İnformation Center verilerine göre 2016 yılında 15 idam, 2017’de 14 idam cezası uygulandı. 2018’de 8, 2019’da ise 7 idamın infazı için karar alındı. Suçlanan kişilerin hangi tarihte idam edilecekleri mahkeme tarafından belirlenmiş durumda.

 

En çok idam cezasının verildiği ülkelerden biri olarak bilinen Çin, idam kararları ile ilgili bilgileri kamuoyu ile paylaşmıyor. Ancak Uluslararası Af Örgütü’nün tahminlerine göre Çin'de 2015 yılında binin üzerinde kişi idam edildi.

Af Örgütü’nün elindeki resmi bilgilere göre 2015 yılında dünya genelinde idam edilen kişilerin toplam sayısı bin 934. Bu idamların 977’si İran’da, 320’si Pakistan’da, 158’i de Suudi Arabistan’da gerçekleşti.

 

Venezuela 1863 yılında idam cezasını kaldırarak en eski tarihte idam cezasını kaldıran ülke iken, en son idam cezasını kaldıran ülke ise Fiji' dir. (2015)

 

 

     *     *     *

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan 20 Şubat 2018 Salı günü AK Parti grup toplantısı çıkışında gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin sorusu üzerine "İdamla ilgili konu özellikle terör suçlarıyla ilgili de bizim açımızdan büyük önem arz ediyor. Bu konu üzerinde çalışıp gerek terör, gerek buna benzer konular, bunlar bir anayasal düzenleme ile gündeme gelebilir" dedi.

 

2013 yılında İlker Başbuğ için Savcılığın verdiği mütalaada "Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu ve Devlet yöneticilerini baskı altına almak, devlet otoritesini zaafa uğratmak ve bu hususta gerektiğinde kamu düzenini bozup ülkede kaos ve düzensizlik ortamı oluşturmak ve halkı devlet yöneticilerine karşı kışkırtmak ve anarşi ortamı oluşturarak ‘Ergenekon Terör Örgütünün nihai hedefi olan cebir ve şiddet yöntemleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçunu işlediği anlaşılmaktadır." denildi.

 

Bu suçlama, Genelkurmay Başkanlığı Karargahında görev yapmış olan orgeneral rütbesinden albay rütbesine kadar 14 komutan için de ileri sürülmüştü ve bu kişiler hakkında da Türk Ceza Kanunun 312/1 maddesine göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenilmişti. 

 

Ergenekon ve Balyoz davalarının birer kumpas olduğu anlaşıldı, iddianameler çöktü.

 

İlker Başbuğ hakkında Türk Ceza Kanununda yer alan en ağır ceza "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası" istenirken 7 Mart 2014'te mahkeme tarafından tahliyesine karar verildi, akşam saatlerinde Silivri Cezaevi'nden çıktı.

 

Peki o gün Türkiye'de idam cezası olsaydı ?

 

Türkiye’de idam cezası kaldırılmamış olsa idi, Cumhuriyetin savcıları, hiç tereddüt etmeden, yukarıdaki ciddi suçlamaları(!) göz önünde bulundurarak; İlker Başbuğ ve 14 Türk Silahlı Kuvvetleri komutanı için idam cezası isteyecekti.

 

İşte tam olarak böyle bir hukuk düzeninde idam cezası istemek cinayettir.

 

 

        *     *     *

 

 

22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri öncesi.

 

Abdullah Öcalan'a idam cezası siyasetin gündemine oturdu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Erzurum mitinginde halkın üzerine ip attı, idam tartışmalarını yeniden alevlendirdi. 

 

Erdoğan, birgün sonra Mersin Metropol Meydanı'nda düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi, Bahçeli’nin sözlerine “Erzurum’da, gayet de aktörlük yönü var, elinde iple dolaşıyor. Bana ip gönderiyor, ‘al da idam et’ diyor. Bu kadar mahirdin de sana teslim ettikleri zaman yasalar, kanun, yargı ne ise yargı kararını verdiği zaman iktidardaydın ip yoksa millet sana ip gönderirdi. Bu işi halletseydin ya niye etmedin. Şu anda bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Artık idamların, ağırlaştırılmış müebbet hapse dönüştürüldüğü bir dönemi yaşıyoruz. Böyle bir dönemde ip atmak, kanunlara ne kadar uzak olduğunun da bir gereğidir. Bunlardan da haberi yok. Ne gelişiyor, ne bitiyor haberi yok." sözleriyle yanıt verdi. 

