22 Şubat 2019, Cuma

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

Böcekler gidince, bizim de fazla vaktimiz kalmayacak!

Fazla değil 20-25 yıl öncesine kadar, o zamanlar oturduğum Kanlıca tepelerinde akşamları ateş böceklerini izlemek için yürüyüşe çıkardım. Kanlıca’ya son birkaç gidişimde bir tane bile ateş böceği göremedim. Hiç kalmamıştı!

Yaşadığımız büyük kentlerdeki beton yığınları arasında varlıklarını artık unutmaya başladığımız ve gördüğümüzde ya da açık bir pencereden kendilerini davetsiz evimize buyur ettiklerinde rahatsızlık veren ve öldürülmesi gerektiğini düşündüğümüz o minicik canlılardan artık hiç rahatsız olmayacağımız günler oldukça yaklaştı.

Herkese ve özellikle de tüm dünyadaki yetkililere ve yasa koyuculara söylüyorum: Böcekleri bitirmek için yaptıklarınızla gurur duyabilirsiniz!

Halbuki dünyadaki tüm böceklerin ağırlığı tüm insanların ağırlığından 17 kat fazladır ama bu rakam son yıllarda hızla azalıyor! Eskiden hatırlarım, birkaç saatlik şehirler arası yolda bile mola verip arabaların camlarına yapışmış böcekleri temizlerdik. Ama merak etmeyin, artık yaz tatillerinde tatil yörelerine giderken geçtiğiniz tarımsal bölgelerde arabalarınızın camları pırıl pırıl kalacak, hiç kirlenmeyecek! Kırsal bölgelerdeki evlerde pencerelerinizi sineklik olmadan da sabaha kadar açık bırakarak uyuyabileceksiniz. Çok yakında bu dünyada hep birlikte bunları “yaşayacağız! Tabii onlar olmadan yaşayabilirsek.”

Faydalı olup olmadığını düşünmeden hepsine haşere dediğiniz tüm böcekler yok olmaya doğru hızla gidiyor. Yapılan son araştırmalara göre, böcek türlerinin yüzde 40’tan fazlası azalmıştır ve tüm böcek türlerinin üçte biri halen tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Dünya böcek nüfusu yılda yüzde 2,5 azalmaktadır. Eğer gıda üretim şeklimizi değiştirmezsek, bu yüzyıl sonunda dünya tüm böceklerden arınmış, sadece insanların yaşamaya çalıştığı steril bir hale gelecektir! Böcekler doğadaki ekosistemlerin hepsinde mutlaka görev yapmaktadır ve en önemli halkalardan biridir. Böcekler yok olduğunda, neler olacağını bir düşünelim:

Dünyadaki tüm bitkilerin yaklaşık yüzde 80’i çiçek veren bitkilerdir. Bu bitkilerin tozlaşmaya ihtiyacı vardır. Tozlaşma içinse, arılara, kelebeklere ya da tozlaşma yapabilen diğer böceklere ihtiyaç vardır. Rüzgâr ve diğer hayvanlar da bir miktar tozlaşma yapabilse de, tozlaşmanın çoğu doğada böcekler tarafından yapılmaktadır. Tozlaşma yapan böcekler olmadan yeryüzündeki bitkilerin çoğu yok olacaktır. İnsanların tükettiği gıdaların yüzde 50 ile yüzde 90’ı çiçek veren bitkilerden gelmektedir. Buğday[ky1] , arpa gibi tahıllar, pirinç, meyveler, sebzeler böyle bitkilerdir. Ayrıca, insanların yediği tavuk, inek, koyun gibi hayvanlar ve tatlı su balıklarının büyük bir çoğunluğu da bu bitkilerle beslenmektedir.

Öyleyse rahatlıkla söyleyebiliriz ki, gıdalarımız böceklere bağımlıdır!

Böcekler yok olunca, pek çok memeliler ve kuşlar da yok olacaktır. Doğrudan böceklerle beslenmeyen hayvanlar, böceklerin sebep olduğu tozlaşma sonucu üretilen sebze ve meyveleri bulamayacakları için yok olacaklardır. Böceklerin yok olması bir çeşit domino etkisiyle yeryüzündeki tüm yaşamı sona erdirecektir.

