24 Ocak 2019, Perşembe

Haberin Kalbi - Türkiye'nin En Güncel Haber Sitesi

CHP'li Necati Tığlı, '2019 Yılı Bütçesi Halkın Bütçesi Değildir' dedi

CHP'li Necati Tığlı, '2019 Yılı Bütçesi Halkın Bütçesi Değildir' dedi

Bu bütçeye neresinden bakılırsa bakılsın tüm kalemleriyle, tüm verileriyle tasarruf bütçesi olmadığını, bilakis son kuruşuna kadar saray rejimine ait olduğunu söyleyen CHP’li Tığlı, “Hazırlanan bu bütçenin, özelleştirmelerden, sigorta fonlarından, bedelli askerlik ve imar barışından elde edilen gelirin, yandaş sermayeye altın tepsiyle sunulan bir bütçe” olduğunu söyledi. 

 

CHP Giresun Milletvekili Necati Tığlı, “Bu bütçe oğluna kıyafet alamadığı için intihar eden İsmail Devrim'in, ataması yapılmadığı için intihar eden öğretmen Ersin Turhan'ın, tutuklanan işçilerin, emeklilikte yaşa takılanların, 3.600 ek gösterge bekleyenin, asgari ücretlinin ve fındık üreticisinin bütçesi değildir.” dedi.

 

2019 Yılı Merkezi Bütçesinin adına “Tasarruf Bütçesi” denilmesini de eleştiren Necati Tığlı, “Bütçe kalemleri içinde yapılan tasarrufun saraya harcanan milyonlar yerine aslında ameliyat masasında narkoz bekleyen, neşter bekleyen hastalar ile atanamadığı için intihar eden öğretmenin cebinden çıkan 10 lira için yaptınız. Siz tasarrufu asgari ücretlinin maaşında, 3600 ek gösterge bekleyenlerde, emeklilikte yaşa takılanlarda, intibak bekleyen emeklilerde, fındık üreticilerinde, çiftçilerde, işçilerde, öğretmenlerde yaptınız.” dedi.

 

19 Aralık 2018 tarihinde TBMM’de 2019 Bütçe Kanunu Teklifinin 12. Maddesi üzerine konuşan Necati Tığlı’nın, 

“Biz insan hakları dedik… Siz terörist dediniz.

Biz emeklilikte yaşa takılanlar dedik… Siz Türediler dediniz.

Biz fındık üreticisi dedik… Siz hem alay ettiniz hem de alkışladınız.

Biz kadın cinayetleri dedik… Siz Abartılıyor dediniz.

Biz iş cinayetleri, tren kazaları, istifa dedik… Siz fıtrat dediniz.

Biz çocuk istismarı, Ensar Vakfı dedik… Siz Bir kereden bir şey olmaz dediniz” sözleri geceye damgasını vurdu.


Giresun Milletvekili Necati Tığlı’nın yaptığı konuşmaya bu linkten ulaşabilirsiniz.

 

https://www.facebook.com/necatitgl/posts/1495552043921461?comment_id=1495660937243905&notif_id=1545304574068128&notif_t=feed_comment

 

 

 

Konuşmanın Tam Metni Şöyle:

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yazılı ve görsel basına baktığımız zaman Mecliste sanki vatandaşın bütçesi görüşülüyormuş gibi bir izlenim var, hâlbuki öyle değil. Bir kere, herkes şunu çok iyi bilmeli: Bu bütçe tasarruf bütçesi falan değil, bu bütçe neresinden bakarsanız bakın sırtını saray rejimine yaslayanların bütçesidir.

 

Bu bütçe oğluna kıyafet alamadığı için intihar eden İsmail Devrim'i ve ataması yapılmadığı için intihar eden öğretmen Ersin Turhan'ın bütçesi değildir.

Bu bütçe AKP'nin inşaatlarında yevmiyelerini istedikleri için tutuklanan işçilerin bütçesi değildir.

Bu bütçe emeklilikte yaşa takılanların, 3.600 ek gösterge bekleyenin, asgari ücretlinin ve fındık üreticisinin bütçesi değildir.

 

Bu bütçede Diyanetin ödeneği 10 milyarın üzerine çıkıyorsa, Bilim ve Sanayinin ödeneği tasarruf adına 2 milyar 500 milyon lira düşüyorsa, üniversitelere ayrılan pay yerinde sayıyorsa bu üç örnek bile bütçenin kendi içinde adaletsiz dağıldığını göstermiyor mu?

 

Bu bütçe özelleştirmelerden, sigorta fonlarından, bedelli askerlik ve imar barışından elde edilen gelirin yandaş sermayeye altın tepsiyle sunulduğu bütçedir. Bu bütçe vergi barışından, Varlık Fonu'ndan elde edilen gelirin saray rejimine aktarıldığı bütçedir. 

 

Yaptığınız iktisadi hatalardan kaynaklı ülkemize yaşattığınız kriz nedeniyle vatandaşı önce zam yağmuruna tuttunuz, sonra çıkıp "Kriz-Mriz yok, bunlar dış güçlerin oyunu” dediniz.

Madem ülkede kriz yok, o hâlde neden bütçenin adı tasarruf bütçesi? Tabii ki tasarruf yapılmalı.

 

Siz tasarrufu saray saltanatı için harcanan milyonlarca lira yerine ameliyat masasında narkoz bekleyen, neşter bekleyen hastalar için yaptınız.

Siz tasarrufu kamunun milyonluk araçları yerine, atanamadığı için intihar eden öğretmenin cebinden çıkan 10 lira için yaptınız. Siz tasarrufu asgari ücretlinin maaşında, 3600 ek gösterge bekleyenlerde, emeklilikte yaşa takılanlarda, intibak bekleyen emeklilerde, fındık üreticilerinde, çiftçilerde, işçilerde, öğretmenlerde yaptınız.

 

Kısacası, siz tasarrufu vatandaşların hakları üzerinden yaparak yetimin, kadının, işçinin hakkını yediniz. Türkan Saylan'ın, Ali Tatar'ın, Kuddusi Okkır'ın hakkını yediniz. Bu toprakların sahibi olan ve dünyaya gelmemiş çocuklarımızın, geleceğimizin hakkını yediniz. 

 

Kıymetli vekiller, çok basit bir matematik hesabı yapacağım: 4 kişilik bir aile, anne baba asgari ücret alıyor, 1.603 artı 1.603 lira, eve giren ücret 3.206 lira. Hepsiyle soğan almak istese 610 kilo soğan alabiliyor. Tabii, malumunuz, evin ödemesi var 800 lira kira, 800 lira faturalar, doğal gaz, elektrik, su, internet, telefonlar... O zaman cepte kalan 1.606 lira. Biliyorsunuz, AKP'yle yaşamak çok pahalı bir yaşam şekli. Çocukların okul masrafı var, defter, kalem, beslenme falan derken aylık 500 lira. Daha bitmedi, karı kocanın bir de yol masrafı var, o da 480 lira; etti mi size 980 lira daha. Onu da 1.606 liradan düştük mü elde avuçta kalan sadece 626 lira. Hâlâ soğan almak isterse 120 kilo soğan alabilir. Aile boyu her öğün, sabah akşam simit yer, çay içerse aylık masrafı 400 lira. Geriye kaldı mı tamı tamamına 226 lira, kişi başına 56,5 lira eder yani günlük 2 liranın altında. Benim vatandaşım 2 liraya ya bir simit alacak ya da 3 tane soğan alacak ya da oturacak bu bütçeye ağlayacak.

 

Sonuç olarak, biz "insan hakları" dedik, siz "terörist" dediniz, biz "emeklilikte yaşa takılanlar" dedik, siz "Türediler." dediniz. Biz "fındık üreticisi" dedik, hem alay ettiniz hem alkışladınız. Biz "kadın cinayetleri" dedik, siz "Abartılıyor." dediniz. Biz "iş cinayetleri, tren kazaları, istifa" dedik, siz "fıtrat" dediniz. Biz "çocuk istismarı, Ensar Vakfı" dedik, siz "Bir kereden bir şey olmaz." dediniz.

 

Ve sonunda siz bu ülkeyi adalete ve hukuka muhtaç ettiniz. Kısacası yolsuzluk, yoksulluk ve yalan üzerine inşa edilmiş bu bütçeden milletin hayrına bir şey çıkmaz.

 

Partim, grubum, beni buraya gönderen millet adına bu bütçeyi kabul etmiyorum, bu bütçeye "hayır, hayır, hayır"diyorum.

BAYRAKLI
yukarı çık