 

2007 yılında ki Tayyip Erdoğan'ın da dediği gibi "Şu anda bir hukuk devletinde yaşıyoruz. Artık idamların, ağırlaştırılmış müebbet hapse dönüştürüldüğü bir dönemi yaşıyoruz." 

 

 

    *     *     *

 

 

İdam söylemleri, şovenist seçim politikalarının ve gündem değiştirme çalışmalarının ötesinde bir yer edinemez. 

 

Çünkü ;

 

•İmzaladığımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi protokollerine aykırı ;

 

Türkiye 1954'te imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin barış zamanında idam cezasının kaldırılmasını öngören 6.protokolüne 2003'te imza attı. Bunununla da yetinmedi, bir yıl sonra tüm koşullarda idam cezasının kaldırılmasını öngören 13. Protokolü de imzaladı ve böylece ölüm cezası mutlak olarak Türk hukukundan çıkarıldı.

 

 

•Kurucu üyesi olduğumuz Avrupa Konseyi üyelik şartlarına aykırı ;

 

Türkiye 1949'dan bu yana Avrupa konseyinin kurucu üyesi. Amacı, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi ilkelerini korumak ve güçlendirmek olan Avrupa Konseyine günümüzde üye olmanın en temel şartı aday devlette ölüm cezasının olmaması. Avrupa konseyinin 47 üyesi var ve hiçbirinde ölüm cezası yok, sırf idam cezası bulunuyor gerekçesi ile Belarus'un üyeliği yıllardır erteleniyor.

 

 

•Avrupa Birliği üyelik şartlarına aykırı ;

 

Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi 2. Maddesine göre :

Herkes, yaşama hakkına sahiptir.

Hiç kimse, ölüm cezasına çarptırılmamalı veya idam edilmemelidir.

 

 

•Birleşmiş Milletler üyelik şartlarına aykırı ;

 

Türkiye Birleşmiş Milletler’in 193 üye ülkesinden biridir ayrıca kurucu üyedir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yaşam hakkı en temel hak olarak kabul ediliyor. Türkiye bu beyannameyi de 6 Nisan 1949 tarihinde onayladı. 

Beyanname’nin üçüncü maddesinde “Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır” denilmektedir.

 

 

•Anayasamıza aykırı ;

 

1982 Anayasamızın 

2.Maddesi : Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.

17.Maddesi ; Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tâbi tutulamaz.

 

 

•Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesin'ne aykırı ; 

 

Türkiye'ninde taraf olduğu bu sözleşmenin 11. Maddesinde "iade talebinin ölüm cezası veya insan onuru ile bağdaşmayan cezayı gerektiren suçlara ilişkin olması durumunda iade kabul edilemez" diyor. 

 

 

•Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin denetleyicisi olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı ;

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yakın geçmişte aldığı emsal kararlarla ölüm cezasının bir insan hakları sorunu olduğunu vurguladı ve vurguluyor.

Sözleşme’nin 46. maddesinde 'Kararların bağlayıcılığı ve uygulanması' kısmında "Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf oldukları davalarda Mahkeme’nin kesinleşmiş kararlarına uymayı taahhüt ederler. Mahkeme’nin kesinleşmiş kararı, kararın uygulanmasını denetleyecek olan Bakanlar Komitesi’ne gönderilir.” denilerek Sözleşme’ye taraf devletlerin AİHM kararlarına uymayı taahhüt ettikleri belirtilmiştir. Türkiye'de sözleşmenin tarafı olduğu için karara uyması gerekir. 

( Türkiye 2002-2017 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararlarına uymadığı için 270 milyon 816 bin lira tazminat ödediğini açıklamıştı. )

Muzaffer Demirsoy

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık