17 Ağustos 2018, Cuma

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

İNSANLIK OLMAYAN YERDE İSLAM OLMAZ

Mahallemizde yılların aşındırmasına karşı dik duran birçok ev vardı. İnsana huzur veren… Tarih kokan… Dünü bugüne taşıyan duruşları, tonton sevimli dedeler, nineler gibi halleri, görenleri, yanlarından geçenleri, farklı otantik bir düşünceye sevk ederdi.

Günlerden bir gün demir tekerli bir canavar girdi onların arasına. Bir tanesini, tarihle olan bağı hatırlatmaktan men etti, yerle bir etti ve hatta yerine kocaman, derin bir çukur açtı.

Ardından adamlar gelerek bir dizi çalışmalarla o çukura büyük bir bina yaptılar.

Tarihi silüet içinde aynalı, duruşuyla kibirli bir yapı…

Sevimsiz mi?

Tarihin içinde o duruş aslında sevimsiz, fakat yeni bir duruş.

Eskiyen yenilenir, yenilenen de eskimeye namzettir.

***

Rivayet odur ki, Hazreti Âdem Aleyhisselam ile Havva validemiz cennetten dünyaya gönderildiklerinde, yeryüzünde, Arafat’ta buluşur, Kâbe’nin bulunduğu yere gelirler.

Hz. Âdem Aleyhisselam, bu buluşmaya şükür olmak üzere, Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun kendisine tekrar verilmesini diler.

O dilek yerine getirilir ve o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz. Âdem Aleyhisselam, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder.

Sonra da oranın etrafını taşlarla çevirir.

Burada ve yapılan bu işlerde bir sevki ilahi vardır. Sevki ilahi ile yapılır işler.

Günümüze gelinceye kadar da çok defa tamir edilmiştir o yapı. Ve her zaman dünyanın merkezi olma özelliğini muhafaza etmiş, dini bir merkez olmuştur.

Kâbeyi art niyetle yok etmek yıkmak isteyenler, buna muvaffak olamamış, ilahi koruma, onların bu işine müsaade etmemiştir.

Meselâ Ebrehe ve ordusu…

Yıllar yılı aşınan, eskiyen Kâbe binası, yıkılma tehlikelerine karşı da tamir edilmelidir.

Fakat millet çekinmektedir?

Ya başlarına bir musibet gelirse..?

Niyetleri kötü değildir, fakat yine de insanlar endişelenmektedir.

Halid bin Velid gibi cesur olan dedesi Muğire, iyi niyetle, tahrip değil tamir niyetiyle, binanın sökümünü yapacak olanların -Ebrehe gibi- başlarına bir musibet yağmaz, dese de kimseyi ikna edemez Kâbe’nin taşlarını yıkmaya, sökmeye…

O tek başına taşları sökerken, bir şey olmadığını görenler ancak o zaman birer ikişer gelirler yardıma ve Kâbe’nin eski duvarları temele kadar indirilir.

Aşağıya indiklerinde yeşil taşlar görürler.

Bunlar Kâbe’nin en eski temelidir belki de. Onları da değiştirmeyi düşünüp o temel taşlarından birini oynattıklarında Mekke sallanır. Belki dünya sallanır. Anlarlar ki daha da ileri gitmemeleri gerekmektedir.

Gitmezler…

Bu temeller belki de Âlemlerin Rabbi’nin dünyayı yaratırken koyduğu bir iz, bir işarettir Allahü ağlem.

Herkes haddini, hududunu, sınırını bilmelidir.

Kâbe dünyanın merkezidir.

Kalbidir dünyanın, Mekke, Kâbe.

Mekke, Kâbe arzın kalbidir…

***

Darmadağınık Müslümanlara hac mevsimi gelmiş ancak;

Dünyada Müslümanlar kan ağlıyor…

Kan ağlıyor Müslümanlarla dünya, Kâbe…

Suriye, Irak, Filistin, Türkistan, Afganistan vs kan ağlıyor, ağlıyor Kâbe…

İslam, içi boşaltılarak menfaatlere alet ediliyor, ağlıyor Kâbe…

Müslüman, şekilden öte geçmiyor, ağlıyor Kâbe…

Din siyasete alet ediliyor, ağlıyor Kâbe…

Kur’an, işe geldiği gibi yorumlanıyor, kullanılıyor, ağlıyor Kâbe…

Peygamber Efendimiz Aleyhi Ekmelüttehaya hafife alınıyor, sünnet tağyir ediliyor, kabul edilmiyor, ağlıyor Kâbe…