Daha da kötüsü, ölen ağaçlar, hayvan kalıntıları şimdi ki kadar hızlı çürümeyecektir. Bakteriler ve mantarlar büyük oranda çürümeden sorumlu olsalar da, ölen canlıların çürümesi sürecinde böceklerin de payı büyüktür. Bakteri ve mantarlardan önce ölen canlıları küçük parçalara ayırırlar. Böcekler yoksa, çürüme süreci çok uzayacak ve her yer çürümekte olan organik madde ile kaplanarak kokuşacaktır.

Kısacası böceklerin yok olması sonucu, varlığı bu ekosistemlerin sürdürülmesine bağlı insanoğlu için büyük bir felaket olacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Böcekler gidince, bizim de bu dünyada fazla vaktimiz kalmayacağı kesindir!

Biological Conservation dergisinde yayınlanan bir analize göre, böceklerin hızla yok olmasının ana sebebi özellikle aşırı pestisit kullanımı başta olmak üzere yoğun kimyasal tarımdır. İkinci derecede önemli sebepler ise kentleşme, yani betonlaşma ve iklim değişikliğidir.  Makalenin yazarlarından Avustralya’daki Sidney Üniversitesi’nden Fransisco Sanches Bayo “Böcek türlerinin yok olmasını durduramazsak, bunun sonucu gezegenimizdeki ekosistemlerin akibeti ve insanoğlunun hayatta kalması için büyük bir felaket olacaktır” demektedir.

Bu görüşe tamamen katılıyorum. Belki de ticari savaşlar, ekonomik krizler bir şekilde aşılabilir ama ekolojik sistemleri dengede tutarak yeryüzünde yaşamı mümkün kılan unsurlardan biri ve en önemlisi böcekler yok olduğunda, onların görevlerini yapacak; karbon, kükürt, oksijen, azot çevriminin sağlıklı ve hızlı devamını sağlayarak organik maddeyi hızla parçalayacak, bitkilerde tozlaşmayı başaracak, kısaca ekosistemler aracılığıyla yaşamı ayakta tutacak, belirli aralıklarla kendi kendini üretebilecek “robot böcekler” yapabilir misiniz?

Yapsanız bile, bu oyuncaklara doğada ne görev yapacaklarını doğa kadar iyi öğretebilir misiniz? Çok övündüğünüz süper hızlı bilgisayarlarınızla doğanın kendi yazılımına eşdeğer bir yazılım yazabilir misiniz?

Cep telefonlarınız akıllı olabilir ama insanoğlu bu kadar ince bir denge üzerinde oturan bu ekolojik sistemleri ayakta tutan böceklerin yok olmasına göz yumacak kadar aptal mı?

Pestisitlerin kullanımına artan bir hızla devam eden ve doğaya böceklere gittikçe daha fazla zarar veren yeni yeni pestisitleri piyasaya çıkaran ve genetiği değiştirilmiş tohumlarla, tarımsal üretimi tekel altına almayı amaçlayan, kapitalist dünyanın kamçıladığı daha fazla kâr etme güdüsüyle gözlerini gönüllü kör etmiş insanoğlu böcekleri yok ederken kendi bindiği dalı kesmiyor mu?

ÇÖZÜM:

Çözüm ekolojik sistemleri de destekleyen ekolojik tarımdır. Doğaya verdiğimiz zarar artık yeter! Daha geç olmadan, böceklerin ve topraklarımızın tamamı yok olmadan, ekolojik tarıma dönmek zorundayız.  Ekolojik tarımın önündeki engelleri kaldırmalıyız. Ekolojik tarımla ürün üreten veya ekolojik tarıma girdi üreten firmalarımızı desteklemeli, en azından önlerindeki bürokratik engelleri tamamen kaldırmalıyız. Hiçbir ülkede bu kadar ağır gübre yönetmeliği bulamazsınız. Yönetmeliğe göre, solucan gübresini bile ısıyla sterilize etmek zorundayız.

 Herhangi bir gübre tesisi açmak için itfaiyeden tutun da, mülkün sahibinin vergi borcu olmadığına kadar yüzlerce gereksiz belge toplamak zorundayız!

Hiç baca gazı olmayan işletmelerden dahi emisyon analizi istenmektedir.  Bu örnekleri çoğaltabilirim.     

Ekolojik tarım yapmak pahalı ya da ekolojik tarımda verim düşük olur düşünceleri koskoca birer YALANDIR!

Ekolojik tarım ne pahalıdır ne de daha az üretir. Yeter ki, zamanında bitki için gerekli besin maddelerini doğal organik kaynaklardan temin edin ve bitkinin hem kök gelişimini destekleyecek (mayalar aracılığıyla), hem fotosentez kapasitesini yükseltecek (fototropik bakteriler aracılığıyla), hem de besinleri bünyesine almasını sağlayacak önlemleri nasıl alacağınızı bilin. Bunu sağlayacak olan şey toprağın organik maddece zengin olmasıdır. Laktik asit bakterileri, topraktaki patojenleri zaten önleyecek, topraktaki zararlı mikroorganizmaların sebep olduğu pek çok hastalığı daha ortaya çıkmadan yenecektir.

 Bizzat kendim son 15 yıldır bu üç tür faydalı mikroorganizmanın birkaç mikroorganizma daha ilave ederek yerli kaynaklardan ürettiğim bir sıvı mikrobiyal gübreyle bitkierin ne kadar iyi ve doğayla uyumlu yetiştiğini gözlemledim. 

Kompost toprağın organik madde içeriğini yükseltir. Ama sadece kompost da tek başına yeterli değildir. Yararlı mikroorganizmalarla zenginleşmiş kompost gereklidir. Bunu ya sıvı mikrobiyal karışımlarla ya da iyi kalitede olgunlaştırılmış faydalı mikroorganizmalarca zengin solucan gübresiyle başarabilirsiniz.

Kompost + sıvı mikrobiyal karışım ya da solucan gübresi kimyasal gübre ihtiyacını çok azaltacak ve birkaç yıl içinde de tamamen ortadan kaldıracaktır.

Kimyasal pestisitlerin yerine, yine fermantasyon sonucu üretilmiş faydalı mikroorganizma + enzimler + anti-mikrobiyal maddeler + biyolojik aktif maddeler + doğal hormonlar içeren bitki özleriyle hazırlanmış doğal sıvı karışımlar kullanılması sonucu kimyasal zehirlere gerek kalmayacaktır.  Çok zorunlu olmadıkça pestisit kullanmaya gerek kalmayacaktır.  İddia ediyorum, bugünkü zehirli pestisit kullanımımızı birkaç yıl içinde onda bire rahatlıkla indirebiliriz. Biraz daha uzun vadede ise, tamamen ortadan kaldırabiliriz.   

Ayrıca, böcekler bizim doğadaki dostlarımızdır. Pek çok faydalı böceğin olduğu (örneğin, uçuç böceği), zararlı böcekleri (afitler) yem olarak kullandığı unutulmamalıdır. Biyolojik mücadelenin tarımda kullanılması en iyisi, değil midir?

SONUÇ

Son olarak, bugün tanzim satışlarda ucuza sebze almaya çalışıyoruz. Bu tabii ki halkımızın ucuza meyve sebze alması için iyi bir uygulamadır ancak kalıcı bir çözüm olmayacağı açıktır. Kalıcı çözüm için daha fazla üretmek ve üretimin maliyetini düşürmek zorundayız. Üreticilerimiz maalesef yüksek maliyetlerden ötürü küskün ve çaresizdir. Çünkü her şeyimiz yurtdışından geliyor.  Kimyasal gübre ve pestisit de öyle. Hem cebimizi vuran hem de böceklerimizi ve topraklarımızı öldüren bu ithal ürünlere ihtiyacımız yoktur ya da çok daha azdır. Çözüm yerli organik atıklarımızı kullanarak kendi üreteceğimiz kompost ve zehirsiz, doğal, biyolojik, faydalı mikroorganizmalar içeren mikrobiyal karışımlardır. Eğer bunu yapmazsak, çok yakın bir gelecekte, tüm böcekleri kaybedeceğiz ve bir kg gıda bir kg altından daha kıymetli hale gelecektir. O zaman tanzim satış çadırları da fayda etmeyeceği kesindir!

Daha geç olmadan lütfen böcekleri koruyacak önlemleri alalım. Hayatımızdan zehirleri kaldıralım, ekolojiye dönelim. Genetiği değiştirilmiş tohumları reddedelim. Doğaya dönelim. Dünyada insanoğlunun varlığının devam edebilmesi için başka hiçbir seçeneğimiz yok! Yetkililer lütfen bunu anlayın!  

Vaktimiz kalmadı!

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık