Oya Ersoy'Hayvan hakları savunucularının talepleri taleplerimizdir!

İstanbul Milletvekili Oya Ersoy, gündemde olan ve hala nitelikli bir biçimde hayvan haklarının korunmasına dair bir yasa teklifinin gündeme alınmamasını değerlendirdi.

Oya Ersoy'Hayvan hakları savunucularının talepleri taleplerimizdir!

Oya Ersoy, gündemde olan ve hala nitelikli bir biçimde hayvan haklarının korunmasına dair bir yasa teklifinin gündeme alınmamasını değerlendirdi.

Hayvan hakları savunucularının talepleri taleplerimizdir!

Ersoy, bu ülkede bir yasa çıkacaksa eğer bu yasa bir önceki yasa olan 5199 sayılı hayvanları koruma kanununun ötesinde olmalı ve tüm hayvan hakları savunucularının görüş ve önerileri dikkate alınarak hazırlanmalıdır ifadesini kullandı. Ayıca çıkacak yasanın hayvan hakları kanunu şeklinde değiştirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Buğum ülkemizde hayvanlara yapılan işkence, kötü muamele, cinsel şiddet ve av sporu adı altında katledilmesinin kesin bir ceza ile cezalandırılmasının önemini vurgulayan Ersoy, özellikle bunları yapan kişilere idari para cezası verilmeyerek TCK kapsamında hapis cezasının verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Gündemde olan Hayvan Hakları Yasasına İlişkin Görüş ve Önerilerimiz

Doğadaki havadan, sudan ve yaşamdan bütün canlılar olarak eşit bir biçimde yararlanacağımız, hayvanların yaşam haklarını koruyacak ve güvence altına alacak bir yasanın hazırlanmasıdır.

Bugün bir çok yurttaşın ve hayvan hakları savunucularının yıllardır meclisten geçmesi için mücadele ettiği yasa, 2004 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu’ndan ileri ve kapsamlı olması gerekirken basına yansıyan haberlerde de görülmekte ki  neredeyse hiçbir değişiklik olmadan yeniden meclis genel kuruluna geleceği yönündedir.

Hayvan hakları yasası bir ülkede canlılara verilen değer ve onların yaşam hakkını savunmak ile parelel olup, her türlü canlıya yapılacak olan şiddet, işkence , cinsel istismar gibi ceza alması gereken davranışların yasalarda açık, çerçevesi belli yoruma açık olmadan ifade edilmesi gerekir.

Bir yandan petshoplarda kedi, köpek satışının engellenmesi için bu yasa teklifinde öneriler verilirken, tartışmalar sürdürülürken, öte yandan av sporu adı altında neredeyse türü tükenmekte olan ve korunması gerek hayvanlar kazanç sağlamak adına öldürülmektedir. Bunun en kötü sonucu devlet kurumları tarafından yapılan bu durumun denetimsiz bir biçimde birçok kırsalda avcılar tarafından örnek alınarak yapılmasıdır. Şimdi burada çelişik ve kanunun niteliği ve tutarlılığı konusunda şüpheler söz konusudur.

Yine üzerinde önemle durulması gereken bir diğer hususta; Hayvanların bir canlı olarak değil “mal” olarak tanımlandığı yasa da  “Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunmak” ifadesinin kanundan tamamen çıkartılarak, hazırlanacak olan yeni teklifte yerine “hayvanlara  yönelik cinsel şiddet ve istismar” konularak bunun insanlar tarafından tek taraflı olarak şiddet içerikli bir davranış olduğu tanımlanmalıdır. Bir diğer hususta bu şiddet fiillerinin TCK kapsamında ele alınarak “kabahat” kapsamından çıkartılıp idari para cezası vermek yerine “suç” kapsamına alınarak  “hapis cezası” verilmelidir.

Tüm bilimsel araştırmalar şunu gösteriyor ki hayvana tecavüz eden, öldüren ya da işkence eden kişilerin bu fiilleri daha sonra öncelikli olarak çocuğa ve kadına yöneltmektedir.  Yasaya konulacak bu madde sadece hayvanları değil kadın ve çocukları da koruyacaktır.

Bugün uygulanan durumda hayvanlara yapılan kötü muamele, cinsel şiddet fiilerinde kişiler para cezası ödeyerek kurtulmakta ve aynı davranışı devam ettirmektedir.

Diğer bir hususta yasa da sahipli/sahipsiz hayvan ayrımın yapılmasıdır. Eğer sahipli bir hayvan ise “mal “ olarak tanımlandığı için hayvana yapılan kötü muamele ve işkence gibi durumlarda yapan kişinin ceza alması ya da yargı önüne çıkartılması için şu şartların olması gerekir.

“mala zarar verme

madde 151- (1) başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) haklı bir neden olmaksızın, sahipli hayvanı öldüren, işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi hakkında yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.”

Bu maddenin uygulanabilmesi için;

a) öldürülen/yaralanan hayvanın sahipli olması gerekir.

b) hayvanın ille evde ya da bahçede bakılan hayvan olması gerekmez, sokakta bakılan bir hayvan da olabilir.

c) hayvanın sahibi şikayetçi olmalıdır.

d) şikayet yapılırken hayvanın karnesinin fotokopisi de karakol ya da savcılığa teslim edilmelidir.

e) hayvanın karnesi sahipli olduğunu gösterir. şikayetçi olacak kişi ile karnede ismi yazan kişinin aynı kişi olması şarttır.

Bu uygulama maalesef ki ülkemizde bir çok sokak hayvanının zehirlenerek öldürülmesine, tecavüz ve işkenceye uğramalarına neden olmaktadır.

Diğer bir hususta, hayvanlara yönelik İhlallerde ise şikayet şartının aranmamasını, savcılıkların re’sen soruşturma açabilmesini, savcılıklarda mutlaka hayvan hakkı ihlali soruşturma büroları kurulması şarttır. Hayvanlara yapılan kötü muamelenin suç olarak ele alınıp gerekli soruşturmanın başlatılması için şikayet şartı ortadan kaldırılmalıdır.

Hayvanların yaşam hakkının tanınması ve korunması ancak yeni yasada şu değişikliklerin olması ile mümkündür; tüm hayvan hakları savunucuları ile beraber ortak taleplerimiz;

Hayvanlar, Kanun önünde mal ya da eşya olarak değil, “doğuştan gelen haklara sahip ve duyguları olan hissedebilen bireylerdir” olarak tanımlanmalıdır. Yaşam hakları derhal anayasal güvence altına alınmalıdır.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere, mevcut yasadaki “sahipli – sahipsiz hayvan” ayrımı kaldırılmalıdır. Ayrıca mal statüsüne ve mülkiyet ilişkilerine işaret eden “sahipli” hayvan ve genellikle sokak hayvanlarını nitelemek için kullanılan “sahipsiz hayvan” ifadelerinin kaldırılmalıdır. Hayvanların toplum içinde yaşayan, kamusal alanı paylaşan, vatandaşlar olarak korunan, beslenen, bakım gören, hakları da korunması gereken varlıklar olduğu tarihsel gerçeğiyle uyumlu ifadeler kullanılmalıdır.

Hayvana yönelik gerçekleşen öldürme, zalimce davranış, işkence, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme, bir hayvan neslini yok etme fiillerine, ertelemesiz ve indirimsiz hapis cezası yaptırımı getirilmeli, ceza alt sınırı 3 yıl olarak belirlenmelidir. Hayvana şiddet içeren fiiler için ceza miktarı belirlenirken Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi kapsamında takdiri indirim yapılmamalıdır.

Hayvana şiddet içeren fiiller, Tarım ve Orman Bakanlığı ile belediye görevlileri ve hayvana bakmakla yükümlü olan kişiler tarafından gerçekleştirilirse, bu durum “nitelikli hal” kabul edilerek ağırlaştırılmış ceza uygulanmalıdır.

Hayvanlara yönelik hak ihlâllerinin soruşturulması konusunda cumhuriyet savcıları re’sen yetkili kılınmalıdır. Böylece hayvana yönelik şiddet fiilleri için soruşturma açılması, herhangi bir kişinin ya da kurumun şikayeti şartına bağlanmamalıdır; vatandaşın şikayet hakkı ellerinden alınmamalıdır.

Bakımevlerinde rehabilitasyon süresini tamamlayan ve yuvalandırılamayan hayvanlar alındıkları noktaya bırakılmalıdır. Mevcut 5199 Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi aynen korunmalıdır. Bu maddenin değiştirilmesi hayvanların ormanlara, dağ başlarına, bilinmeze gönderilmesi, halihazırda gözden ve insandan uzak yerlere atılmaların resmi hale getirilmesi demektir.

Sorumluluğunu aldığı hayvanı terk eden kişiye en az 10.000 TL idari para cezası uygulanmalı, bu kişilere bir daha bir hayvanın sorumluluğunu alma izin verilmemelidir.

Evcil ve egzotik hayvan üretimi, ticareti ve satışı yasaklanarak suç kapsamına alınmalı ve failler 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmalıdır.

“Yasaklı ırk” ve “tehlikeli ırk” tanımları, listeleri kaldırılmalıdır. Halihazırda barınaklarda müebbet hapse mahkum edilen ve ziyaretçilere kapalı olan bölmelerde tutulan bu köpekler rehabilite edilmeli ve aile yanına yuvalandırılmalıdır.

Nesli tükenen türleri, endemik türleri ve “av hayvanı” olarak tanımlanan pek çok yaban hayvanını zevk, hobi ve spor adı altında katletmeyi hedefleyen avcılık ve av turizmi tamamen yasaklanmalıdır. Çünkü av cinayettir; yasalarla meşrulaştırılamaz.

Hayvanlar için müebbet hapis ve işkence merkezi anlamına gelen hayvanat bahçeleri ve yunus parkları kapatılmalı ve yasaklanmalı, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği üzere yenilerinin açılmasına izin verilmemelidir. Yeni hayvan alımlarının önüne geçmek amacıyla hayvan ithalatına da yasak getirilmelidir.

Hayvanlı kara sirklerinin ve hayvan gösterilerinin hiçbir çeşidinin kurulmasına ya da ülkeye girişine izin verilmemelidir.

Hayvan dövüşleri, güreşleri ve yarışları istisnasız bir şekilde yasaklanmalı, faillere ağır yaptırımlar getirilmelidir.

Hayvan deneyleri yasaklanmalı, hayvan kullanılmayan bilimsel metotlara hızla geçilmelidir.

 Atlı faytonlar ve at arabaları, İstanbul’da olduğu gibi Türkiye’nin diğer illerinde de yasaklanmalı; hayvanların yük taşımak amacıyla kullanılmasına son verilmelidir.

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği gibi hayvanlardan kürk elde etmek, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamak, kürk elde etmek için hayvan yetiştirmek/üretmek kesinlikle yasaklanmalıdır.

Çiftlik hayvanları diye tanımlanan ancak hissedebilen bireyler olan hayvanların öldürüldüğü ve sömürüldüğü tesislere 7/24 kamera zorunluluğu getirilmelidir. Bu hayvanların, kesim merkezlerinde yaşadıkları zulüm gözler önüne serilmelidir. 21. Yy için utanç kaynağı olan canlı hayvan ticareti yasaklanmalıdır.

Her sene yüzlerce kuşu öldüren, patlama riski nedeniyle insan hayatı için büyük tehlike arz eden, gürültü ve çevre kirliliğine sebep olan, insan ve hayvan sağlığına zarar veren havai fişekler yasaklanmalıdır.”

                                                                                                          Oya Ersoy

  İstanbul Milletvekili

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER