14 Kasım 2018, Çarşamba

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

Cumhurbaşkanlığı seçimi nasıl kazanılır?

Seçimleri, seçim dönemine indirgeyen, aktörleri içinde yer aldıkları paradigmadan soyutlayan bir anlayışla 2019 seçimlerini tartışıyoruz. Oysa AKP’den Erdoğan’a ve bu çerçevede belirlenecek adaya ilişkin yeni yaklaşımlara, çözümlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.

Şöyle ki; AKP’nin iki dönemi var, ilki sisteme muhalif olduğu dönem, ikincisi sistemle bütünleşip sisteme muhalif kesimleri tasfiye ettiği dönem… Dolayısıyla AKP sıradan bir parti değildir. AKP Türkiye’de “tarihsel blok”un kendisini yeniden üretmesi, egemenliğini pekiştirmesi noktasında çok büyük işlev gören bir partidir.

Türkiye’nin ilk tek parti döneminde, devlet kuruldu ve Cumhuriyet Devrimi kurumsallaştırıldı. AKP’li ikinci tek parti döneminde ise devlet yeniden biçimlendiriliyor. Türkiye devlet yapısı, siyasal kompozisyonu, uluslararası ilişkileri ve içinde yer aldığı blok ve bununla ilişkileri yeniden tasarımlanıyor. Bu yeniden tasarımlama çabası Türkiye’nin birikmiş tarihsel sorunları ve bu sorunlara sistemin nasıl bir cevap verdiğinde ortaya çıkmaktadır.

Bu ülkede iki tarihsel, büyük sorun vardır. İlki Kürt sorunudur, İkincisi İslamcılıktır. Bu çerçevede AKP lideri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sistem tarafından bu iki sorunu geriletmek gibi bir işlevi olduğu görülmelidir. Erdoğan Kürt hareketini geriletmek, FETÖ olarak bilinen siyasal islamın en büyük gücünü tasfiye etme işlevlerini yerine getiriyor. Egemen paradigma bu yönde ilerlemektedir ve yakın-uzak siyasal yapılanma/değişim bu paradigmanın değişimi veya devamı ile doğrudan ilişkilidir.

İlk tek parti döneminde paradigmanın değişimi ile CHP çok partili sisteme geçiş yapmak durumunda kaldı ve bir daha iktidar olamadı. 27 yıllık tek parti iktidarından sonra CHP/SHP’nin kısa süreli iktidarları ve koalisyonları oldu ama tek başına bir dönem iktidara gelmeyi başaramadı. Benzer bir süreç AKP için de geçerli olacaktır. AKP’nin de değişen paradigma ile bir daha iktidar görmesi mümkün görünmemektedir ama mesele mevcut paradigmanın ne zaman ve nasıl bir değişime uğrayacağıdır. Ama bugün itibariyle gerek FETÖ meselesinde gerekse Kürt meselesinde ve son olarak Zeytin Dalı harekatında olduğu gibi sistemin temel ihtiyaçlarını karşılayan tek aktörün Erdoğan olduğunu görmek gerekmektedir.

Erdoğan sistemin aktörü olarak kendisine verilen sorumlulukların farkındadır ve bu çerçevede, belirlenen alan içinde hareket etmektedir. Türkiye’de mevcut paradigmayı okuyacak, bu paradigmayı değiştirecek, “tarihsel blok”u kendi ilişkileri çerçevesinde yeniden yapılandıracak bir aktör, özne ya da hareket AKP dışında mevcut görünmemektedir. Dolayısıyla Türkiye tarihinin en büyük kırılma seçimlerine giderken mesele salt bir aday meselesi olmanın çok ötesindedir. Ancak böyle bir okumanın yapılmadığını da görüyoruz. Sistemi değiştirecek, yeni bir paradigma inşa edecek ve siyasal, toplumsal boyutta genel bir rıza üretecek politik bir tasarımı halkın önüne koymayan hiçbir parti, aktör başarılı olmayacaktır. Seçimleri aktöre, adaya, slogana, ve üç aylık kampanyaya indirgemek seçimi baştan kaybetmektir. Dünya ve ülke gerçekliğinin, çelişkilerinin, çatışmalarının kesişimini görmeden, çözümlemeden ve buraya müdahale edecek bir siyaseti kitlelerin önüne koymadan seçimleri kazanmak mümkün değildir. Seçim sadece sandığa gidip oy kullanmak değildir. Seçim, kitlelerin önüne konan, hayalin, gelecek umudunun oylanmasıdır. Ve elbette gerçeklikle ilişkili vaat ve kadroların gerekliliğidir. Seçimler bu çerçevede kazanılır ya da kaybedilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

BAYRAKLI
yukarı çık