Müslüman Müslüman’ı tekfir derecesinde tezyif ediyor, benim gibi düşünmüyor benim partimden değil diye, ağlıyor Kâbe…

Müslümanlara ülkelerinde zulmediliyor, yerlerinden sürgün ediliyor, yokluğa itiliyor, insanlar, analar, babalar kardeşler, bebeler, ağlıyor, ağlıyor Kâbe…

Müslümanlar, insanlık kucak açmıyor mazluma, ağlıyor Kâbe…

İnsanlık sularda boğuluyor, ağlıyor Kâbe…

İnsanların ekmekleriyle, hayatlarıyla oynanıyor, ağlıyor Kâbe…

Çocuklarının istikballeriyle oynanıyor, istikballeri karartılıyor, ağlıyor Kâbe…

Zulmü seyredenler sessiz, suskun, donuk, dilsiz şeytan, ağlıyor Kâbe…

Gözyaşı…

Kan…

Kan, gözyaşı…

***

İnsanlık olmayan yerde İslam olmaz.

Müslümanım diyen önce insan olmalı sonra Müslüman yaşamalı…

Bebeler anaların kucağında sularda boğuluyor, yokluğa itiliyor, cenazelere bile ayrımcılıkla bakılıp muamele ediliyor, sahtekârların tacizleri tecavüzleri gün yüzüne çıkıyor, hastane çöplerinde, parklarda, ceninler, bebeler bulunuyor, menfaat ve para için dünyayı bırak, ahiret bile satılıyor, haksızlık hak yerine konuyor ve insanım hem de Müslüman insanım diyen bu hallere tepkisiz kalıp bakıyor. Sadece insan değil hayvanlar bile insanım diyenlerin zulmünden kurtulamıyor. Bu nedir? Demek ki insanlık ölmüş.

İnsanlık olmayan yerde İslam olur mu?

Olmaz!

Müslümanlık, Kur’an kalpten çıkarılırsa, gönüllerden çıkarılırsa dünya tehlikededir, insan tehlikededir, insanlık tehlikededir…

***

Günlerden bir başka gün, başka bir demir tekerli canavar, girdi mahalledeki tarihin arasına. Yıktı… Yıktı… Yıktı…

Tarihle olan bağları kopardı, yerle bir etti.

Ardından adamlar gelerek büyük bir bina…

Aynalı duruş, kibirli yapı…

Sevimsiz…

Onlar yıkılır yapılır…

Ya yapılmayanlar, yıkılan kalpler, gönüller, ocaklar, hayatlar, gelecekler onların hesabı yok mu?

Müslüman, önce insan olmalı, insani meziyetleri her halde, bütün durumlarda taviz vermeden taşımalı, yaşamalı ve sonra Müslüman olmalı, Müslümanlığı yaşamalı…

Müslümanım demekle Müslüman sadece kimlikte olur, ona da ‘nargile Müslüman’ı’ denir ki ahiret gerilerde, keyf ve dünya en ön planda ve tek amaçtır. Müslümanlığın gerekleri ise menfaate ve çıkara kurban edilmiştir insanlıkla beraber.

Müslümanlık, Kur’an, sünnet-i Rasulullah (sav) kalpten çıkarılırsa, gönüllerden çıkarılırsa, soyutlanırsa, hayatiyetten çıkarılıp şekilciliğe döndürülürse, dünya tehlikededir, insan tehlikededir, insanlık tehlikededir…

Bugün Müslümanım diyenlerin hali de buradan hareketle ibretliktir.

Müslüman ağlıyor,

Kur’an ağlıyor,

Kâbe ağlıyor,

Ülkem ağlıyor,

Bebeler ağlıyor,

Analar, babalar ağlıyor,

İnsanlar ağlıyor,

Kim gülüyor o zaman?

İnsanlığın yaşayıp gülmesi dileklerimle esen kalın. 01.08.2018

 

*

Pir Söz:

İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin. Pablo Neruda

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık