hakan

11 Aralık 2018, Salı

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

CHP, değişim ve solun geleceği

Soldaki değişimin gerekliliği salt CHP’deki kurultay talebine indirgenemez. Kurultay talebi de bir değişim isteği; ya da çabası olmaktan öte ideolojik hattı, hareket tarzı ve hedefi belli olmayan aktörlerin söylemi niteliğine hapsolmuştur ki geçen sürede imza toplanamamasının en önemli nedeni budur. 1980 sonrasında sosyal demokrat hareketin gündemi kurultay olagelmiştir. Bütün olağanüstü kurultay talepleri de politik-ideolojik bir hattın belirlenmesine değil; tamamen kişilerin değişimine indirgenmiş ve genel başkan ve de yakın çevresini değiştirmeye dönük bir tarza hapsolmuştur. Aslında soldaki değişim genellikle ideolojik ve politik yenilenme isteğinin, dünyanı değiştirme talebinin içeride yarattığı bir dalganın neticesinde gelişmiştir ve daha çok altyapısaldır. Oysa CHP’de bugün de tanıklık ettiğimiz şey salt yönetim değişikliği talebidir ve üstyapısaldır. Bu nedenledir ki istenen, beklenen heyecan yaratılamamıştır.

1980 sonrası oluşan genel başkan değiştirmeye odaklı kurultay talebi bir geleneğin devamından öte anlam taşımadığı, CHP’nin sadece içinde değil; dışındaki toplumsal ve siyasal alana bakılarak da görülebilir. CHP dışındaki alan bütün bu tartışmalardan hiçbir heyecan duymamıştır ve bu süreçlerde partiye olan olumlu düşüncelerini de yitirerek kendini bu tartışmaların dışında konumlandırmıştır. CHP içinde de istenilen heyecan yaratılamamıştır; çünkü değişim talep edenler parti kamuoyunun önüne net, somut, açık ve solun önünü açarak siyasal ve toplumsal bir değişimi gerçekleştirecek bir program koymamışlardır. Üstüne üstlük yaşanan tartışmalar 24 Haziran yenilgisi sonrasına denk düştüğü için orada ortaya çıkan yenilgi hissini umutsuzluğa dönüştürmüştür. Bu çerçevede kurultay talebinin sonucu ne olursa olsun çok ciddi bir kırılganlığın, umutsuzluğun oluştuğunu görmek gerekmektedir.

Bugün CHP dahil olmak üzere solun bütün renkleri için temel mesele;

1- Siyaset yapılan alanın, sınıfın, yapının netleştirilmesi
2- Bu alana dönük ideolojik söylemin inşası
3- Bu alanda siyaset üretecek yeni bir örgütlenme tarzının, yapısının tasarlanması
4- Bugünün ihtiyacı olan yeni kurumların meydana getirilmesidir.

Bugün Türkiye’de sol dünya, ülke ve yerel gerçekliklerden koptuğu için ve başka bir alan/evren dahilinde kendi içine dönük bir sürekli yeniden tartışma pratiğine hapsolduğu için aynı hareket tarzına devamlı bir biçimde tanıklık etmekteyiz. Sol bir tür buzul çağındadır. Bu donukluk halini aşmanın yolu salt aktör değişimine bağlandığı sürece aynı sonuçların ve durumların yaşanması kaçınılmaz olacaktır. O halde düşünce ve hareket topoğrafyasını değiştirmek gerekmektedir. Seçimlere odaklanan, istenilen sonuç elde edilmeyince genel başkan değişimini yeterli gören kolaycılığı terk etmek gerekmektedir.

Seçimler;

1- inşa edilen sosyolojinin,
2- ideolojik hareketin,
3- örgütsel çalışmanın
4- doğru propaganda tekniklerinin ve iletişim örgütlenmesinin çıktısıdır.

Başka siyasi hareketlerin inşa ettiği sosyoloji, ideoloji ve örgütsel tarzla girilen her seçimde aynı sonuç kaçınılmazdır. O halde hedef genel başkanlık meselesi olmamalıdır. Hedef bir düzen değişimini formüle eden, halkçılaştıran kapsamlı bir değişim, dönüşüm olmalıdır. Solun, özellikle de sosyal demokratların farkına varması gereken, yüzleşmesi gereken temel mesele devlet-halk ikileminde her zaman halktan yana yer almak zorunda oldukları ve bugün savundukları düzen/devlet yapısının Cumhuriyet devrimine ait olmadığı ve bu devleti kuran Atatürk’ün bile halkı her zaman öncelediği ve değişimi, ancak devrimcileşen halkın sürekli hale getireceğini öngördüğüdür. O nedenle solun bir bütün olarak “eski düzen”e sahip çıkmasının bugün artık hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Türkiye’de yeni bir düzen kurulmuştur ve bu düzen aynı zamanda yeni bir devlet zihniyetidir; ama aynı zamanda bürokratik ve baskıcıdır ve yapılması gereken buna karşı halkın yanında yer almaktır. Türkiye’deki düzeni değiştirmeye odaklanmayan hiçbir güç, kadro, kişi CHP’de değişimi gerçekleştiremez. Ecevit bunu gördüğü ve “bu düzen değişmelidir” dediği için hem CHP lideri olmuş hem de iktidar olmayı başarmıştır. Yani genel başkanlık hedefiyle değişim olmaz; ancak düzeni değiştirme hedefiyle lider olunabilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Makale Yorumları

Makaleye Ait Yorum Bulunmamaktadır.

Yorum Yazın

CAPTCHA security code
Yorum Gönder

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

yukarı çık